Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü tartışmaları gündemden düşmezken, muhalif ve alternatif yayın yapan kuruluşlar üzerinde siyasi iktidar tarafından yargı eliyle baskı ve müdahaleler de eksilmiyor. Henüz basılmamış kitaplar hakkında dahi toplatma kararı verilerek, yazarlarının tutuklandığı Türkiye’deki uygulamalar Ortaçağ dönemlerini hatırlatıyor. Çok sayıda kitap hakkında davalar açılarak, toplatma kararı da veriliyor. Bu baskılarla en fazla karşılaşan yayınevlerinden olan Aram Yayınları hakkında, yayınladığı kitaplar nedeniyle üst üste davalar açılıyor. Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi tarafından hazırlanan ve Aram Yayınevi tarafından basılan 15 kitaptan oluşan setin yanı sıra Kobanêli ve Şengalli çocukların eğitimi için basılan kitapların da aralarında bulunduğu 48 kitaba dava veya soruşturma açıldı.
Çocuk kitaplarında örgüt propagandası!
Aram Yayınları üzerindeki baskıları ve açılan davaları değerlendiren Yayınevi çalışanı Engin Erden, çok köklü bir yayınevi olduklarını ve özgür basın geleneğinden geldiklerini söyleyerek, daha önce açılan Mem, Çetin ve Hevi yayınlarının muhalif çizgisinden ötürü kapatıldığını hatırlattı. Kürt basınının sürekli olarak baskı altında tutularak, korkutulmaya ve “terbiye edilmeye” çalışıldığına dikkat çeken Erden, bastıkları kitaplara “Örgüt propagandası” iddiasıyla soruşturma açıldığını söyledi. Geçen yıl ve bu yıl Kobanêli ve Şengalli çocuklar için bastıkları eğitim kitaplarına soruşturma açıldığını aktaran Erden, çocukların dil eğitimini geliştirecek 24 kitaba dahi dava açıldığını, “örgüt propagandası” iddialarının ise komik olduğunu vurguladı.
Bandrol ardından soruşturma
Açılan soruşturmaların yeni bir konseptin başlangıcı olduğu değerlendirmesi yapan Erden, Aram Yayınları’nın 2014 yılında bastığı Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi’nin hazırladığı 15 kitaplık sete de soruşturma açıldığını, aynı şekilde özgür basın çalışanlarının da soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldığını belirterek, baskı ve sindirme konseptinin sürdüğünü dile getirdi. Seçime sayılı günler kala bir taraftan demokratik çözüm sürecinin askıya alınmasına, bir taraftan da Kürt basın çalışanlarına soruşturma açılmasına tepki gösteren Erden, “Biz, devletin Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak yayın yapan YAYFED’ten bandrol alıyoruz. Ama sonrasında bu yayınlara soruşturma açılıyor. Aynı şekilde Türkiye’de yayın ulusal ajans ve televizyon çalışanlarına soruşturma açılarak illegal gösteriliyor” ifadelerini kullandı.
Konseptin devamı!
2011 yılında Kürt basın çalışanlarına yapılan operasyonda 46 gazetecinin gözaltına alındığını hatırlatan Erden, bu dönem açılan davaların da 2011 yılındaki konseptin devamı olduğunu dile getirdi. Baskı ve tehditlere boyun eğmeyeceklerinin altını çizen Erden, “Biz çalışmalarımıza daha sıkı sarılarak devam edeceğiz. Bunun için ödenmesi gereken bir bedel varsa ödemeye hazırız” vurgusu yaptı.
HÜLYA EMEÇ/DİHA/AMED