Öğretmen Özgür Koşar’ın Kobanê ve Lazkiyeli çocuklara atfettiği öykü kitabı ‘Serçelerin Dansı’, Eğitim-Sen, Alp Kültür Merkezi ve Bursa Yazın ve Edebiyatçılar Derneği’nin girişimiyle  çıktı.

Gazetemize konuşan Özgür Koşar, “Eğitim-Sen, Alp Kültür Merkezi ve Bursa Yazın ve Edebiyatçılar Derneği’nin oluşturduğu öykü atölyesi ve çocuk kitapları yazarı Şaban Akbaba’nın editörlüğünü yaptığı bu atölyenin bir buçuk yıllık çalışmasının emeği neticesinde sekiz kitaptan oluşan bir öykü seti çıkarmayı başardık. ‘Serçelerin Dansı’ bu kitaplardan biridir “ dedi. 

Koşar, çocukların okuduğu, piyasada ticari kaygılarla hazırlanan ve milliyetçilik, yabancılaşma gibi her türlü olumsuz duyguyu, davranışı barındıran kitapların yerine bir şeyler koyabilmek ve onlara kardeşçe ve birlikte yaşamayı, dayanışmayı, sevgiyi anlatabilmek kaygısını taşıyarak öykülerini ‘Serçelerin Dansı‘ kitabında topladığını söyledi. 


Kitaptaki öyküler 

Çocukların her yerde şiddet gördüğünü belirten Koşar, “Bu Kürdistan’da ve Ortadoğu’da daha da katlanarak artıyor. Tüm çocukların eşit, adil ve özgür yaşamasını diliyorum. Kitap genel olarak sevgiyi, dayanışmayı, kolektif yaşamı ve umudu anlatıyor” dedi. On öyküden oluşan kitabının 8, 9 ve 10 yaş aralığındaki çocuklara hitap ettiğini söyleyen kitabın yazarı öğretmen Özgür Koşar öykülerine dair “Çocuk yaşta çalışan çocukların hayalleri, yaşadıkları; savaş nedeniyle ülkesini terk eden iki kardeşin yaşadıkları; bir Roman’ın çocuğunun eğitim hayatında yaşadığı zorluklar; maden faciasında babasını kaybeden bir çocuğun öyküsü (bu öykü Türkiye’de maden faciası anısına Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’nin hazırladığı Maden Öyküleri adlı kitapta da yer aldı) ve yine doğa ve çevre duyarlılığı gibi konuları barındırıyor” dedi.

Kitapta yer alan öykülerin konuları kısaca şöyle;

‘Bu Şehre Gelmeden Önce’ öyküsü, küçük bir kızın gözünden anlatılıyor. Ailesi işsizlik nedeniyle köylerini terk edip maden ocağının olduğu Soma’ya yerleşir ve köyünü özleyen küçük kız nine ve dedesinin yanında, köyünde yaşamak ister. Ardından çok sayıda madencinin yaşamını yitirdiği Soma faciası yaşanır.

‘Bin Bekir’, Koşar’ın ablasının çocukken anlattığı Kürtçe bir masaldan etkilenerek yazdığı bir öyküdür.

‘Karagöz’ adlı öyküde uzun bir aradan sonra köylerine gelen öğretmenden Türkçeyi iyi konuşamadıkları için dayak yiyen çocuklar anlatılır. Karagöz, çocuk kahramanın kuzusunun adıdır.

‘Kuyu’ isimli öyküde ise Melike isimli çocuk fındık işçisinin memleketinden, annesinden uzakta yaşadığı olaylar anlatılır. Melike ve ailesinin yirmi altı günlük bu iş deneyimi ve korkuları, annesine hasreti anlatılır.

‘Pamuk Çocuklar’ adlı öyküsünde Koşar, dar gelirli bir aileden gelen ve pamuk toplayıcılığı yapan iki kardeşin öyküsü anlatıyor. Bu iki küçük işçinin gözünden pamuk toplamanın zorlukları anlatılıyor.

Bir karıncanın gözünden anlatılan ‘Kahraman Karıncanın Macerası’ fantastik kurgu kategorisinde değerlendirilebilir. Bahçeyi ve karıncaların yuvalarını hortumla sulayan iki çocuğa karşı karıncalar büyük bir mücadele vererek yaşama tutunmaya çalışırlar.

‘Suya Fısıldayan Çocuklar’ öyküsünde ülkelerinde çıkan iç savaş nedeniyle başka bir ülkeye sığınan iki kız kardeşin başından geçenleri anlatılıyor. Hikaye isim vermeden hem Rojava hem de Suriye’den gelen çocukların ortak yaşam mücadelesini yansıtmaya çalışıyor.

Koşar’ın kitaba adını veren ve Majid Majidi’nin Serçelerin Şarkısı filminden esinlenerek yazdığı öyküsü ‘Serçelerin Dansı’nda ise çocuk kahramanımız bir sabah uyandığında karın yağdığını ve herkesin kartopu oynadığını görür. Annesi bu sırada bahçeye bir teneke gübre yığmıştır. Gübrenin sıcaklığına da kuşlar gelip konmuşlardır. İçeri girdiklerinde babasının silahını temizlediğini görür fakat silahtan hem nefret eder hem de korkar. 

Baba, bir süre sonra tüfeğini camdan çıkartır ve kuşlara doğru ateş eder ancak tek bir kuş vuramaz. Bunun üzerine kahramanımızın sevinci, serçeleri dans ederek hayal etmesine sebep olur.

Bir diğer öykünun adı ‘Simoviç’. 

Simoviç’in asıl adı Sinem’dir. Sinem futbola oldukça meraklı ve çok iyi bir kalecidir. Göç yıllarıdır ve Simoviç futbola küser. 

Son öykünün adı ise ‘Kaymakamlık Yardımı’dır. Bir Roman çocuğunun başından geçen dışlanmanın ve yok sayılmanın öyküsüdür. Bir Kürt öğretmenle tanışana kadar hiçbir öğretmen bu çocukları sınıflarına almak istemez. Mahalle halkı ve çingenelerin yaşadığı sorunlar çarpıcı bir örnek üzerinden anlatılıyor.


Kendi anlatımıyla Özgür Koşar

“1983 yılında Amed’in Çınar ilçesine bağlı Çakırkaya köyünde doğdum. 1993’te Tarsus’a göç ettik. Liseyi, Mersin’de, üniversiteyi de Muğla’da okudum. Türkçe öğretmenliği mezunuyum. Halen Bursa’da bir ortaokulda çalışmaktayım. Şiir ve öykü yazıyorum. Şiirlerim ve öykülerim çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanmaktadır.”


SUNA ALAN / LONDRA