Sizi bilmem ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri sonuçları benim için büyük sürpriz oldu. Açıkçası bu kadar büyük bir fark beklemiyordum, umarım AKP halkların kendisine ilettiği bu mesajı doğru okur ve gerekli adımları atar.
Seçimlerde AKP’nin adayı Binali Yıldırım’ı ne zaman düşünsem aklıma Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı iken bulut bilişim ile ilgili yaptığı bir konuşma gelir. Demişti ki “Bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın, nimetlerinden kullanıp yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktın mı o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine fazla şey yapmamak lazım.” Teknolojiden sorumlu en üst düzeydeki kişi nasıl böyle talihsiz bir açıklama yapar, Abdullah Gül’ün de dediği gibi “İnsan gerçekten hayret ediyor”. Bu konuşmayı Amerikan eski Başkanı Barack Obama’nın video oyunları sadece satın almayın aynı zamanda geliştirin dediği konuşma ile kıyasladığında insan vizyon farkını daha net görebiliyor. Teknoloji alanında da sadece tüketen değil aynı zamanda üreten olmak önemli.
İngilizcesi cloud computing olan Türkçe’ye bulut bilişim olarak çevrilen bu kavram aslında biz bireysel kullanıcıların hayatına da girmiş durumda. Mesela iPhone marka telefonunuz varsa telefonunuzdaki kapasite yetmiyor üstüne icloud uygulamasını ücret ödeyerek kullanıyorsanız tebrikler siz de bulut bilişim kullanıcısı olmuşsunuz demektir.
Bulut bilişim, satın alınan hizmet bakımından kabaca altyapı, platform, uygulama olarak sınıflandırılıyor. Bir kurum veya şirket bir sistemi sıfırdan kurmak yerine ihtiyacı olan teknolojiyi gereksinim duyduğu kadarıyla yani sadece sunucu veya sadece veri tabanı veya uygulamayı bütünüyle bulut bilişim sağlayıcılarından satın alarak daha az maliyete temin etmiş olabiliyor. Bunu da konunun uzmanı kişiyi bünyesinde istihdam etmemek ya da ilgili donanımı fiziksel olarak barındıracak yeri ayırmamak gibi yöntemlerle sağlamış oluyor.
Sunulan hizmetler gizlilik kategorileri bakımından özel, herkese açık ve karma bulut şeklinde üç ana gruba ayrılıyor. Size sunulan hizmet, diğer hizmet alıcılardan izole ve bu hizmete sadece siz erişebiliyorsanız eğer özel ancak aynı hizmeti birden fazla kullanıcı ile paylaşıyor iseniz herkese açık veya bir kısmı özel bir kısmı herkese açık ise karma olarak adlandırılmış oluyor.
2018 yılında Microsoft, Amazon, IBM, Google, Oracle ve Çin’den Alibaba adlı şirketler bulut bilişim hizmet sağlayıcıları içerisinde üst sıralarda yer aldı. Bugünlerde sunulan her yeni teknoloji kendisiyle birlikte bir takım güvenlik risklerini de getiriyor. Yine ne oldu diye soracak olursanız eğer, Amazon firmasından hizmet alan bir şirketin en az 750 GB olduğu tahmin edilen müşterilerine ve çalışanlarına ait özel bilgiler de içeren datasının internete sızdığı anlaşıldı. Gündelik yaşamı kolaylaştıran bu tarz yenilikler için tavsiye edilen güvenlik önlemlerini de mutlaka almak gerekiyor ki istenmeyen durumlar yaşanmasın. Bu veri sızıntısının ne şekilde gerçekleştiği henüz netleşmese de kuvvetle muhtemel senaryo, sisteme erişim sağlamak için kullanılan kullanıcı adı ve şifrenin dikkatsiz bir çalışanın bilgisayarına erişilerek ele geçirildiği şeklinde. Bu tip kritik sistemlere erişim hakkı olan çalışanların ekstra dikkatli olması ve sisteme bağlantı sağlanırken ilave güvenlik katmanları devreye alınması yerinde olacaktır.
Deepfake kavramı, Türkçe’ye birebir derin öğrenme olarak çevrilebilecek deep learning ve fake (sahte) kelimlerinin birleşiminden oluşuyor. Bir fotoğrafta yer alan yüzü başka bir fotoğraftaki yüz ile değiştiren veya kadının yüzünü erkeğin yüzüne çeviren uygulamaları belki kullanmışsınızdır. Arkasında yapay zekâ teknolojisi bulunan deepfake ise bu tarz uygulamaların daha ileri noktasını oluşturuyor. Bir kişiye ait video veya fotoğraf kullanılarak aslında onun söylemediği şeyleri sanki onun ağzından çıkmış gibi söyletme imkânı sağlıyor. Youtube’a deepfake yazdığınızda bu teknik kullanılarak hazırlanmış Obama, Putin ve Trump dahil olmak üzere ünlü kişilerin konuşturulduğu birçok video örneğini izleyebilirsiniz.
Geçtiğimiz günlerde ABD Temsilciler Meclisi Başkanı olan Nancy Pelosi’nin deepfake tekniği ile hazırlanmış Trump hakkında konuşmalar içeren videosu dolaşıma çıktı ve deyim yerindeyse ortalık karıştı. 2020 yılında Amerika’da gerçekleşecek başkanlık seçimlerinde bol miktarda benzer videoların hazırlanacağını şimdiden öngörülüyor. Bu olayda ilginç olan sahte videonun sosyal medya platformlarından kaldırılmasında geç kalındı diye platform sahiplerinin eleştirilmesi oldu. Sanki videoyu onlar hazırladı ve dolaşıma soktu, üstüne üstlük günah keçisi ilan edildiler.
Seçim demişken İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri hemen öncesinde Kürtler‘in ‘tarafsız kalması’ için Sayın Öcalan’ın olduğu iddia edilen mektubu dolaşıma sokuldu biliyorsunuz. 2023 yılında Türkiye’de gerçekleşecek başkanlık seçimleri öncesinde de Sayın Öcalan’ın deepfake tekniği ile hazırlanan videosu dolaşıma sokulur mu gelo? Seçimi kazanmak için her yolu mubah gören AKP’nin işi belli olmaz, dikkatli olmakta fayda var.