Türkiye, ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ ile çocuklara bayram hediye eden tek devlet olarak övünüyor ama ortada tam bir utanç tablosu var.
Türkiye’de ve işgal altında tuttuğu Kürdistan’daki çocuklar için kapkara bir tablo var; devlet eliyle cinayetlerden istismara, açlık sınırının altında tutulmaktan milyonlarca çocuk işçiliğine, başta anadil olmak üzere eğitim hakkından mahrum bırakılmaktan işkenceye, sağlığa erişememekten cezaevlerinde tutulmaya kadar. Kuruluşu vesile edilerek bayram ilan edilen Meclis de AKP-MHP faşizminin zorbalığı ve inşa etmeye çalıştığı tek adam rejimiyle tamamen işlevsiz bir organa dönüştürüldü. Buna rağmen Türk devlet erkanının egemen ulus kibri ve ‘bayram’ pişkinliği dün de devam etti.
Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, farklı raporlardan derleyerek hazırladığı “23 Nisan 2019 Çocuk Hak İhlalleri Raporu”nu açıkladı. Raporda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2018 verilerine göre toplam nüfusu 82 milyon 3 bin 882 olan Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da çocuk nüfusunun 22 milyon 920 bin 422 olduğu belirtildi.
İstismar ve cinayet
Çocuğa dönük istismar ve şiddet konusunda Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerinden yararlanılan raporda yer alan bilgilere göre, 2018’de tam bin 217 çocuk istismara maruz kaldı, 26 çocuk ise katledildi. Bu rakamlar, sadece basına yansıyan rakamlarla sınırlı olduğu kaydedildi.
Katledilen bu 26 çocuktan 11’inin doğrudan babaları tarafından yaşamlarına son verildiği belirtilen raporda, 6 çocuğun anneleri ile birlikte katledildiği, 5 çocuğun baba şiddetine maruz kalarak hayatlarını kaybetti, 3 çocuğun da istismar edildikten sonra katledildiği ifade edildi.
İstismar davaları
Bununla birlikte Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz’ın, Eylül 2018’de yaptığı bir açıklamada, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttığı, verilerin yılda ortalama 8 bin çocuğun istismara uğradığını gösterdiği de hatırlatıldı.
Gençler terk ediyor
Yine ‘Sesini Duyurma Hakkı: Yollardaki çocuklar ve gençlere kulak verilmesi’ başlıklı rapora göre, gençlerin yüzde 67’sinin ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı, yüzde 44’ünün ülkelerinden tek başına ayrıldığı, yüzde 58’inin en az bir yıl okul kaybı yaşadığı, yüzde 49’unun herhangi bir sağlık sorununda doktora ulaşamadığı, yüzde 38’inin aile, arkadaş ya da kurum gibi başka kaynaklardan yardım görmediğine dikkat çekildi.
Çalışan çocuklar ve iş cinayetleri
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre ise, 2017 yılında 15-17 yaş grubunda çalışan çocuk oranı yüzde 20.3 iken, 2018 yılında bu oran yüzde 21.1’e yükseldi. Buna göre her 5 çocuktan biri çalışıyor. Bunu destekleyen bir diğer rapor, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verileri. Buna göre; 2018 yılında 14 yaş ve altında 23 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 44 çocuk/genç işçi yaşamını yitirdi. Bu yılın Ocak ayında 3’ü 14 yaş ve altında olmak üzere 10, Şubat ayında 1, Mart ayında 5 çocuk/genç işçi yaşamını yitirdi.
Raporda, OHAL’in ilan edildiği 20 Temmuz 2016 ile kaldırıldığı 18 Temmuz 2018 tarihleri arasında ise, iş cinayetlerinin yüzde 14 arttığı ve bu süre zarfında 124 çocuk işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi.
Kayıt dışı çocuk işçiler
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) geçtiğimiz yıl hazırladığı “Çocuklarımız ve Gerçekler Raporu”nda yer alan bilgilere göre de çocuk işçi sayısı 2018 itibariyle 2 milyona yakındı. 2012’de 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı, 2016’ya gelindiğinde 709 bine ulaşmıştı. Bununla birlikte çalışan her 10 çocuktan 8’inin kayıt dışı olduğuna dikkat çekilip, TÜİK’in 2016 verilerine göre çocuk işçilerin yüzde 78’inin kayıt dışı olduğu hatırlatıldı.
Müfredat değişikliği ve dincileştirme
Eğitim Sen raporuna göre yine ilkokul ve ortaokullarda 17, liselerde 42, İmam Hatip Liseleri’nde ise 10 defa müfredat değişti. Sınıflar esas alındığında eğitim müfredatında 176 kere “güncelleme” yapıldı. AKP hükümetleri döneminde İmam Hatip’lerde öğrenim gören öğrenci sayısı 4 kat arttı. İmam Hatip liselerinin sayısı 2002’de 450 iken, bu sayı 2017’de 1408’ya çıktı. “Din öğretimi” adı altında eğitim gören kız öğrenci sayısı 2017’de yüzde 56’ya yükseldi, Açık Öğretim İmam Hatip liselerinde okuyan kız öğrenci sayısı yüzde 64’e ulaştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) verilerine göre, çocuk yaşta evlendirilmeye zorlandığı için eğitimine devam edemeyen öğrencilerin yüzde 97’si, kız öğrenciler.
Cezaevlerinde binlerce çocuk
CHP’li Tanrıkulu’nun derlediği raporda, İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Kadın Komisyonu tarafından 1 Mart Günü yapılan açıklama da yer aldı. Söz konusu o açıklamada, cezaevlerinde 18 yaşından küçük 3 bin çocuğun bulunduğu, bunlardan 743’ünün (37’si altı aylıktan küçük) 0-6 yaş aralığında olduğu belirtilmişti.
Polis ve asker araçları
Raporda bu verilerin yanı sıra “2018 yılında kolluk güçlerinin silah kullandığı olaylarda 2 çocuk yaralanmış, polis ve asker araçlarının neden olduğu kazalarda 2 çocuk ölmüş, 3 çocuk yaralanmıştır. Kara mayınları, sahipsiz patlayıcılar nedeniyle 1 çocuk ölmüştür. 2019 yılı Ocak ayında 1 mülteci çocuk, Mart ayında da bir mülteci bebek deniz kazalarında ölmüştür” bilgileri yer aldı.
ANKARA
Onların dünyasında bayram yok
İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, 23 Nisan Çocuk Bayramı’na ilişkin yayımladığı mesajda “Çocuklara, çocuk umutlara sırt çevirenlerin, doymayan bir iştahla her şeyi kendi mülkiyetlerine çevirmek isteyenlerin dünyası kirli, orada bayram yok, çocuklara şeker yok” dedi.
İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu, 23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı. “Yine çocuklara adanan 23 Nisan’a vardık ve çocuklardan ve bizlerden sanki gerçekten bayrammış gibi kutlama yapmamız istenecek” sözleriyle başlanan mesajda, “Çocuklarımız ve gelecek adına kutlanacak çok fazla şeyimizin olmadığı bir anda, resmi kuralların, geleneklerin soğuk, sıradan, formalite, buyurgan klişeleri bizi laf olsun diye kurulan bu sıra savma sahnesine götüremiyor. O yüzden, büyüklerin hırsla, bencillikle kirlenmiş makamlarına kısa bir anlığına oturtulan çocukların, öğretilenler dışında söyleme fırsatı buldukları özgür sözlerinin, caddelerde yürütülen çocukların çığlıklarının, gülüşlerinin kurtaramadığı bu gerçek dışı sahnede yer almıyoruz, almak istemiyoruz” denildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
- Çocuklara, çocuk umutlara sırt çevirenlerin, doymayan bir iştahla her şeyi kendi mülkiyetlerine çevirmek isteyenlerin, dünya zenginliğinin yarısını eline geçiren 26 kişinin ve onların peşinden gidenlerin dünyası kirli, orada bayram yok, orada çocuklara şeker yok.
- Fosil yakıtların havamızı solunmaz hale getirdiği, iklim hareketlerinin insan eliyle çıldırdığı ve felaketler zincirinin başladığı bir dönemde Trumplara dur demeden,
- Son 10 yılda 500 bine yakın kız çocuğunun devletin izniyle evlendirildiği, son 6 yılda yaklaşık 150 bin çocuğun anne olduğu, 2002’den bu yana ise 18 yaşın altında 440 bin çocuğun doğum yaptığı, bu çocukların 16 bin kadarının 15 yaşın altında olduğu coğrafyamızda, çocuklarımızı bu zulümden kurtarmadan,
- Adalet Bakanlığının verilerine göre, yılda ortalama 8 bin çocuğumuzun cinsel istismara uğradığı, çocukların cinsel istismarını önlemeyi hedefleyen uluslararası ECPAT derneğinin 2015 yılı Türkiye Raporu’na göre çocukların, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grubu oluşturduğu, cinsel suçların yüzde 46’sının çocuklara karşı işlendiği, çocuğun cinsel istismarında dünya listesinde 3. sırada olduğumuz bir ülkede bu şiddete dur demeden,
- Cezaevlerinde ebeveynleri ile kalmak zorunda bulunan 743 çocuğu özgürlüklerine kavuşturmadan, ‘suçlu’ oldukları iddiasıyla tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevlerinde tutulan çocuklara kapatılma dışında çözümler bulmadan,
- Mülteci ve zorla yerinden edilerek iç göçe maruz bırakılan çocuklara pozitif ayrımcılık uygulayarak, sahip oldukları haklara ulaşmaları sağlanmadan,
- 2012’den beri güncellenmeyen TÜİK verilerine göre Türkiye’de 6-17 yaş arasında çalışan 893 bin çocuk işçiyi, DİSK verilerine göre çıraklık adı altında çocuk emeği sömürüsüne maruz kalan 1 milyon çocuğu, başta Suriyeli çocuklar olmak üzere emek sömürüsünün daha da fazla kendini gösterdiği göçmen çocukları bu çarklardan kurtarmadan,
- Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne konulan anadil çekincesini kaldırmadığı, şovenist politikalarla annelerimizin dilinin yasaklandığı coğrafyamızda çocuklarımızı istedikleri gibi konuşturmadan, anadillerinde eğitim almalarını sağlamadan,
- AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği çok sayıda karara rağmen zorunlu din dersi uygulaması altında kendilerinin ve ebeveynlerinin inançlarına uygun eğitim almayan, dinin gerici yorumlarıyla özgür düşünmekten alıkonulmak istenen çocuklarımıza bilimsel eğitim olanakları sunmadan,
- Türkiye’de geçici koruma altındaki 1,5 milyon mülteci çocuğun 610 binin okula kayıtlı olduğu, 350 bine aşkın mülteci çocuğun ise eğitim sisteminin dışında bulunduğu gerçeğini değiştirmeden nasıl bayram yapabiliriz?
Çocuklara ve bizlere gerçek bayram, mayınlara basmadan, panzerler altında ezilmeden özgürce koşacakları, çıldıran iklim olaylarının yarattığı sellerin, kasırgaların altında can derdine düşmeyecekleri, seçimlerini özgürce yapıp yönetime katılma haklarının yolsuzluklarla, adaletsizliklerle sekteye uğratılmadığı, eğitim, sağlık, yaşam, özgürlük, ifade, toplanma, örgütlenme haklarının ve her türlü sosyal, ekonomik olanaklarının tanındığı bir dünyayı sağladığımızda gelecek. Çocukların kahkahaları işte o zaman hiç kesilmeyecek ve bizlere de sadece gülmek düşecek.”
Çocuk emeği sömürüsü
CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, dünyada ve Türkiye’de çocukların maruz kaldığı emek sömürüsünü raporlaştırdı. Rapora göre dünya genelinde 159 milyon çocuk işçi bulunurken, Türkiye genelinde de 1 milyondan fazla çocuğun emeği sömürülüyor. Raporda, Türkiye’de son 3 yılda 190 çocuğun da iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği kaydedildi.
Türkiye’de özellikle mesleki eğitim adı altında çocuk işçiliğin yasal hale getirildiği ve milyonlarca çocuğun ucuz iş gücü olarak kullanıldığı kaydedilen raporda, “Türkiye’de 2015 yılında çocuk çırak işçi sayısı 245 bin iken şu an çırak olarak çalıştırılan çocuk işçi sayısı 1 milyonu aşmış durumdadır. Çırak ve stajyer adı altında milyonlarca çocuk zorunlu olarak çalıştırılarak emek sömürüsüne maruz kalmaktadır. Çocukların stajyer ve çıraklık adı altında ucuz iş gücü olarak çalıştırılmalarına son verilmeli” denildi. Raporda, Türkiye genelinde 600 bin civarında çocuğun da kayıt dışı olarak çalıştırıldığının altı çizildi. Rapora göre çocukların yüzde 57.1’i tarım, yüzde 27.1’i hizmet, yüzde 15.8’i de sanayi sektöründe çalışıyor. Sokakta çalışma adı verilen araba camı silme, geri dönüşüm atıkları toplama, zorla dilendirilme gibi alanlarda da pek çok çocuk sömürülüyor.
3 yılda 190 çocuk
Türkiye’de çalışma hayatı içerisindeki çocukların iş cinayetlerine kurban gitmeye devam ettiğine dikkat çekilen raporda, 2016-2018 arasında en az 190 çocuğun iş cinayetlerinde can verdiği belirtildi. Raporda, 2017’de hayatını kaybeden 60 çocuk işçinin 18’inin 15 yaş altında olduğu ve 2018 yılına gelindiğinde de hayatını kaybeden çocuk işçilerin 23’ünün 14 yaş altında olduğu ifade edildi. Hayatını kaybeden çocukların 44’ü ise 15-17 yaş arasında.
ILO ve UNICEF verilerine göre dünya genelinde 159 milyon çocuğun işçi olarak çalıştırıldığının paylaşıldığı raporda “Dünya genelinde 10 çocuktan birisi işçi olarak çalıştırılmaktadır. Bu çocuklardan 75 milyonu fiziksel ve zihinsel gelişimlerini olumsuz etkileyen işlerde çalışıyor. Çocuk işçilerin 95 milyonunu erkek çocuklar, 64 milyonunu ise kız çocukları oluşturmaktadır” denildi. Raporda Avusturya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un çocuk işçiliğini tamamen ortadan kaldırdığı belirtildi.