Diyorlar ki, "vatan bölünmez". Yani Kürdistan da onların vatanı. İyi, hoş, güzel de, neden "size ait olan vatanın" yine "size ait olan şehirlerini yakıp yıkıyorsunuz?
İnsan kendi şehrini yakar mı?
Bu durumda ya siz kendi şehirlerini yakan birer tımarhanelik Neron’sunuz.
Ya da yalan söylüyorsunuz.
"Bu şehirler bizim" derken, aslında "bu şehirler bizim olmadığı için, Kürdistan’ın şehirleri" olduğu için yakıp, yıkıyoruz" diye düşünüyorsunuz.
Diyorlar ki, "hepimiz Türküz"
Yani Kürtler de Türk.
İyi, hoş, güzel de, neden kendi milletinizin insanlarını öldürüyorsunuz?
İnsan kendi milletini öldürür mü?
Bu durumda siz ya "millet katilisiniz"
Ya da yalan söylüyorsunuz.
"Kürtler de Türktür" derken, aslında bu şehirlerde yaşayanlar Türk olmadığı için onları öldürüyoruz diye düşünüyorsunuz.
Belli ki vatan, millet adına, Kürdistan’ın şehirlerini, içindeki Kürtlerle birlikte yakıyorsunuz.
Böyle olduğu için Kürdistan’ın dışındaki şehirleriniz rahat, Türkler asude. İşler tıkırında. Öyle mi?
Ben şimdi size, asıl tehlikenin Türk çoğunluğun yaşadığı şehirlerin tepesinde dolandığını anlatacağım. Ama önce pozitif gelecek hakkında:
Suriye savaşının ileriki aşamalarında, yani Ezaz düştükten, Cerablus kurtulduktan, tüm Suriye sınırının bir santim güneyinde Rojava Kürdistan’ı kurulduğunda, kurulan bu Kürdistan, federal Suriye devletinin asli bir parçası olduktan ve bu "kantonal Kürdistan", hem ABD ve Rusya’yla barışın temini ve Suriye’nin yeniden inşası için diplomatik ilişkiler kurduğunda, daha da önemlisi, Rojava Kürdistan’ın siyasi güçleri Güney Kürdistan’ın Goran’ı, YNK’si ile birleşip, Barzani’yi de Kürdistan ulusal birliğine ikna ettikten sonra, o gün, Türkiye değil, AKP yıkılır.
Ve o gün, eğer TBMM’de demokratik bir çoğunluk ortaya çıkarsa, bir saat içinde Irak’tan, Suriye’ye kadar uzanan sınırların güneyindeki Güney ve Rojava Kürdistan’ını Türkiye tanır. Muazzam bir Türk-Kürt ittifakı kurulur. Bu ittifak karşısında AB Türkiye ile ilişkilerini kökten değiştirir. Sınırlarını açar. İran kendi Kürdistan’ının özgürlüğünü kabul eder. Nüfusunun çoğunluğu Azeri olan İran yıkılmamak için Türkiye ile ittifaka girer. Rusya Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunları çözer ve yeniden 1925 Lenin-Atatürk dönemi dostluk anlaşmasını tazeler. Kuzey'de Dicle-Fırat suyu, Güney'de, Batı'da petrol, yüz milyonluk emek, halka refah getirir.
İşte AKP bu geleceği, sırf yıkılmamak için önlemeye çalışıyor. İşte bu amaçla Suudi Kralı ve Katar şeyhiyle birlikte Türkiye’yi Suriye savaşına doğrudan sürüklüyor. Eğer bu önlenemezse, Türk ordusu YPG mevzilerini vurduğu "fırtına obüsüyle" sınırı aştığı gün İran ve Rusya’ya karşı savaş açmış olacak. Tıpkı İran-Irak savaşında olduğu gibi milyonlar ölecek. Savaşın ilk kanlı ayından sonra Türk-Sünni ılımlı mütedeyyinler, Selefileşecek, Türkiye Türk-Kürt ve Alevi-Sünni iç savaşına sürüklenecek. Türkiye yalnız yoksullarıyla değil, sermayesiyle, ordusuyla, devletiyle felakete yuvarlanacak.
İşte o zaman, bugün Kürdistan’ın şehirleri olduğu ve içinde Kürtler yaşadığı için o şehirleri yakıp yıkanlar, içindekileri öldürenler, bu defa kendi şehirlerini yakıp, yıkmış ve kendi Türklerini öldürmüş olacaklar… O zaman, "vatan-millet bölünecek", Türkiye küçülecek, "petrolsüz" bir Körfez şeyhliğine benzeyecek, petrol ve kan kokan Suudi dolarına muhtaç olacak ve iktidardakiler Kralın soytarılarına dönüşecek…
"Türkiye cephesi"ne ihtiyaç kesindir.
Soruyorum şimdi: Ey CHP’liler, ey Sözcü yazarları, ey ulusalcılar, ey Alevi dedeleri, ey "devletimizin arkasındayız" diyen Ertuğrul Özkökler, ey Koçlar, Doğanlar, TÜSİAD’çılar, hatta ve hatta ey MHP’liler ile analarının evini bile koruyamaz olan Cemaatçiler; daha da fazlası, ey Genelkurmayın okuduklarını henüz unutmamış olan mensupları, ve elbette ey Müslümanlığın "barış dini" olduğuna hala inanan dindar insanlar, böyle bir geleceğe ne diyorsunuz?
Ölülerini çıplak teşhir ettiğiniz Kürt kadınının anneleri, babaları, kardeşleri, onların silaha sarılan ve sarılmayan bütün yakınları, hala Türklerle "birlikte yaşamaktan" söz ediyor.
Uzatın elinizi Kürtlere ve Kürdistan’ın bütün parçalarına…
Vatanınızı ve milletinizi kurtarın!