
Şu anda tek Türkiye partisi HDP’dir. HDP dışında hiçbir siyasi parti Türkiye’nin tüm toplumsal kesimlerine seslenmemektedir. Türkiye’nin çok az bir kesimi dışında HDP tüm toplumsal kesimlere sesleniyor. Şovenizmle zehirlenmiş bir kesim dışında HDP Türkiye’yi birleştiren bir parti olarak halklara ve toplumsal kesimlere sesleniyor. MHP ve CHP tüm Türkiye’ye seslenmediği gibi, tüm Türkiye’den oy aldığını söyleyen AKP de tüm Türkiye halklarına ve toplumlarına seslenmiyor. Hatta MHP kadar AKP de toplumları bölen bir zihniyet, bir politika ve dile sahiptir. AKP bugün Türkiye’yi bölen, parçalayan, birçok toplumsal kesimi dışlayan ve böylece gerilim yaratan bir durumdadır. Sadece HDP kendisine oy vermeyenleri düşman görmüyor. HDP, herkesi kendi kimliği, kültürü ve inancıyla kabul eden bir parti olarak Türkiye halklarını rahatlatan, kardeşleştiren bir parti olarak halkın umudu haline gelmiştir. Bu nedenle Türkiye’nin kardeşleşmesini ve rahatlamasını isteyen herkes HDP’nin barajı geçmesini istemektedir.
Diğer partilerin hiçbiri bir yenilik getirmeyecektir. Eski Türkiye’yi sürdürmek anlamına gelecektir. Amiyane deyimle eski tas eski hamam durumu yaşanacaktır. Ancak HDP başarılı olduğunda Türkiye yeni bir güne uyanacaktır. Türkiye’nin şimdiye kadarki tekçi zihniyeti yenilgiye uğratılmış olacaktır. Türkler ve Sünni vatandaşlar dışında Türkiye’nin diğer halklarının da “bizim” diyeceği bir Türkiye’ye uyanılacaktır. İlk defa gerçek bir Türkiye fotoğrafı ortaya çıkacaktır. Hiç kimse kendini dışlanmış görmeyecektir. Kürtlerin de, Alevilerin de Çerkezlerin de, Gürcülerin de, Arapların da, Êzıdîlerin de, Ermenilerin ve Süryanilerin de kendi kimlikleriyle “Bizim ülkemiz” diyebildiği yeni bir Türkiye gerçeği doğmuş olacaktır. Eğer HDP kazanırsa Türkiye 8 Haziran’da büyük bir değişim ve dönüşüm yaşayacaktır. Türkiye halkları devrim niteliğinde gerçek bir değişimle karşılaşacaktır. Rengarenk zenginliğiyle yeni bir Türkiye doğacaktır.
Şu anda Türkiye’de bir heyecan yaşanmaktadır. Bu heyecanı, tüm farklılıkların eşit ve özgür olduğu demokratik ulus zihniyeti ve projesi yaratmış bulunmaktadır. Demokratik ulus projesi sadece Türkiye için değil, Ortadoğu için de ilaç gibidir. Bunu Türkiye halkı ve toplumu derinden hissetmektedir. HDP kazanırsa sadece Türkiye derin bir oh çekmeyecektir, tüm Ortadoğu halkları da derin bir oh çekecektir. Çatışma, savaş ve katliamlardan yorulan ve bıkan Ortadoğu halkları demokratik ulusla geleceğe umutla bakma imkanına kavuşacaktır. Çünkü demokratik ulus anlayışıyla çatışmalar ve savaşlar bitecek, tüm etnik ve inanç toplulukları kardeşlik içinde yan yana özgür ve demokratik biçimde birlikte yaşayacaklardır.
HDP böyle bir zihniyetle seçime girip Türkiye’de yeni bir tarih başlatmayı hedeflerken, AKP sözcülerinin HDP’yi tehlikeli ve bir dış proje olarak göstermeleri gerçekten de ibret vericidir. AKP yüzde 40’ları aşıp yüzde 50’i oy almak isterken, CHP yüzde 30’ları aşmak isterken, MHP yüzde 20 almayı hedeflerken HDP’nin yüzde10’u aşmasının tehlikeli görülüp düşmanca saldırılarla karşılaşması gerçekten de hastalıklı bir ruh halinin varlığını ortaya koymaktadır. Bu hastalıklı ruh hali, Türkiye’de demokratik zihniyetin olmadığının kanıtıdır. Mevcut düzeni sürdürmek isteyenlerin her türlü oy alması normal görülecek, ama HDP’nin yüzde 10’u aşmaması için her yol ve yöntem denenecek! Bunun tek izahı vardır; eski tekçi Türkiye’nin çoğulcu demokratik ulus Türkiye’sine direnmesidir. HDP’nin başarısında kendi tekçi, hegemonik, otoriter siyasi anlayışlarını ve kurulu rejimin yıkılmasını görmektedirler. Yıkılmamak, eski siyasetçiler müzesine atılmamak için gerici bir direniş içine girmektedirler.
Bir partinin parti amblemi altında seçime girmesi kadar doğal, doğru bir şey olamaz. Hele 25 yıldır demokratik siyasal mücadele geleneği olan bir demokratik siyasi hareketin tüm demokrasi güçleriyle ittifak içinde seçime girmesi kadar doğru ve gerekli bir şey olamaz. Ancak mevcut müesses nizam sistemi Kürtlere, sosyalistlere, demokratik güçlere ve tüm farklılıklara kapattığı için şimdi bu güçlerin siyasal sistem içine girmesini tehlikeli görmektedirler ve engellemek için her türlü kirli yola başvurmaktadırlar. Bunun hastalıklı bir siyasi zihniyete tekabül ettiği açıktır. Zaten bu zihniyet aşılmadan Türkiye’nin düze çıkması ve geleceğe umutla bakması mümkün değildir.
HDP’nin yüzde 10 barajını aşma mücadelesine yönelik çirkince saldırıda bulunanlar; HDP’yi baraj altında tutmak için her türlü yalana, iftiraya ve karalamaya başvuranlar kesinlikle demokratik ulusla yeni bir yaşama kavuşacak yeni Türkiye’den korkmaktadırlar. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. HDP 7 Haziran’da barajı aşacak, tüm Türkiye toplumu 8 Haziran’da yaşadığı travmaları üzerinden atmış olarak rahat bir nefes alacaktır.