İşgal edildikten sonra katliam ve talanla nüfus yapısı değiştirilmeye çalışıldığı; keyfi gözaltı, zorla kaybettirme, malvarlığına el koymanın sıradanlaştığı Efrîn’in atanmış sorumlusu Hatay Vali Yardımcısı Şenol Bozacıoğlu, 1994-96 yıllarında Cizre’de kaymakamdı...
Efrin’de, Türk çeteleri tarafından kaçırılan Kürt tüccar Seîd Mecîd Reşîd, ailesinden 25 bin dolar fidye alındıktan sonra katledildi. Türk devletinin daha Kürdistan uyguladığı özel savaş yöntemlerinin tamamının boca edildiği Efrîn’i yönetmek için Türk devleti tarafından atan isim ise bu işlere yabancı olmayan bir devlet görevlisi. Hatay Vali Yardımcısı Şenol Bozacıoğlu, 90’lı yıllarda Şırnak’ın Cizre ilçesinde kaymakamdı.
Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı Efrîn Kantonu, 20 Ocak 2018’de ‘Zeytin Dalı’ adı verilen işgal saldırısına uğradı. Efrîn, halen Türk ordusu ve çetelerinin işgali altında. Yüz binlerce kişinin göç etmek zorunda bırakıldığı kent, o günden bu güne keyfi gözaltı, zorla kaybedilme, malvarlığına el koyma ve yağmalamaya maruz kalıyor. Bu durum Uluslararası Af Örgütü gibi kurumların raporlarına dahi yansıdı. Af Örgütü, Efrin’de yaşananlara dair ilkini Şubat 2018’de yayımladığı raporunda, 22 Ocak ile 21 Şubat 2018 tarihleri arasında aralarında 24 çocuğun da bulunduğu 93 sivilin katledildiğini, 51 çocuk dahil olmak üzere 313 sivilin de yaralandığını kaydetti.
Bu rapordan 7 ay sonra Ağustos 2018’de ikinci bir rapor daha yayımlayan Af Örgütü, Türk işgali altında bulunan Efrîn’de yaşananlarla ilgili yapılan derinlemesine araştırmaya dayanarak, Türk ordusuna bağlı çeteler tarafından sivillere yönelik ağır insan hakları ihlallerinin gerçekleştirildiğini duyurdu. Raporda, Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu Efrîn’de evlerin yağmalanması, keyfi tutuklamalar, işkence ve sivillerin ortadan kaybolması gibi ağır insan hakları ihlallerinden Türkiye ve çetelerinin sorumlu kaydedildi.
Af Örgütü: Türkiye işgalcidir
Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu Araştırma Direktörü Lynn Maalouf, “Bölgede Suriyeli silahlı gruplar tarafından gözaltına alınan, işkence edilen ve zorla kaybettirilen insanların dehşet verici hikayelerini dinlediklerini ve Türkiye güçlerinin denetimsiz bıraktığı bu silahlı grupların sivillere büyük zararlar vermeyi sürdürdüğünü” ifade etti. Türkiye’yi “işgalci güç” olarak tanımlayan Maalouf, “Türkiye, sivil nüfusun esenliği ile şehrin asayişinden sorumludur. Şimdiye dek, bu sorumluluğunu hiçbir şekilde yerine getiremeyen Türk ordusu, Suriyeli silahlı gruplara üstü kapalı işlerini yaptırarak sorumluluktan kaçamaz. Türkiye, daha fazla gecikmeden, müttefiki olan silahlı grupların gerçekleştirdiği ihlallere son vermeli, sorumluların hesap vermesini sağlamalı” demişti.
Fidye alınıp katledildi
Kentte yaşanan keyfi gözaltı, zorla kaybedilme, malvarlığına el koyma ve yağmalama durmadı. Son olarak Efrîn’in Reco ilçesine bağlı Etmana köyünde zeytin ticaretiyle uğraşan Kürt tüccar Seîd Mecîd Reşîd, 4 ay önce kaçırıldığı Ehrar El Şerqiya çetesi tarafından ailesinden fidye alındıktan sonra katledildi. Reşîd’in işkence izleri bulunan cansız bedenine 2 Şubat günü Mirkan ve Kaxire köyü arasındaki ağaçlık bir alanda ulaşıldı.
Yansıyan bilgilere göre, Reşîd’i alıkoyan Ehrar El Şerqiya çetesi, serbest bırakılması karşılığında ailesinde yüksek meblağda fidye istemiş, aile ise ancak 25 bin dolar verebilmişti. Ehrar El Şerqiya çetesi elemanları, ailesinden fidye aldıktan sonra Kürt tüccarı katletti.
40 kişi katledildi
Efrin İnsan Hakları Örgütü verilerine göre, kentin işgal edildiği 20 Ocak 2018’den bu yana 40 Kürt işkence ve doğrudan ateş açılarak katledildi. Son olarak Türkiye istihbarat üyelerince 29 Ocak’ta Efrîn’in Mabata ilçesinde alıkonulduğu belirtilen Şiyar Yûsif isimli sivilin akıbeti de belirsiz.
Sorumlu isim tanıdık
İşkence, keyfi gözaltı, alıkoyma ve zorla kaybetmelerle anılan Efrîn’in yönetiminden oldukça dikkat çekici bir isim sorumlu. O da aynı zamanda ‘Afrin Mülki İdare Amiri’ görevinde bulunan Hatay Vali Yardımcısı Şenol Bozacıoğlu. Şenol Bozacıoğlu, tıpkı bugün görev yaptığı Efrîn’de yaşandığı gibi ‘faili meçhul’ cinayetler ve işkenceler ile hatırlanan Şırnak’ın Cizre ilçesi ile özdeşleşmiş bir isim. 1962 İstanbul doğumlu olan Bozacıoğlu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1986’da Bursa Kaymakam adayı olarak mesleğe başladı. Hakkari’nin Gever ve Şemdinli ilçelerinde görev yapan Bozacıoğlu, 1994-96 yılları arasında ise Şırnak’ın Cizre ilçesinde Kaymakamlık yaptı. Adana Seyhan’da kaymakamlık yaparken Hatay Vali Yardımcısı olarak atanan Bozacıoğlu, ‘Zeytin Dalı’ adlı işgal saldırısı akabinde 2 Temmuz 2018’de ‘Afrin Mülki İdare Amiri’ olarak görevlendirildi.
Cinayetler, asit kuyuları
Bozacığlu, Cizre’de 1993-95 yılları arasında 21 kişinin gözaltında kaybedilmesi ve faili meçhul cinayetle öldürülmesiyle ilgili görülen ve sanıkların beraat ettirildiği “JİTEM Davası”nda ‘tanık’ olarak dinlenmişti.
Soruşturma, Ergenekon Davası tanığı Tuncay Güney ile Abdülkadir Aygan’ın, sözkonusu yıllar arasında Şırnak ve Cizre’de katledilen kişilerin asite atıldıktan sonra Cizre’deki BOTAŞ Karakolu ve civarındaki kuyulara gömüldüklerini iddia etmeleri üzerine açılmıştı. İddialar üzerine Şırnak Barosu suç duyurusunda bulunarak kuyuların açılmasını istemiş, Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı da kuyuların açılmasına karar vermişti. Kuyularda çeşitli kemiklere rastlanmıştı.
Yine 1993-1995 döneminde Cizre Belediye Başkanlığı görevini yürüten Kamil Atak’ın kardeşi eski korucu Mehmet Nuri Binzet, 2009’da adli bir suçtan dolayı Midyat Cezaevi’nde tutuklu olduğu sırada Midyat Savcısı’na tanık olduğunu yazdığı ve dönemin Cizre İlçe Jandarma Komutanı, emekli Jandarma Kıdemli Albay Cemal Temizöz ve ekibi tarafından gerçekleştirildiğini söylediği birçok eylemle ilgili beyanlarda bulundu. Alınan bu beyanlar akabinde dönemin Cizre İlçe Jandarma Komutanı, emekli Jandarma Kıdemli Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı ve korucubaşı Kamil Atağ, Kukel Atağ, Tamer Atağ, Adem Yakin, Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ ve Burhanettin Kıyak hakkında “suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturma ve bu teşekküle üye olma, adam öldürmeye azmettirme ve adam öldürme suçlarından” iddianame hazırlanıp, dava açıldı.
12 yaşındaki bile vardı
İddianamedeki faili meçhul cinayetlerin ilki 1993 yılı başında ve sonuncusu 1995 yılının Mayıs ayında gerçekleştirildi. Silopi’de yaşayan Abdullah Efelti’nin zorla kaybedilmesi dışında bütün maktuller Şırnak’ın Cizre ilçesi merkezinde ya da köylerinde yaşarken zorla kaybedildi ya da öldürüldü. En büyüğü 48, en küçüğü 12 yaşındaydı. Ancak 16 yıl sonra Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılabilen dava 2014’te Cizre’ye, 2015 başında da “güvenlik gerekçesiyle” Eskişehir’e nakledildi.
‘Bilgim yok’ deyip geçiştirdi
Davanın 18 Mart 2011’de görülen duruşmasında o dönem İzmir’in Buca ilçesi Kaymakamı olan Şenol Bozacıoğlu da dinlendi. Bozacıoğlu, ifadesinde Cizre’de yaşanan dava konusu cinayetlerle ilgili bilgi ve görgüsünün olmadığını söyledi.
48 duruşması görülen davanın 5 Kasım 2015 tarihli son duruşmasında Cemal Temizöz dahil 8 sanık için “tanıkların ifadelerinin ve olaylarla ilgili kesin, inandırıcı ve vicdani kanaate uygun delil bulunmadığı” gerekçesiyle ayrı ayrı beraat kararı verilmişti.
ŞEHBA
Girê Spî’de de öyle
Daha önce DAİŞ’in işgali altında vahşeti yaşayan Girê Spî halkı, Türk devleti ve çetelerin kenti işgal ettiği süre boyunca kaçırma, talan, öldürme, tecavüz gibi insanlık dışı uygulamalara maruz kaldı.
Türk devleti ve “Suriye Milli Ordusu” adı altında bir araya getirdiği DAİŞ/El-Nusra artığı çeteleri, Kuzey-Doğu Suriye’ye 9 Ekim 2019’da işgal saldırıları başlatarak, katliamlar gerçekleştirdi. İşgal saldırıları ile en az 300 bin sivil zorunlu göçe maruz bırakıldı. DAİŞ çetesinin işgali döneminde vahşeti yaşayan Girê Spî ve Silûk beldesi sakinleri, Türk devletinin işgali ile birlikte aynı zulüm ve karanlığı yeniden yaşamaya başladı. Girê Spî’de ‘Güvenli bölge’ bahaneleriyle yapılan insanlık dışı uygulamalar her geçen gün artarak devam ediyor.
Göç ettirme ve nüfus değişimi
Türk devleti işgal ettiği bölgelerin demografik yapısını değiştirebilmek için binlerce sivili yerinden zorla göç ettirdi. Göç ettirdiği sivillerin yerine çeteleri ve ailelerini yerleştiriyor. Çeteleri Girê Spî’ye yerleştiren Türk devleti, Girê Spî’nin asıl sahiplerini yerleştirdiğini iddia etmekten de geri durmuyor. Ezaz, Cerablus, Bab, İdlib’den getirdiği çeteleri zorla göç ettirdiği sivillerin evlerine yerleştiriyor.
ANHA’nın ulaştığı yerel kaynaklara göre Türk devleti Ezaz’dan getirdiği 180 çete ailesini Girê Spî’nin Leyl ve Çawîş mahallelerine yerleştirdi. Çetelerin çoğunluğu Kürt ailelerin evlerine yerleştirildiği biliniyor. Diğer yandan DAİŞ ile ilişkisi bulunan ve QSD’nin Kuzey-Doğu Suriye’yi özgürleştirme hamleleri sırasında Türkiye’ye kaçan 500’e yakın çete elemanı, Türk devleti eliyle Girê Spî’ye getirildi.
Türk devletinin Eyn Îsa kampına yönelik bombardımanı sonrası kamptan kaçan DAİŞ’li kadınlar da Eyn Erûs kasabası ile Leyl, Ermen ve Cisir mahallelerine yerleştirilmiş durumda.
Bir yandan da Türkleştirme
Türk devleti işgal ettiği şehirlerde ilk olarak kentin ana dinamikleri ve tarihi yapılarına yöneliyor. Kentte bulunan tüm okullarda Türkçeyi zorunlu kılan Türk devleti, ana dilde eğitimi ise yasakladı. Kent merkezinde bulunan Elem Kavşağı’nın ismi değiştirilerek ‘Ela El Sewas’ isimli çetenin adı verildi. Yine Belediye Kavşağı’nın da adı ‘Tîba’ olarak değiştirildi. Mişrifa köyünde bulunan okulun adı ‘Barış Pınarı’ yapıldı ve okuldaki öğrencilere Türkçe ders materyalleri dağıtıldı. Bunların yanı sıra kentin birçok noktasına Türk bayrağı dikildi. Ayrıca hastane ve diğer hizmet kurumlarının isimleri de Türkçeleştirildi.
İşgalcilerin yaptıkları bunlarla sınırlı değil. Sivillere Türk kimliği dağıtan işgalciler, Suriye kimliğiyle gezen sivilleri tutukluyor.
Halk ekmek bulamıyor
İşgalci Türk devleti kent sakinlerine karşı aç bırakma siyaseti güdüyor. Silûkê beldesinde halkın ekonomik durumu her geçen gün kötüye giderken birkaç defa da bununla ilgili protesto eylemi yapıldı. İşgal edilen yerlerde yaşam koşulları çok zorlaşmış durumda. Elektriğin olmayışı, yakıt sorunlarının baş göstermesinin yanı sıra halk, ekmek ve içme suyu gibi temel yaşam malzemelerine ulaşmakta zorluk çekiyor. Depolarında buğday ve arpa bulunan köylülerin malları da talan edildi.
İşgalciler, Silûkê’nin güneyinde bulunan Dihêz depolarında bulunan yaklaşık 50 bin ton arpa ve buğdaya el koydu. Xefet Salim (Qizelî) bölgesine yönelik bombalı saldırılar nedeniyle bölgede bulunan depolar kullanılamaz hale geldi. Siviller ekmeğe dahi ulaşmakta zorlanıyor. Kent sakinleri bir ekmek alabilmek için fırınların önünde saatlerce sıraya giriyor. Bu politika bölgeyi boşaltmayı amaçlayan Türk devleti tarafından bilinçli olarak izleniyor.
Kaçırma ve öldürme
İşgalci Türk ordusunun işgal ettiği yerlerde kaçırma ve öldürme olayları eksik olmuyor. Çeteler, çoğu kez kaçırdıkları sivili serbest bırakmak için ailelerinden fidye istiyor.
Türk devleti çeteleri, Eyn Îsa kampı eski yöneticisi Celal Eyaf’ın çocukları Hesen Eyaf (16) ve Ebdulrehman Eyaf’ı (18) kaçırdı. Çeteler çocukları serbest bırakmak için 22 milyon Suriye Lirası fidye istedi. Her iki çocuğun da akıbeti halen bilinmiyor.
Arap Bû Esaf aşiretinden 10 sivil kaçırılarak serbest bırakılmaları karşılığında 12 milyon Suriye Lirası ve 2 kamyon fidye istendi. Çoğunluğunun Türkmen olduğu Dadat köyünde de onlarca genç kaçırıldı.
4 Aralık 2019’da Sukeriyê köyünde ilaç dağıtan bir sivil kaçırıldı.
Silûkê’nin 30 km kuzeyinde bulunan Zeydî köyünde çeteler 5 evi basarak 20 kişiyi kaçırdı. Kaçırılanların çoğu çocuktu. Köydeki diğer Arap aileler de göçe zorlandı. Eyn Erûs kasabasında da bazı evleri basan çeteler, gençleri kaçırdı. Kaçırılan genç sayısı tam öğrenilemedi.
Kendilerine Cebha Şamiyê ismini veren çete grubu “Temahî” ve “Xelîl Şewax” isimli telefoncu dükkanlarını basarak sahiplerini kaçırdı ve dükkanları talan etti.
Sivillere katletmeye devam eden çeteler, Erîda köyünde Mehmûd Zahir (60) ve Berho Elo (65) isimli sivilleri katletti. Sivillerin katledilme nedenleri ise öğrenilemedi.
Taksi şoförü Emar Hecî de arabasına binen çeteler tarafından kaçırılarak vahşi bir şekilde katledildi.
Çocuklara işkence
Çeteler Celkê köyünde yaşayan Mihemed Bozan Seyid isimli sivili kaçırarak işkence etti. Günlerce çetelerin elinde işkenceye maruz kalan Mihemed’in ardından çeteler köyde yaşları 13-15 arasında değişen dört çocuğu daha kaçırdı. Çeteler tarafından kuşatılan köydeki aileler zor da olsa Eyn Îsa’daki İç Güvenlik Güçleri’ne ulaşabildi. Çocuklardan henüz bir haber alınabilmiş değil.
Yerel kaynaklar Girê Spî’nin köylerinde çok sayıda cezaevi bulunduğunu ve bu cezaevlerinde çocuklara ve gençlere işkence yapıldığını aktardı.
Girê Spî göçmenleri kampı yöneticisi Fadiya Şerîf Xelîl, işgal edilen bölgelerde yaşamın çok zorlaştığını ifade etti. İşgal edilen yerlerde yaşayan kadınların şiddetle yüz yüze kaldığını belirten Fadiya, hiçbir insani kuruluşun şiddete maruz kalan kadınlara el uzatmadığını dile getirdi.
Kormazatê köyünde çeteler sivillere ait bazı evleri yıktı. Hiwêca köyünde Fadil Şiblî’nin evi de evinde Suriye rejimine ait silah bulundurduğu gerekçesiyle yıkıldı.
28 çete elemanı öldürüldü
Efrîn Kurtuluş Güçleri (HRE), Türk ordusu ve bünyesinde çetelere yönelik eylemlerde 28 Türk savaş elemanın öldürüldüğünü bildirdi.
Efrîn Kurtuluş Güçleri (HRE) tarafından yapılan yazılı açıklamada, eylemlerle ilgili şu bilgileri verdi:
- Türk ordusu ve çeteleri, 1 Şubat’ta Şehba bölgesine bağlı Til Rihal köyü ve Radar Tepesi’ne yönelik ağır silahların desteğiyle karadan saldırı düzenlendi. Karşılık verilmesi sonucu saldırı boşa çıkartıldı. Yaşanan çatışmalarda 22 Türk savaş elemanı öldürüldü, onlarcası da yaralandı. Aynı gün işgalci ordu tarafından Şera, Şêrawa ilçeleri ve Şehba bölgesi aralıksız bombardımana tabi tutulmuştur. Ayrıca bölgede keşif uçağı hareketliliği devam etti.
- HRE savaşçıları, 3 Şubat günü Mare alanı ve Şera ilçesine bağlı Meryemîn köyünde işgalci Türk ordusu ve çetelerine iki sabotaj eylemi düzenledi. Bu eylemler sonucunda; Meryemîn köyünde 1, Mare alanında da 4 Türk savaş elemanı öldürüldü, 3’ü de yaralandı.
- Savaşçılar, 30 Ocak günü de Şera ilçesine bağlı Dûraqliya ve Qizilbaşa köyleri arasında Feylaq el-Şam çetesine ait 1 araca sabotaj eylemi düzenledi. Araç imha edildi; 3 Türk savaş elemanı öldürüldü, 2’si ise yaralandı.