Kuzey Kürdistan’daki OHAL bölgesinin köylerinden 1994 yılında topluca göç ettirilen çoluklu çocuklu yaklaşık sekiz bin Kürdistanlı, yanlarına can havliyle aldıkları bir kat elbiseleriyle dağları aşarak Güney Kürdistan’a ulaştılar. Güney Kürdistan’a varmak, rahata ulaşmak değildi onlar için. Varmalarından bugüne kadar 8 kamp değiştirdiler. Her değişiklik, onları dağıtmaya, birbirlerinden koparmaya yönelikti. Şeranîş, Bihêrê, Derkarê, Geliyê Qiyametê, Etruş, Nînova, Nehdara... Son olarak, Güney’e geçmelerinin dört yıl ertesinde, Hewlêr’e yüz kilometre uzaklıktaki, bugün Mexmûr olarak bilinen çöle atıldılar. Tek bir ağaç olmayan, çorak, çıplak bir tepe yamacı... Kırk beş derece sıcakta çöl yılanlarının bile su aradığı bu yamaçta, onlara sadece naylon çadırlar verildi.

Hiçbir imkana sahip olmadıkları gibi bir de ambargoya maruz kalıyorlardı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNCHR) himayesinde olmalarına rağmen kampın güvenliği Kürdistan Demokrat Partisi (PDK) güçlerine verilmişti. BM’nin sadece bayrağı dikilmişti, kamp girişine. Dünyadan tecrit edilen kampın en temel ihtiyaçları bile karşılanmıyor; oraya yerleşen Kürtler tekrar dağıtılmaya, parçalanmaya çalışılıyordu.
Onlarca zorluğu birlikte, el ele vererek atlatan Mexmûr halkı, tecrite, baskılara, tehditlere yokluk ve yoksulluğa da aldırış etmedi; yaşamını kendi elleriyle kurma kararı aldı. Demokratik, eşitlikçi, katılımcı, kolektif bir yaşam... Çocukların, gençlerin, kadınların, yaşlıların, işçilerin, gazilerin temsilini bulacağı bir sistem...
İnşaatlarda çalıştılar, mendil sattılar, pazarlarda hamallık yaptılar, Qandil’den gelen cevizleri ve narları yol kenarlarında sattılar; böyle böyle biriktirdiler, ortak bütçelerini. Sonra, erkek-kadın, genç-yaşlı demeden, imece usülüyle evler, kanalizasyonlar, su depoları ve yollar inşa ettiler. Kimse yönetici değildi. Kimse başkan, başkan yardımcısı değildi. Herkes yöneticiydi; herkesin politikasıydı bu. Emekle, özveriyle, fedakarlıkla bir yaşam inşa ediliyordu. Hiçbir şey, hiç kimseye ait değildi; ama her şey, herkese aitti. “Ben yaptım, sen yapmadın”, “Ben çok çalıştım, sen az çalıştın”, “Burası benim, şurası senin”, “Senin payın fazla, benimki az” gibi cümleler siliniyordu hafızalardan. “Biz” ile başlıyor, “bizim”le devam ediyordu cümleler.
Çöl ortasına sürgüne yollayanlar, “Susuzluğa ve sıcağa dayanamazlar. Bir ay sonra darmadağın olurlar” diye düşünmüştü; ama bu çöl ortasında bir ilçe kuruluyordu işte! Ağaçların, suyun, sağlık ocağının, elektriğin, okulun, kreşlerin, marketlerin, çocuk bahçelerinin olduğu bir ilçe. Kimse inanamıyordu, onlardan başka. Onlar ise her bir anını bildikleri oluşum sürecini yaratanın ortak emekleri olduğunu biliyorlardı.
Susuz, çorak çölün ortasında kurulan bu sistem, bugün modelleşerek bütün Kürdistan’daki yerel yönetimlere örnek teşkil etmeye başladı. Mexmûr artık sıradan bir mülteci kampı değil; Ortadoğu’nun ortasında yeşeren ve kurumsallaşan alternatif bir sistemin, modelin adıdır. Demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü toplum paradigmasının yer bulduğu, geliştiği, kabul gördüğü bir sistem... Özellikle yerel yöneticilik pratiğiyle örnek bir model oluşturmuştur.
Mexmûr’da başarının temelinde “yerinden yönetim” yatıyor. Kapitalist modernitenin dayattığı “yabancı yönetim”in merkezi karakterine karşılık Mexmûr’da, halk meclislerine dayanan bir yerinden yönetim işletiliyor. Mahalle komünlerinden halk meclislerine kadar uzanan geniş yelpazede kendine yer bulan birçok organla halk, yönetimin direkt öznesi haline geliyor. Böylece “yönetilen-yöneten” ayrımı ortadan kalkıyor; herkes yönetiyor, görev bölüşümünde herkes yeteneğine göre bir göreve yönlendiriliyor.
Tam da seçimler dolayısıyla yerel yönetimleri tartıştığımız şu günlerde Mexmûr’daki yönetim biçimine dair detayları anlatmak faydalı olabilir. Birkaç başlık altında inceleyebiliriz.

Belediyede halkın geniş katılımı

Belediye iki ayak üzerine kurulu: Belediye Meclisi ve Temsilciler Meclisi. Mexmûr Belediyesi, tabandan tavana doğru örgütlenen bir anlayışla yönetiliyor. On beş kişilik belediye meclisinde eşbaşkanlık uygulanıyor. On beş kişi, Mexmûr’un on beş mahallesinin temsilcilerinden oluşuyor. Bütün kurullarda kadın kotası uygulanıyor. Mexmûr’da belediye seçimleri iki yılda bir yapılıyor. Oy kullanma yaşı on yedi. Yönetici olarak seçilmeniz içinse 20 yaşında olmanız yeterli. Bu sistem, gençlerin katılımını teşvik ediyor ve yönetime dinamik bir karakter kazandırıyor. Toplam dört bin kişinin oy kullandığı seçimler sonucunda seçilenler, eşbaşkanları belirliyor.
Belediyede pek çok komisyon ve başka birim bulunuyor: İmamlar, Hukuk, Gençlik, Eğitim-Öğretim, Basın, Kültür Komisyonları; akademiler, vakıflar, kadın kurumları, elektrik, su, ulaşım ve çevreyle ilgili kurumlar...
Mexmûr, resmiyette Irak Hükümeti tarafından da Güney Kürdistan Hükümeti tarafından da tanınıyor; ama yine de en temel ihtiyaçlardan bile yoksun. Gerekli kaynakları halk, el yordamıyla yaratmaya çalışıyor.
Belediyenin Temsilciler Meclisi, yüz kişilik Mexmûr Demokratik Halk Meclisi eliyle yürütülüyor. Temsilciler Meclisi’nde toplumsal alan, siyasal alan, halk hareketi, kadın hareketi, gençlik hareketi, şehit aileleri hareketi, esnaflar, sporcular, gaziler, dış ilişkiler gibi pek çok alandan temsilci bulunuyor. Mahalle Komünleri ve Semt Meclisleri’yle irtibatlı Temsilciler Meclisi, demokratik ve komünal bir örgütlenmeyi esas alıyor. Her kurum, kendi özerk meclisini oluşturuyor ve bu meclis üzerinden Temsilciler Meclisi’nde temsil ediliyor.
Sosyal, kütürel, ekonomik tüm talep ve ihtiyaçlar, önce Temsilciler Meclisi’ne geliyor. Meclis, söz konusu ihtiyaç ve talepleri halkla birlikte tartışıyor ve kararlaşıyor. Böylelikle alınan kararlara kimse itiraz etmiyor; zira bu kararlar, en geniş katılımla alınmış oluyor. Temsilciler Meclisi’ne gelen ve halkın sıcak bakmadığı bazı öneriler ise olgunlaşması için bir yıl sonraya ertelenerek yeniden gündemleştiriliyor. Böylece öneri, en kapsamlı ve verimli halde tartışılmış oluyor. Önerilerin karar haline gelmesi ise halk oylamasıyla gerçekleşiyor.
Temsilciler Meclisi’nin yürütmesi haftada bir toplanırken ayda bir ise daha geniş toplantılarla bütün meclis bir araya getiriliyor. Yılda bir gerçekleştirilen halk toplantıları ve konferanslarda ise genel durum gözden geçiriliyor; geleceğe dair uzun erimli planlar yapılıyor.

Kanunlar...

Mexmûr’un yazılı kanunları veya anayasası yok. Genel vicdani ve ahlaki ölçütleri düzenleyen, toplum içerisinde kabul gören kişilerden oluşan bir heyet var. Bu heyet de halk tarafından seçilerek, belli bir süreliğine göreve geliyor. Heyet, halkın geleneklerini, ahlaki ve vicdani ölçütlerini göz önünde bulundurarak kararlar alıyor ve uygulamaları da bu temelde yapıyor. Elbette bir yönetmelik de var; ama keskin bir yönetmelik değil bu. Dünyada kabul gören evrensel değerleri, demokratik değerleri içeriyor ve her yönüyle denetime açık.
Semtlerde yaşanan sorunlarla ise ilk olarak komünler ilgileniyor. Eğer komünleri aşan bir durumsa, Semt Meclisi devreye giriyor. Onu da aşarsa, bir diğer ilgili kuruma devrolur. Sorunun gideceği en son merci ise aralarında üniversite mezunu hukukçuların, toplumca saygı gösterilen “büyüklerin”, gençlik ve kadın temsilcilerinin oluşturduğu üst kuruldur. Bu heyetin vereceği karar, son karardır. Bundan sonra, temyiz mahiyetindeki itiraz ise KCK’ye yapılabiliyor.

Mexmûr’da kadın...
Hemen belirtelim: Mexmûr’da kadınların ayrı bir çalışma sistemi var. Yerleşimde kadına dair tüm çalışmalar, kadın inisiyatifi ile yürütülüyor. Bu inisiyatif, özgün yanını koruyor ve pozitif ayrımcılık görüyor. Diğer tüm organlar gibi komünal. 2002 yılında kurulan Mexmûr Îştar Kadın Meclisi ise bütün çalışmaların aynası konumunda. Tüm yönetim organlarıyla ve sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel tüm sorunlarla ilgilenen kadınlar, Ortadoğu kadınına şimdiden model oluşturmuş durumda. Bu açıdan, Îştar Kadın Meclisi’ni yakından incelemek önemli olacaktır.
Îştar Meclisi’nin amaç ve hedefleri ile örgütsel işleyişini düzenlediği bir tüzüğü var. PAJK ile ideolojik ve örgütsel ilişkilerini esas alıyor ve Mexmûr bünyesinde ise -örgütsel özerkliklerini koruyarak- Halk Meclisleriyle koordineli çalışıyorlar. Yılda bir kez geniş katılımlı kadın konferansı düzenleniyor. Bu konferanslarda kararlar alınıyor; projeler üretiliyor. Meclis kendini Hukuk, Halk Çalışmaları ve Eğitim olmak üzere üç komisyon şeklinde örgütlüyor.
Hukuk Komisyonu misyonunu kadın haklarını korumak, kadının adaletsiz yargılanmasını önlemek, her konuda siyasal ve örgütsel doğrultu oluşturmak ve şiddete maruz kalan kadının kendini koruyabilmesini sağlamak, toplumdaki şiddeti durdurma yolunda çalışmalar yürütmek olarak kurguluyor. Bütün bunları Mexmûr özgünlüğüne uygun olarak yapıyor.
Eğitim Komisyonu, hem genel eğitim çalışmalarında yer alıyor hem de özgün eğitim planlamasını yapıyor. Gereklilikler doğrultusunda diğer komün ve meclislere, semt ve mahallelere, kadın çalışanlara eğitimler veriyor.
Meclisin en ağırlıklı çalışması ise halk çalışması. Özellikle Mexmûr kadınının çektiği ağır sosyal, psikolojik ve biyolojik sorunlara çözüm getirme amaçlı çalışma yürütülüyor. Bu çalışma da giderek aktivitesini ve yaratıcılığını artırıyor. Ev ziyaretleri, ziyaretlerde yürütülen tartışmalar, renkli sohbetler, artık Mexmûr’un rutini. Her gün, her an bir eğitim fırsatı olarak değerlendiriliyor; aile yaşamı, cinsel sorunlar, çocuk bakımı, cinsler arası ilişkiler, doğa-insan ilişkisi ve bunun gibi yaşamın her alanına dönük tartışma ve çalışmalar devam ediyor. Ayrıca diplomatik çalışmalarda senini duyurabilme ve kendini doğru tanıtabilme amaçlı arayışlar da giderek yoğunlaşıyor.

Yokluğa rağmen kaliteli eğitim
Mexmûr’da üçü ana okulu, dördü ilkokul, ikisi ortaokul ve biri lise olmak üzere on okul bulunuyor. Bu on okuldaki elli üç derslikte 3200 öğrenci eğitim görüyor.
Eğitim ana okulunda Kurmancî olarak başlıyor. Ortaokuldan liseye kadar ise dersler Kurmancî ve Soranî veriliyor. Öğretmenler, Mexmûr’daki akademi çalışanları... Ana okulları da dahil toplam 246 öğretmen görev yapıyor. Öğretmenler, gecelerini gündüzlerine katarak en kaliteli, evrensel normlara uygun eğitimi vermeye çalışıyorlar, onca yokluğun, yoksulluğun içinde. Ciddi bir eğitim kalitesi de yakalanmış durumda. Öyle ki, Hewlêr’den, Silêmanî’den ve Duhok’tan bile lise eğitimi için gelen öğrenciler var.
Mexmûr, ülkedeki diğer eğitim kurumlarından bağımsız, kendi eğitim sistemini oluşturmuş durumda. Her dersin öğretmenleri, komisyonlar biçiminde örgütleniyor. Ders komisyonları araştırmalar yapıyor ve bu araştırmalar neticesinde kitaplar hazırlıyor veya okutulacak kitaplara karar veriyor. Sistem özgün; alışık olduğumuz eğitim müfredatından oldukça farklı. Sözel alanlarda öz kaynaklardan, komisyonların emekleri sonucu oluşan kaynaklardan faydalanılıyor. Sayısal derslerde ise daha çok dışarıdan faydalanılmış. Matematik, fizik, kimya gibi dersler, uluslararası uygulamalar araştırılarak veriliyor. KCK’nin toplumsal sistemi ve iddiaları, politik yörüngesi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu düşünsel birikim de ders olarak veriliyor. Jineoloji, Öz Savunma, Birey ve Toplum, Sivil Toplumculuk, Ekoloji, Çevre Bilinci ve Cinsler Eşitliği gibi dersler, sadece Mexmûr’da verilen derslerden bazıları. Ayrıca hemen belirtelim: Mexmûr’da halkın yüzde doksanı okuma yazma biliyor.
Mexmûr’daki lise öğrenimi ardından Hewlêr, Silêmanî ve Duhok’taki üniversite sınavlarına giren öğrencilerin başarı oranı, bu üç kentteki diğer öğrencilerin başarı oranlarından yüzde yetmiş sekiz daha fazla olarak kayıtlara geçmiş. Yine üç merkezdeki üniversiteleri de birincilikle bitiren çok sayıda Mexmûrlu genç bulunuyor. Son üç yılda 425 üniversite mezunu çıkaran Mexmûr’da hala üç yüz öğrenci de Güney Kürdistan’ın değişik üniversitelerinde eğitimini sürdürüyor.
Mexmûrlu öğrenciler Irak ve Güney Kürdistan hükümetlerinin tutumundan kaynaklı ciddi sorunlar da yaşıyor. Normalde Mexmûr’da verilen diplomalar her iki hükümet tarafından da tanınıyor. Ancak Mexmûr’daki eğitimin resmi ideolojilere uygun olmaması nedeniyle fiili engeller çıkarılıyor. Bu nedenle üniversite mezunlarının birçoğu bölümleriyle ilgisiz işlerde (mesela inşaatta) çalışmak zorunda kalıyor. Bazıları ise gönüllü öğretmenlik yapıyor.

Akademiler diyarı
Mexmûr’un toplumsal dokusunda önemli yer tutan bir başka organ da akademiler. Kent adeta akademiler diyarı... Sosyal, siyasal, kültürel pek çok alanla ilgili kurulmuş onlarca akademi mevcut. Kadınlar, çocuklar, gençler, yaşlılar, işçiler, öğrenciler, esnaflar, işsizler; herkes bu akademilerde ve akademi öncelli kurumlarda kendine yer buluyor. Bu akademi ve kurumların bazıları şunlar: Kültür ve Sanat Merkezi, Kadın Evi, Şehit Aileleri Kurumu, Sağlık Ocağı, Basın Akademisi, Yaşlılar Kurumu, Gençlik Akademisi, Dış İlişkiler Kurumu, Kadın El İşleri Kurumu, Şehîd Erdal Kütüphanesi, Gaziler Kurumu, Kadın Akademisi, Sosyal Alanlar Akademisi, Siyaset Bilimi Akademisi, Eğitim Akademisi, Hukuk Akademisi...


Hizmetler ücretsiz
Mexmûr’da bütün hizmetler ücretsiz. Sağlık, eğitim, belediye hizmetleri, akademiler... Hiçbiri gerçekleştirdikleri hizmetler için ücret talep etmiyor. Birleşmiş Milletler, Güney Kürdistan Hükümeti ve Irak Hükümeti tarafından tanınan ancak üçünden de maddi destek alamayan Mexmûr’da yine de bu hizmetlerin nasıl ücretsiz verilebildiğinin cevabı ise sistemin kendisinde yatıyor. Mexmûr, halkın oluşturduğu ortak bütçe ve kafe, tamirhane, butik, bakkal gibi bazı girişimlerle ayakta kalıyor. Yine dışarıda çalışan bazı Mexmûrlu işçiler de ortak bütçeye bağışta bulunuyorlar.
Mexmûrlular güvenliklerini de kendileri sağlıyor. İlk yerleştikleri Seraniş Kampı‘ndan bu yana sürekli güvenlik tehditleriyle karşı karşıya kaldıkları için güvenliklerini kendi elleriyle sağlamak zorunda olduklarını anlamışlar. Özellikle genç kadın ve erkeklerden oluşan sivil asayiş kurumlaşması, disiplinli bir yapıyla Mexmûr’un iç ve dış güvenliğini sağlıyor. 24 saat görev yapan bu güvenlik birileri kente giriş ve çıkışları kontrol ediyor; trafiği düzenliyor. Bu kurum, halka yabancı, onun dışında bir kurum değil. Halktan meydana gelen ve dönüşümlü görev yapılan bir kurum.
Mexmûr’da ne kriminal anlamda ne de sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda ciddi suçlar işlenmiş, bugüne kadar. Bir dönem, belediyenin teftiş ettiği bakkal, market, restoran, kasap gibi dükkanların bazılarıyla ilgili sorunlar yaşanmış; sağlığa uygun olmayan dükkanlara üç kez uyarının ardından belli süre kapatma cezaları verilmiş; o kadar. Sosyal alanda ise geçmişte kadına yönelik şiddet, başlık parası ve kadının miras hakkı gibi konularda sorunlar yaşanmış olsa da bugün artık Mexmûrlular bu konularda nasıl davranılması gerektiğini bilince çıkarmış durumda. Bu anlamda gelişebilen münferit sorunlara karşı kendiliğinden bir ‘tecrit cezası’ da gelişiyor.

Sorunların kaynağı ekonomi

Mexmûr’un kuyularından çıkarılan su içilmiyor. İçildiği takdirde zehirlenmelere yol açıyor. Bu nedenle de içme suyu, dışarıdan tankerle taşınıyor. Tabii bu ciddi bir ekonomik külfet ve zaman kaybı yaratıyor. Mexmûr’un en temel sorunlarından biri bu. Ayrıca kentte ihtiyaca cevap olacak yeterlilikte hastane bulunmuyor. İlk yardımın dışındaki bütün sağlık sorunları için doksan kilometre uzaktaki Hewlêr Hastanesi’ne gidiliyor.
Kentte halkın imece usülüyle yaptığı kanalizasyonlar, artık ihtiyacı karşılayamıyor. Fakat kanalizasyonların yeniden yapılandırılabilmesi de ciddi bir ekonomik birikim gerektiriyor.
Görüleceği üzere, sorunların kaynağı ekonomi. Bu konuda ciddi projelere ihtiyaç var. Aslında böylesi projeler yok da değil. Fakat belediyenin Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve başka uluslararası kurumlara sunduğu projelerin hiçbirine geri dönüş alınamıyor. Uluslararası toplum, bu alternatif yaşamı adeta körlüğü ve sağırlığıyla boğmaya çalışıyor.

Mexmûr çığlıktır; sahip çıkılmalı

Kentte görüştüğüm neredeyse bütün kurum temsilcilerinin, halkın ve belediye yöneticilerinin şikayeti aynıydı: “Yeterince sahip çıkılmıyor.”
Ortadoğu’nun göbeğinde, sıfırdan sistem oluşturan, onca yokluğa rağmen ayakta kalan ve toplumsal yaşam konusunda modele dönüşen bir kent var karşımızda. Mexmûrluların yardım çığlığı da aslında kendileri için değil, büyük özverilerle yarattıkları sistemin yaşayabilmesi için... Binbir eziyete karşın çöl ortasında yeni bir kent kuran Mexmûrlulara yapılacak her yardım, işleyen toplumsal sistemin daha da kuvvetlenmesine katkı sağlayacak. En başta da moral ve motivasyonu artıracak.
Hemen iki öncelikli talebi belirtelim. Şu anda Mexmûrluların birinci önceliği su sorunlarının giderilmesi. Bir arıtma tesisine sahip olmak istiyorlar. İkinci önemli talep ise hastane... Ağır hastaların Hewlêr Hastanesi’ne taşınmak zorunda oluşu, hazin sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. Mexmûrlular bir hastaneye sahip olmayı da gönülden istiyorlar.
Bu iki öncelikli talebin gerçekleşmesi için kurum temsilcileri, “Avrupa’daki halkımız yardımcı olabilir veya Kuzey Kürdistan’daki belediyelerimiz ‘kardeş belediye’ olarak destek sunabilir. Burada yaşayan cefakar insanlarımıza iş adamları ve büyük esnaflar destek sunabilir” diyorlar.
Ne yazık ki, bugüne kadar ciddi bir dayanışma eli uzanmış değil Mexmûr’a. Fakat unutulmasın ki, Mexmûr sıradan bir mülteci kampı değil. Mexmûr, Kürt halkının kurmak istediği yaşamın adeta prototipi... O halde, dayanışma içinde olmak, direnişine ortak olmak da hepimizin görevi...

ALİ ONGAN