Geçtiğimiz hafta deklarasyonunu açıklayan Girişim, çocuk cezaevlerinin kapatılması için pek çok faaliyete imza atacak ve uluslararası ölçekte de bunu gündemde tutarak, çözüm üretilmesi için çalışacak. Adli-siyasi ayrımı yapılmaksızın tüm çocukların özgürlüğüne kavuşmasını hedefleyen Girişim, bu hafta içinde de Sincan Cezaevi önünde bir açıklama yapacak. Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi’nde yer alan ve bu konuya ilişkin yıllardır çalışma yürüten İHD Genel Başkan Yardımcısı Av. Hasan Erdoğan, 2011 yılı sonlarında Pozantı Çocuk Cezaevi’nde çocuklara cinsel istismar, işkence ve kötü muamele iddiaları ile birlikte ilk kez ciddi anlamda “Çocuk Adalet Sistemi ve Çocuk Tutukluluğu”nun tartışılır hale geldiğini belirterek, Pozantı Çocuk Cezaevi’ndeki iddiaların kamuoyunda çok tartışılır olması sebebiyle çocukların apar topar Ankara Sincan F Tipi Cezaevi kampüsü içinde bulunan Çocuk ve Gençlik Cezaevi’ne nakledildiğini hatırlattı. 2012 yılı yaz aylarında bu kez yine Sincan’da çocuklara yönelik baskı ve işkencenin devam ettiğinin tespit edildiğini, Ankara Barosu aracılığı ile bu kez Sincan’daki “yumuşak oda ve benzeri işkence ve kötü muameleler” sebebiyle suç duyurusunda bulunulduğunu söyleyen Erdoğan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvuruya takipsizlik verdiğini belirtti.

Çocukların yaşadığı hak ihlalleri ve işkencelerin son bulmayarak 2013 yılı yaz aylarında bu defa İzmir Şakran ve Antalya Çocuk Cezaevi’nde çocuklara yönelik istismar, kötü muamele ve ağır işkence iddialarının basına yansıdığını ifade eden Erdoğan, Şakran Cezaevi’nde çocuklara işkence ve onur kırıcı muamele yapıldığı, Antalya’da cinsel taciz, işkence ve istismar yapıldığı bilgilerinin ardından ÇHD, İHD ve milletvekilleri tarafından yapılan araştırma neticesinde bu şikayetleri doğrular bulgulara ulaşıldığını kaydetti. Erdoğan, şunları söyledi: “ Çocuk cezaevleri ve cezaevleri içinde yer alan ‘eğitim evleri’ derhal kapatılmalıdır!”

Sorumlular yargılanmalı

Cezaevlerinde çocuklara yönelik cinsel istismar, “süngerli odada dayak”, “hücre cezası” gibi her tür işkence ve kötü muamelenin derhal son bulması gerektiğini söyleyen Erdoğan, sorumluların derhal yargı önüne çıkarılması gerektiğini vurguladı. Cezaevlerinin ulusal ve uluslararası insan hakları örgütlerinin denetimine de açılması gerektiğini ifade eden Erdoğan, tek çözümün çocuk cezaevlerinin kapatılması olduğunun altını çizdi.


TMK faktörü

Türkiye’de şu an 1.879 çocuğun cezaevlerinde olduğu bilgisini veren Erdoğan, “En büyük sıkıntıların başında TMK geliyor. 2006’dan bu yana 6 bin çocuk TMK kapsamında tutuklandı. Özellikle Adana ve Mersin bu tutuklamaların yoğun biçimde yaşandığı iller. Özellikle Mardin, Hakkari, Şırnak’tan Adana ve Mersin’e yoğun göç eden çocuklar bunların çoğunluğunu oluşturuyor” diye kaydetti.

Üzerine de para cezası
Çocuk cezaevlerindeki yönetim ya da personelin çocuk tutuklular için 'terör suçlusu' kavramı kullandığına da işaret eden Erdoğan, “Bizler çocuk mahpus derken cezaevi idaresinden böylesi bir tanımla yaklaşılması bugün yaşananları ve bu kampanyanın gerekliliğini de ortaya koyan durumların başında geliyor. Sadece ‘molotof attığı’ gerekçesiyle 20 yıl ceza verilen çocuklar var. Aynı zamanda ailelere de çok ciddi para cezaları veriliyor” dedi.

300 çocuğa 1 psikolog
Erdoğan, cezaevleri gerçekliğinde öne çıkan sorunların yanı sıra şu hususlara da dikkat çekti:
* Cezaevlerinde idareler çocukları sahipsiz görüyor ve keyfiyetle yaklaşıyor. Örneğin disiplin mahkemeleri var. Bunların kararlarıyla çocukların hücrelere konulması gerekiyor. Ancak çocuklar tam bir keyfiyetle hukuksuz biçimde cezalara çarptırılarak hücrelere konuyor.
* Bir başka sorun ise cezaevlerinde yaşanan emek sömürüsü. Cezaevleri bünyesindeki atölyelerde günlüğü 2-3 liraya çalıştırılıyorlar.
* Türkiye’deki çocuk cezaevi gerçekliğinde bir diğer öne çıkan durum ise uzman, sosyolog ya da pedagog yetersizliği. 300 çocuğa 1 psikolog-uzman düşüyor.



İBRAHİM AÇIKYER/ANF/ANKARA