Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini sürdüren tutsakların aileleri, çocuklarını yalnız bırakmazken taleplerine de sahip çıkıyor.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in 79. günden sonra 89 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşüm açlık 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 51’i kadın toplam 281 tutsak da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması içinde eylemde. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan 35 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 51, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 50, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutuklunun eylemi de 41. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 21. gününe girdi. Tutsak yakınları da şehadetler yaşanmadan tecridin kaldırılmasını istiyor.
İradeleri var
Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan Ramazan Çeper, Zerdeşt Oduncu ve Adem Arslan 51 gündür açlık grevindeler. Çeper’in babası Abdulgafur Çeper, 25 Ocak’ta oğluyla telefonda görüştüğünü ve moralinin yerinde olduğunu söyledi. Çeper, “Ama biliyorum ki durumları hiç iyi değil. Çünkü 51 gündür açlık grevindeler. Bir iradeleri var ve bu irade etrafında eylemlerini sürdürüyorlar” dedi.
10 yıl hücrede kaldı
Ramazan’ın liseden sonra Kürt siyasi hareketi ile tanıştığını dile getiren Çeper, “Kürtlere zulüm yapılıyordu. O dönem köylerimiz yakıldı, yıkıldı. Ramazan bu hadiselerden etkilendi ve bu süreç içerisinde sürekli çalışıyordu. Sonrasında tutuklandı. Edirne F T Tipi Kapalı Cezaevine götürüldü. 10 yıl boyunca tek hücrede kaldı” diye konuştu.
Hükümet adım atmıyor
Tutsakların Kürt toplumu üzerindeki baskıların, yasakların kaldırılması ve Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için kendi iradeleriyle açlık grevi eylemi başlattıklarının altını çizen Çeper, “Hükümete düşen görev ise onların isteklerini ve taleplerini yerine getirmektir. Ama görülüyor ki şu ana kadar Cumhurbaşkanı ve Meclis bu konuda hiçbir adım atmıyor. Sessizliklerini sürdürüyorlar. Bu onların vicdansız olduğunu gösteriyor. Kalplerinde hiç mi vicdan, merhamet yok. Vicdanı ve imanı olmayanlar ancak istediği her kötülüğü yapabilir” dedi.
Zor dönemde kenetlenmeliyiz
İktidarın siyasi rekabet havasından vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Çeper, “Kürtlerin yaptığı mitinglere, toplantılara sürekli saldırıyor. Suriye ve Irak’taki Kürtlere acımasızca saldırıyor. Kürtler bu zor dönemde daha da birbirine kenetlenmeli ve birlikte hareket etmelidir” şeklinde konuştu.
Talepleri açık ve net
Çocuklarının talebinin açık ve net olduğunu vurgulayan Çeper, şunları ifade etti: “Türkiye’de demokratik bir siyaset zemininin yaratılması ve herkesin insanca yaşaması için gerek İmralı gerekse toplum üzerindeki bu ağır tecridin kaldırılması gerekir. Başka bir talepleri yok. Haksızlığı ve hukuksuzluğu talep etmiyorlar. Hakları olanı istiyorlar. Çocuklarımızın talebi bizim de talebimizdir.”
Bu, haklı bir davadır
Samsun Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 8 Ocak’tan bu yana eylemde olan Sinan Salhan’ın babası Süleyman Salhan ise oğlunun haklı eylemine başta CPT olmak üzere uluslararası kurumlara sessiz kalmamaları yönünde çağrıda bulundu.
Erzincan’da üniversite öğrencisiyken “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 2012’de tutuklanan Salhan, Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevi’nin ardından Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Açlık grevini 29 gündür sürdüren Salhan’ın babası Süleyman Salhan, “Bu dava haklı bir davadır. Herkes bu davayı anlamalıdır. Açlık grevine girenlere destek verilmelidir. Bu yalnızca bizim oğlumuz değil, herkesin oğludur. Biz halkız ve sayıca az değiliz. Bu halkın özgürlüğü için açlık grevine girerek canlarını feda edenlere halkın da destek vermesi gerekir” dedi.
“Kürt halkı bu güzel ve anlamlı eyleme cevap vermelidir” diyen baba Salhan, CPT gibi uluslararası kurum ve kuruluşlara da çağrıda bulundu: “Tecridin kaldırılması için herkes destek vermeli ve tecrit kaldırılmalıdır. İnsanlar bedenini ölüme tecrit kaldırsın diye yatırıyor. Kimse aç kalmak için bu direnişi gerçekleştirmiyor. CPT ve Avrupa’daki kurumlar cezaevlerinin sesini duysun, ona göre ellerini vicdanına koyarak bu tecride çözüm bulsunlar.”
Ses çıkarmazsak zulüm artar
Tutuklu bulunduğu Antep L Tipi Cezaevi’nde, iki arkadaşı ile birlikte 28 Ocak’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayan Şaban Yener’in babası Nizamettin Yener (53) de haftalık telefon hakkı kapsamında yaptıkları görüşmede oğlunun kendisine “Önderliğin üzerindeki tecrit, bu zulüm halkımızın üzerinden kalksın diye süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giriyoruz” dediğini aktardı.
Sadece Öcalan’a değil
Tecridin Öcalan şahsında tüm Kürt halkına uygulandığını söyleyen Yener, “Tabi ki Abdullah Öcalan önderdir. Kürt sorunu da ancak Öcalan ile çözüme kavuşur. Eğer Öcalan tecrit altındaysa tüm Kürt halkı tecrit altındadır. Bunu herkes bilsin. Öcalan üzerinde tecrit kalktı mı, Kürt halkı üzerindeki tecrit de kaldırılmış olacak. Bu zulüm ve hakaret ortadan kalksın. Bu zulmü kimse kabul etmiyor” dedi.
Daha da yaygınlaşır
Hükümetin adım atmaması durumunda, açlık grevlerinin daha da yaygınlaşabileceğine dikkat çeken Yener, cezaevlerinde yaşanacak olası bir ölümden ise hükümetin sorumlu olacağının altını çizdi. Yener, “Şayet şehadet yaşanırsa bunun sorumlusu hükümettir. Çünkü, hükümet taleplere karşı herhangi bir adım atmıyor. Adım atmayan hükümet de elbette de yaşanacaklardan sorumludur” şeklinde konuştu.
Tecride karşı Kürt halkının bir bütün olarak sesini yükseltmesi gerektiğini kaydeden baba Yener, “Eğer sesimiz yüksek çıkmazsa, şiddet ve zulüm de daha artacaktır. Hep birlikte sesimizi yükseltmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Ölümleri beklemeyin
Van F Tipi Cezaevi’nde 16 Aralık’ta süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren Barış Kahraman’ın amcası Hasan Kahraman, “Moralliyim. Bu yoldan dönmem. Tecrit kalkıncaya kadar da bu eylemimi sürdüreceğim” dediğini aktardı. Eylemin daha fazla sahiplenmesi gerektiğini vurgulayan amca Kahraman, kamuoyuna çağrıda bulunarak, “90’larda halkımız nasıl sokağa çıkarak, Kürt sorununun çözümü konusunda ilerleme sağlandıysa bugün de sokağa çıkıp açlık grevcilerinin sesini daha fazla kamuoyuna duyurmalıdır” diye konuştu. Hükümetin var olan sessizliğine de tepki gösteren amca Kahraman, eninde sonunda tecridin kaldırılacağını vurgulayarak, “Binlerce kişi ölsek de bu sorun çözülecek. Ama ölümlerin olmaması için bir an önce bu tecridin kaldırılması gerekir” şeklinde konuştu. n AMED