
Paris İklim Zirvesi: Felaketin eşiğinde
COP 21 boyunca çok sayıda eylem ve alternatif etkinlik düzenlenmesi planlanıyordu ancak Paris’te yaşanan katliamdan sonra kabul edilen “olağanüstü hal” uygulamalarından dolayı yasaklar gündeme geldi. Hazırlıkları aylardır yapılan ve 29 Kasım günü gerçekleştirilmesi planlanan “Büyük İklim Yürüyüşü” dahi yasaklandı. Çevre ve şehircilik alanında çalışan, birçoğu devletlerden fon alan örgütlerin müzakereleri sonucu yasak bir nebze aşılabildi. Fakat ancak pasif eylemler -mesela insan zinciri- yapıldı. Gerçekten alternatif, antikapitalist, solcu güçlerin yapmak istediği eylemler ise saldırıya maruz kaldı. Toplam 278 çevreci, gözaltına alındı. 24 saat gözaltında tutulan eylemcilere reva görülen, sürekli şiddetti. Fakat bununla da yetinilmedi: Eylem yapanlara, polise mukavemet edenlere 7 bin Euro para cezası ile altı aya kadar hapis cezası gündeme geldi.
Alternatif hareketlerin eylem yasaklarını delmek için yaptığı etkinliklerin aktif katılımcısı Alternative Libertaire hareketinden Guillaulme Davranche ile COP 21’i ve olağanüstü hal uygulamalarını konuştuk. Davranche de 29 Kasım günü gözaltına alınmış, 24 saat boyunca gözaltında kalmıştı.
Öncelikle, COP 21 sizin için ne ifade ediyor?
Haftalardır karşıt gösteriler için hazırlanıyoruz. Çünkü bize göre COP 21, iklim krizine çözüm olmayacaktır. COP 21, aynı zamanda ulus devletlerin birleştiği bir zirvedir. Bu nedenle tüketime, üretime ve sermayeye hizmet edenlerin buluşmasıdır. Bu, büyük bir çelişki. Zaten bu çelişkiden kaynaklı doğal kaynaklar eşit bir şekilde paylaşılmıyor, toplumlar faydalanamıyor.
Bizim, kadın ve erkek işçiler olarak, çözümü, geleceğimizi elimize almamız için kendi ekonomimizi, öz savunmamızı yaratmamız gerekiyor. Elbette çevreye dair düzenlemeler, kurallar, ekoloji eğitimi gibi adımlar önemli ama çözüm için gerçek ve kalıcı olan bu değil. Öncelikle üretim araçlarının toplumsallaştırılması zorunlu. Ancak bu şekilde neyi, nasıl üreteceğimize, nasıl paylaşacağımıza kendimiz karar verebiliriz. Sorunun kaynağı da burada.
Ama madem COP 21 devletlerin organizasyonu, neden alternatif hareketler de bu etkinlikle paralel biçimde çözümleri tartışıyor?
Öncelikle, biz bu etkinlikleri büyük ve gereksiz projeler olarak tanımlıyoruz. Önce bu tanımlamayı yapıp ardından alternatifimizi kamuoyuna sunmaya çalışıyoruz. Örneğin Fransa’daki Notre Dame Des Landes Havaalanı, baraj gibi projeler karşısında olduğu gibi... Bunlara karşı kampanyalar yürütüldü, eylemler yapıldı. Alternative Libertaire ve ekolojistlerin bu mücadelesi, bir çığır açıyor. Esas amacımız, topluma kapitalist sistemin bir şey icat etmek istediğinde sonuçlarını düşünmediğini anlatmaktır. Yani o, ürettiği şeyin yalnızca karını hesaplar, zararlarını değil.
İkinci bir mücadele alanımız -bu Fransa’da daha da zorlu bir mücadele- nükleere karşı olan mücadeledir. Dünyada Fransa, en büyük nükleer merkezlerine sahip ülkedir. Özellikle Hiroşima’dan sonra Fransa kamuoyuna ciddi bir duyarlılık gelişmesine rağmen bunu örgütlü bir mücadeleye dönüştüremiyoruz. İşte COP 21 etkinliklerinde de yüz binlerce insan COP 21 karşıtı etkinlikler için Paris’e geliyor. Burada amacımız, karşıt fikrimizi daha görünür biçimde insanlara anlatabilmek.
Bu alternatif etkinliklerin dünya iklimi için bir etkisinin olabileceğini düşünüyor musunuz?
Bizim mücadele yöntemimiz bireysel eylemler olamaz. Bu eylemler küçük çaplı değişikliklere yol açar ama sistemi değiştirmez. Esas amacımız, öz ekonomiyi yaratmaktır. Aylardır “acil ekonomi ve ekoloji” başlııyla antikapitalist bir kampanya yürütüyoruz. Montreul’de adına alternatif denilen etkinliklerde olacağız. Burada da çeşitli “alternatif” denilen paneller olacak. Bu etkinliklerin birçoğu, Alternatiba tarafından yürütülüyor. Bunlar da seçilmişler, bölgesel yönetimlerden fon alıyorlar. Esas kaygıları, etkinliklerin politize olmasını önlemek. Radikal sol bu anlamda buradaki tribünlerde görünür değil. Ama biz orada olacağız. Onların alternatifine karşı alternatif etkinliğimizi düzenleyeceğiz.
Olağanüstü hal uygulamaları gerekçe gösterilerek COP 21 karşıtı etkinlikler yasaklandı. Buna dair ne düşünüyorsunuz?
Bu uygulama bizim için bir safsatadır. Birincisi, olağanüstü hal uygulaması ile terörizmi durduramazsınız. Üstelik uygulamalar da o içeriğe sahip değil. Yasaklanan eylemlere bakıldığında, siyasi eylemler olduklarını görmek mümkün. Örneğin spor ve ticaret etkinlikleri iptal edilmiyor. Noel programları, kitap fuarları, her şey serbest.
Biz baştan beri bu karara karşı çıktık ve protestolarımızı sürdürdük. Takvimimizdeki bütün programı uygulayacağız.
Bu uygulamaları, Fransa Komünist Partisi ve Sol Cephe de onayları ama... O neden oldu? Seçimlerle mi ilgili?
Biz seçimlere katılmıyoruz. Bize göre seçimler, bir pazar. Meclisin ya da yerel yönetimlerin etkisinin bulunmadığını düşünüyoruz. Asıl yetkili organlar, sermayeyi elinde bulunduranlardır. Meclis ve yerel yönetimler, onların düşündüklerini uyguluyor. Bizim için Sarkozy’nin Cumhuriyetçileriyle Sosyalistler arasında çok fark yok. Yani onların oylaması normaldi. Ama Sol Cephe’nin de onay vermesini şaşkınlıkla izledik. Şunu fark ettik: Aslında bu siyasi eğilimlerin hepsi, tamamen Cumhuriyetçi yapılanmaya entegre olmuş. Bu bir hakikattir. Sadece birkaç milletvekili karşı çıktı. Bunlar da siyasi kişilikleri ve cesaretleriyle öne çıkmış isimlerdir zaten.
Olağanüstü hal uygulaması konusunda Fransa Başbakanı Manuel Valls de, “20 bin kişinin S fişine sahip olduğunu” belirtti. Bunlar içinde PKK de sayılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ben Tamillerin ve Kürtlerin de bu açıklamanın içeriğinde olduğunu anlamamıştım. Bu, devletin ne kadar ikiyüzlü olduğunu gösteriyor. NATO’ya ne kadar bağlı olduklarını, Erdoğan’a ne kadar yaranmak istediklerini gösteriyor.
Bu saatten sonra PKK’yi ‘terör örgütleri listesinde’ tutmak, büyük ikiyüzlülüktür ve kabul edilemez. Yine aynı şeyi yapacaklar: Bir taraftan PKK’yi listede tutacaklar, diğer taraftan alttan alta bölgeye silah gönderecekler. Bu da bizim açımızdan anlaşılmaz bir durum.
Kürt halkının mücadelesini yakından takip eden ve destekleyen bir yerde duruyoruz. Kurumlar olarak Kobanê sürecinde aktif olarak eylemlere katıldık. Konuya dair yayın organlarımızda geniş dosyalar yayınladık. Kürt solu ve Kürtlerin direnişini yakından takip ettik. Kobanê için maddi yardım kampanyaları organize ettik. Fransa’nın bu konudaki açıklamaları, onların DAİŞ karşısındaki direnişine ilişkin ikiyüzlülüktür.
Gazeteniz aracılığıyla ayrıca, Kürt yoldaşlarımıza selam gönderiyoruz. YPG/YPJ’nin mücadelesini her yerde desteklemeye devam edeceğiz.
SELMA AKKAYA/PARİS