Çocuklarının hasretiyle veda etti

- İki oğlu ‘faili meçhul cinayet’ adı altında Türk devlet güçlerince katledilen, bir oğlu çatışmada şehit düşen Şirin Demir, çocuklarının faillerini bulamadan hayata veda etti.
Barış Annesi Şirin Demir, geçirdiği felç nedeniyle üç aydır tedavi gördüğü Batman’daki bir hastanede, 74 yaşında vefat etti. Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Xendukê (Çukurlu) köyünde dünyaya gelen Demir, 1990’lı yılların devlet politikası olan köy boşaltmalarından nasibini aldı, çocukları da katledildi.
Hayatı devletin baskıları altında geçen Demir, 1991’de Xendukê köyünde oğlu İbrahim gece yarısı evinden zorla alınarak katledilir. İbrahim’in cenazesi, kısa bir süre sonra bir mağarada bulunur. Anne Demir’in bir diğer oğlu Nihat da 1993’te Bagok Dağı’nda yaşanan bir çatışmada şehit düşer. Aynı yıl köyleri yakılan anne Demir, ailesiyle birlikte Hezex’e (İdil) göç etmek zorunda kalır.
Aracı yakılarak katledildi
İki oğlunu yitiren anne Demir’in üçüncü oğlu Gıyaseddin ise 1996’da geçtiği Habur Sınır Kapısı’ndan sonra takibe alınır. Beyaz Toros aracında bulunanlar tarafından racı ateşe verilerek katledilir. Gıyaseddin’in de failleri ‘meçhul’ kalır.
O günden sonra hayatını çocuklarının faillerini arayarak geçiren anne Demir, barış mücadelesinden de geri durmadı. Mücadelesini Barış Anneleri Meclisi ve Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği’nde (MEYA-DER) sürdüren anne Demir’i, aynı mücadeleyi yürüten barış annesi olan kızı Hatun Demir ve barış annesi Taybet Ter anlattı.
Başkasının yüreği yanmasın diye
Demir’in barış annesi kızı Hatun Demir, annesinin çocuklarını kaybetmesiyle hayatını barışa adadığını belirterek, “Yüreği yandı, başkasının yüreği yansın istemiyordu. Nerede bir çatışma çıksa durdurmak için oraya gitmeye çalışırdı. Çatışma yaşansın istemiyordu. Ellerinde oğlunun fotoğrafıyla her hafta Cizre’ye giderek, ‘Kayıplar bulunsun, failler yargılansın’ eylemine katılırdı. Yüreği yandığı için evde durmuyordu, sürekli bir mücadele içerisindeydi” dedi.
Daha fazla taşıyamadı
Annesinin yaşadığı acılara daha fazla dayanamadığını, son dört yılını felçli ve yatağa mahkum bir şekilde geçirdiğini kaydeden Demir, “Son zamanlarda konuşamıyordu. Yüreği hep yanıyordu. Yüreği yanan başka birini gördüğünde, ona eşlik eder, acısını yüreğinde hissederdi. Başka analar ağlamasın diye yıllarca mücadele etti ama daha fazla bu ağır yükü kaldıramadı” şeklinde konuştu.
Çocuklarının yanına gitti
Demir ile birlikte 2003’ten beri barış mücadelesi yürüten Barış Annesi Taybet Ter ise şunları anlattı: “Şirin anne çok fedakar ve çok çalışan bir anneydi. Üç oğlunu kaybetmesine rağmen hiçbir zaman dilinden barışı düşürmedi. Ölümü hiçbir zaman kutsamadı. Çocuklarına kavuşup ellerinden tutmak istiyordu. Öyle de oldu, o da çocuklarının yanına gitti.”
Ben de davasının neferiyim
Demir’in tek isteğinin savaşın son bulması olduğunu dile getiren Ter, “Barış için, çok çalıştı ve emek verdi. Yaz kış, dağ bayır demeden sürekli eylemlerdeydi. Aç kaldı, susuz kaldı ama asla barıştan vazgeçmedi. Çocuklarımız, dilleri ve kimlikleri için mücadele etmekten başka bir şey yapmadı. Şirin Ana’nın davasından vazgeçmeyin ve o yolda ilerleyin. Ben de bir anne olarak yaşadığım sürece davasının bir neferi olacağım” dedi. MA/ŞIRNAK







