“Polise direnmek” ve “Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”na muhalefet ettiği iddiasıyla 5 yıl hapis cezası alan iki çocuk babası Mehmet Kaçar (30), 6 aydır Siirt E Tipi Cezaevi’nde ve 23 Şubat’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde.
Baba Deham Kaçar (50), oğlunun, tecrit kalkmayana kadar açlık grevine devam edeceğini söyledi. Baba Kaçar, “Tutsakların etrafında ateşten bir çember olalım. Bu tecridi kıralım. Çocuklarımız onursuzluğu kabul edip teslim olmazlar” dedi.
HÜLYA EMEÇ
Amasya E Tipi Cezaevi’nde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan 3 tutsak, refakatçileri olmadan tecrit edilmiş durumda. Sadece tuz ve su verilen tutsaklar ölüme orucuna sürükleniyor.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 155. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 117, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 116, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 107. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 100, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 97. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 86. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 142; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 92; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 46 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Mehmet Binici
Amasya E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki 27 yıllık tutsak Fethi Yaşa (53) da 1 Mart’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Kadir Kaplan, Turgay Üstüntaş ve Metin Yaşa’yı birlikte açlık grevine başladıkları hafta tek kişilik hücrelere koyan cezaevi yönetimi, 2 hafta boyunca tutsakların hiçbir ihtiyacını karşılamadı. Bir süre sonra açlık grevindeki üç tutsağı aynı koğuşa alan cezaevi yönetimi, bu kez refakatçi bulundurulmasına izin vermedi. Kantinden ihtiyaçlarını almalarına da izin vermeyen cezaevi yönetimi, tutsakları ölüm orucuna zorluyor.
Mehmet Kaçar’ın Babası Deham Kaçar
İhtiyaçlarını karşılayamıyorlar
Tutsaklar, kişisel bakımlarını yapamayacak düzeye geldi. 2 yıldır cezaevinin insanlık dışı uygulamaları nedeniyle açık görüş gerçekleştirmeyen tutsaklar, en son aileleri ile yaptıkları kapalı görüşte konuşmakta zorluk çekti. Fethi Yaşa’nın yeğeni Semra Yaşa Gül, dayısının yaşadığı sorunları gazetemize anlattı. Gül, geçen hafta yapılan kapalı görüşte dayısının ankesörlü telefonu tutmakta ve konuşmakta zorlandığını dile getirdi.
Açlık grevindeki tutsakların refakatçileri olmadığı için bakımlarını yapamayacak düzeye geldiğinin altını çizen Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne tırnaklarını kesebiliyor ne tıraş olabiliyor. Artık banyo bile yapamadığını dile getirdi. Açlık grevindeki 2 arkadaşıyla çok zor koşullarda sıvı tüketiyorlar” dedi.
Sadece su ve tuz
Tutsaklara B1 vitamini de verilmediğini aktaran Gül, artık en temel ihtiyaçlarını bile karşılamayacak düzeye geldiklerini vurguladı. Gül, şöyle konuştu: “Dayım açlık grevini hangi koşullar olursa olsun sürdüreceğini söyledi. Sadece su ve tuz tüketiyorlar. Bundan sonra sağlıkları bunu tüketmeyi de kaldırmaz. Durum böyle devam ederse sıvı tüketemedikleri için ölüm orucuna başlamış olacaklar.”
Tutsak yakınları yetmez
Urfa 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde iki yıldır tutuklu olan Mehmet Binici de 1 Mart itibarıyla eyleme başlayanlardan. Ailesi aracılığıyla kamuoyuna seslenen Binici, sadece tutsak yakınları değil, herkesin bu sese kulak vermesi gerektiğini söyledi.
Binici’nin kardeşi Mukkader Binici, Urfa T Tipi Cezaevi’nde 97 gündür açlık grevinde olan tutsakların hayatından endişe ettiklerini ifade etti. Binici, kardeşinin 16 Nisan 2017’de tutuklandığını ve “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 10,5 yıl hapis cezası verildiğini aktardı.
Geçen hafta Cuma günü kapalı görüşe gittiğini söyleyen Binici, kardeşinin moralinin oldukça yüksek olduğunu, kilo kaybettiğini gözlemlediğini söyledi. Cezaevinde açlık grevinde bulunan tüm tutsakların moral olarak çok iyi olduklarını dile getiren Binici, başlattıkları mücadelenin zaferle sonuçlanacağı inancında olduklarını ifade etti. Kardeşinin dışarıda olan herkesi daha da duyarlı olmaya çağırdığını sözlerine ekleyen Binici, “Bu anlamda herkes elinden ne geliyorsa yapmalı ve cezaevlerine güçlü bir ses vermeleri gerekli” dedi.
Türkiye bir cezaevidir
Aile olarak tutsakların talebini sahiplendiklerini vurgulayan Binici, “Onların talebi bizim de talebimizdir. Tecrit sadece Sayın Öcalan’a uygulanmıyor. Sayın Öcalan şahsında tüm ülkeye uygulanıyor. Bugün Türkiye üstü açık bir cezaevini andırıyor. Bunun sebebi ise Sayın Öcalan’a uygulanan tecridin tüm ülkeye yayılmış olmasıdır. Öcalan üzerindeki tecridin kalkması aynı zamanda ülke üzerindeki tecridin kalkacağı anlamına geliyor” diye konuştu.
Kayıtsızlık tehlikelidir
Eylemlere ilişin birçok desteğin geldiğini ama yeterli olmadığını vurgulayan Binici, şöyle devam etti: “Dünyanın bir çok ülkesinde onlarca insan tecridin son bulması için Avrupa devletlerinin Türkiye’ye baskı yapmasını istiyor. Avrupa açlık grevlerine karşı kayıtsız. Bu durum süreci daha da tehlikeye sokacaktır. Açlık grevinde bulunanlar Türkiye’nin kötü de olsa kendi yasalarını uygulamasını istiyor. Çıkartılan yasaların neredeyse tümü anti demokratik olmasına rağmen AKP iktidarı kendi kötü yasalarını bile çiğneyebiliyor. Cezaevlerinde daha fazla ölümler yaşanmadan bu hukuksuzluktan vazgeçilip tecrit tamamen ortadan kalkmalıdır.”
Herken elinden geleni yapmalı
Türkiye’de bulunan demokratik kamuoyuna ve sivil toplum örgütlerine çağrıda bulunan Binici, “Açlık grevleri geri dönüşü olmayan bir yola girdi. Bu saatten sonra devletin adım atması ve içerdekilerle diyalog kurması için güçlü bir basınç uygulanmalı. Kim ne yapabiliyorsa yapmalı. Devleti açlık grevleri konusunda diyalog geliştirmesi için demokratik yollarla her türlü eylem ve etkinlikler yapılmalı.”
Talebimiz haklıdır
Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Çetin Sağır (49) 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Muş doğumlu Sağır, 2005’te Suriye devleti tarafından Qamişlo’da gözaltına alınıp 3 ay sonra Türkiye’ye teslim edildi. Cezaevinde işkenceye maruz kalan ve Hatay’da yargılanan Sağır’a “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi.
9 yıldır cezaevinde olan Sağır, İskenderun Cezaevi, Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi ve son Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. 8 Nisan’da ablası Hanım Sağır’la görüşen Sağır, şunları iletti: “İmralı tecridine ve topluma yaşatılan genel tecride karşı açlık grevindeyim. Yoğun bir tecrit var. Hastaneye sevklerde sorunlar yaşanıyor. Moralim iyi. Abla, soğuk ve üşüyoruz. Bir an önce talebimiz yerine getirilmeli. Kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunuyoruz.”
Ablası konuştu
Görüş sırasında açlık grevinde olan tutsakların aşırı kilo kaybettiğini ve yüzlerinin soluk olduğunu aktaran Hanım Sağır, “Kardeşim cezaevlerinde yaşanan tüm açlık grevlerinde yer aldı. Aile olarak şuanda kötü durumdayız. Anne ve babam 90 yaşında. Akılları sürekli kardeşimde. Aile olarak üstümüze düşeni yapmaya hazırız. Çocuklarımızın yaşamasını istiyoruz. Geriye dönülmez tahribatların oluşmasını, hafızalarını kaybetmelerini istemiyoruz. Bir an önce talepleri kabul edilsin” şeklinde konuştu.
Tecritle birlikte biter
Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 20 arkadaşıyla birlikte açlık grevini sürdüren Mehmet Sait Dikmen ise 2012’de gençlik çalışmalarından kaynaklı Adana’da gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. “Örgüt üyesi olmak” iddialarıyla 11 yıl 3 ay hapis cezası verilen Dikmen, sırasıyla Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi, İskenderun Cezaevi ve Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Dikmen, 1 Mart’tan bu yana açlık grevini sürdürüyor. Dikmen’in annesi ve babası 8 Nisan’da cezaevine ziyarette gitti. Dikmen, ailesine “Tansiyon sorunum var. Bana tansiyon ilacı verdiler. Saçlarım döküldü. 11 kilo kaybım var. Slogan attık diye 2 ay disiplin cezası verildi. Talebimizde haklı olduğumuzu düşünüyoruz. Tecrit kalkarsa eylemimiz de biter. Talebimizde haklıyız. Sadece tecridin kaldırılmasını istiyoruz” dediğini aktardı.
Dikmen’in babası Emin Dikmen, eşinin oğlunu gördükten sonra hastalandığını dile getirdi. Dikmen, “Eşim bana, ‘Keşke onu o durumda görmeseydim’ dedi. Onlar bize moral veriyorlardı. Taleplerini sahipleniyoruz. Kimse oğlunu ölüme terk etmek istemez. Ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Bir an önce devlettir, siyasi partilerdir ve Adalet Bakanlığı’dır çocuklarımızın taleplerini kabul etsinler” dedi.
Ateşten çember olalım
Açlık grevindeki tutsaklardan Mehmet Kaçar ve İzzettin Sevilgen’in yakınları, taleplerinin yerinde olduğunu belirterek, “Tutsakların etrafında ateşten bir çember olalım. Bu tecridi kıralım” dedi.
“Polise direnmek” ve “2911 sayılı Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”na muhalefet ettiği iddiasıyla 5 yıl hapis cezası alan iki çocuk babası Mehmet Kaçar (30), 6 aydır Siirt E Tipi Cezaevi’nde tutuluyor. Kaçar, 23 Şubat’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Kaçar’ın sağlık durumu hakkında Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan baba Deham Kaçar (50), oğlunun, tecrit kalkmayana kadar açlık grevine devam edeceğini söylediğini aktardı. Baba Kaçar, tutsakların taleplerinin haklı ve yerinde olduğuna dikkat çekti. Kaçar, “Tutsakların etrafında ateşten bir çember olalım. Bu tecridi kıralım. Çocuklarımızın cenazeleri çıkmasın. Onurlu bir yaşam yaşayalım. Çocuklarımız onursuzluğu kabul edip teslim olmazlar. Teslimiyet asla yoktur” dedi.
Ölüme kadar direneceğiz
İzzettin Sevilgen (51) ise şu an Giresun D Tipi Cezaevi’nde tutuklu. Sevilgen, “örgüt üyesi olmak”, “eylemlere katılmak” gerekçesiyle 36 yıl hapis cezası aldı ve 28 yıldır tutuklu. 41 gündür açlık grevinde olan Sevilgen’in sağlık durumu hakkında konuşan eşi Hüsna Sevilgen (47), eşinin yaşından dolayı çeşitli rahatsızlıkları olduğunu belirtti. Daha önce belediyede çalıştığını ve belediyelere kayyum atanmasıyla birlikte ihraç edildiğini kaydeden Hüsna Sevilgen, “Doğumdan ölüme kadar direneceğiz. Kanımızın son damlasına kadar direneceğiz. Direnmek yaşamaktır” dedi.
Ölçümleri reddetti
İmralı tecridine karşı bulunduğu İzmir Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’nde 41 gündür açlık grevinde olan iki eli olmayan Ergin Aktaş’ın annesi Fatma Aktaş, “Çocuklarımızın taleplerini kabul edin” dedi.
İzmir Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutulan iki eli olmayan Ergin Aktaş, 2 Mart’tan bu yana açlık grevinde. Aktaş’ın sağlık durumu kötüye gidiyor. Aktaş’ın, kötü koşullar nedeniyle tansiyon ve nabız ölçümlerini yapmayı kabul etmediği öğrenildi.
Kan kusuyor
Aktaş’ın son bir aydır halsizlik, yüksek ateş, sayıklama, iştahsızlık, öksürük, ağızda kanama, nefes darlığı, göğüs kafesinde yanma ve sıkışma, tansiyon düşüklüğü gibi şikayetler yaşadığı belirtildi. Aktaş’ın, 26 Mart’tan bu yana tek kişilik hücrede olduğu için verilen tüm limonları dahi bölemediği kaydedildi. Şeker, tuz ve sıvı tüketmekte sorun yaşadığı belirtilen Aktaş’ın annesi Fatma Aktaş, oğluna verilen iletişim cezasından dolayı telefonla dahi görüşemediklerini dile getirdi.
Anne Aktaş, şunları söyledi: “Çocuklarımızın taleplerinin kabul edilmesini istiyoruz. Onların taleplerinin arkasındayız. İki eli olmayan bir insan tek kişilik hücrede kendine nasıl baksın?”
Zorla müdahale tehdidi
Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 117 gündür açlık grevinde olan Cengaver Aykul’a 3 ay açık ve kapalı ziyaretçi yasağı verildi. Durumu ağırlaşan Aykul’un açlık grevini bırakmaya zorlandığı, bırakmaması durumunda zorla müdahale edileceği iletildi.
Yürümekte zorlanan Aykul, 3 ay boyunca ailesiyle görüşemeyecek, sadece telefon görüşmesi yapabilecek.Durumu ağırlaşan Aykul’a Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen doktor tarafından açlık grevini bırakmaya zorlandığı, bırakmaması durumunda zorla müdahale edileceği iletildi. Tedaviyi kabul etmeyen Aykul da açlık grevini sürdüreceğini belirtti.
Biz onları durduramayız
Oğlu 1 Mart’tan bu yana oğlu açlık grevinde olan Ayşe Bahadır, Adalet Bakanlığı’na cezaevlerinden tabutların çıkmaması için çağrıda bulunarak, adalet istediklerini söyledi.
Ceyhan Kapalı Cezaevi’nde tutulan Zafer Bahadır, 1 Mart itibarıyla eyleme katıldı. 4 yıl önce tutuklanan ve 15 yıl hapis cezası alan Zafer Bahadır, Adana’da doğup büyüdü. 15 çocuğundan 4’üncüsünün Zafer olduğunu söyleyen anne Ayşe Bahadır, “Hakkariliyiz. Bundan 35 yıl önce baskılar yüzünden buraya geldik. Oğlum da burada da büyüdü. Baskılar burada da devam etti. Çünkü biz buraya gelince kültürümüzden vazgeçmedik, mücadeleden vazgeçmedik” diye konuştu.
Zafer’in daha önce defalarca köye gittiğini söyleyen anne Bahadır, “Her sene bizi de zorlaya zorlaya götürürdü. İşlerden dolayı gidemiyorduk ama o bir imkanını bulur muhakkak gider oranın baharını görür gelirdi. Okulu sevmezdi. İlkokulu bitirdikten sonra da gitmedi okula” dedi.
Açlık grevinde olan Zafer Bahadır’ın durumuna ilişkin bilgi veren anne Bahadır, şunları söyledi: “Kendisi ile görüştüğümüzde durumunun iyi olduğunu söylüyor ama arkadaşlarının durumu çok da iyi değil onlar da bunu görüyor. Temel ihtiyaçlarını, suyu, tuzu, şekeri vermiyorlar. Vitaminlerini vermiyorlar. Bugün açlık grevindeler. Onlar bu kararı aldılar. Bizim onları durdurmak ya da engellemek gibi bir durumumuz olamaz. Ben bunu görüyorum da devlet göremiyor mu? Her gün cenazeler çıkıyor. Artık gençleri kimse durduramıyor. Yapılan ‘Fedai eylemlerini bitirin’ ikazları da onları durdurmuyor. Onların tek bir talebi var o da tecridin kaldırılmasıdır. Yeter artık sıra başka bir çocuğumuza gelmeden tecrit kaldırılsın.”
Bu zulme son verin
Van F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tecride karşı açlık grevinde olan Dindar Taş’ın annesi Hayal Taş, “Onlar açken boğazımızdan lokma geçmiyor” derken, Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde açlık grevinde olan Sinan ve Levent Faruk’un anneleri Hani Faruk da “Sessizlik öldürüyor, sesimize ses verin” çağrısı yaptı.
Dindar Taş, 5 yıldır Van F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Taş, 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Hakkari’nin Berçelan Mahallesi’nde yaşayan Taş’ın annesi Hayal Taş, tecride son verilmesini istedi. En son oğluyla geçen hafta görüştüğünü dile getiren anne Taş, şunları anlattı: “Bu hafta oğlum ile yaptığım telefon görüşmesinde içeridekilerin durumunu sordum. Oğlum bu zulme son verilmesi için böyle bir şey yaptıklarını belirti. Arık bir çözümün bulunması gerektiğini belirti. Arık bu zulmü kabul etmeyeceklerini belirtti. Bu zulme son verilsin. Yüreğimiz parçalanıyor. Ben yalnız olmadığımı biliyorum. Bir taraftan yüreğim içeride açlık grevinde olan evlatlarımıza yanarken bir taraftan da onların dışarıdaki aileleri için de yanıyor. Allah bu zulmü kabul etmesin.”
İki oğlu açlık grevinde
Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki tutsaklardan Sinan ve Levent Faruk kardeşler, 1 Mart’tan beri açlık grevinde. Sinan Faruk, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 7 yıldır, kardeşi Levent Faruk ise “yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla 5 yıldır cezaevinde.
Hakkari’nin Berçelan Mahallesi’nde yaşayan anneleri Hani Faruk, eylemcilerin sesine ses verilmesini istedi. Tüm anneler gibi kendisinin de süreci büyük bir kaygıyla izlediğini dile getiren anne Faruk, “Devlet artık bu çığlığı duymalı. Bu insanların talepleri vicdan çerçevesinde ele alınmalı. Evlatlarımızın yanındayız ve eylemin de arkasındayız” şeklinde konuştu.