COP28’in kopardıkları

Forum Haberleri —

COP28 / Foto:AFP

COP28 / Foto:AFP

  • Savaşın devam ettiği koşullarda ekonominin aslen savaş ekonomisi üzerine inşa edildiği Rojava’da, savunma ekonomisi ekolojik ekonomiden bağımsız olarak düşünülmemelidir.
  • Merkezi elektrik üretimi yapan tesisler yerine, her binanın kendi elektrik ihtiyacını karşılayacak yenilenebilir enerji politikalarına yönelmek en doğru karar olacaktır.

SELAHATTİN IŞILDAK

İlk yazımızda altını çizdiğimiz bir olgu ile bu yazıya başlayalım. COP28’deki fosil enerji baronları ile yenilenebilir enerji baronları arasındaki çekişmeden bahsetmiş ve sonuç olarak COP28’de fosil yakıt enerjisi baronlarının hala dünya genelinde ne kadar etkili olduklarının altını çizmiştik.

Avrupa ana karasında yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımların arttığı bir gerçek, ancak bu yatırımlar bütün diğer kapitalist yatırımlar gibi aslen kâr amacı güden, esasında ne dünyayı ne de çevreyi düşünen bir zihniyetin ürünüdür. Ne kadar fazla artı değer o kadar sömürü demektir.

Bundan 10 sene kadar önce Çin’in metropol diye adlandırılan büyük kentlerinden birisinde bir iş gezisindeyken, yollardaki elektrik direkleri üzerinde çalışan işçilerin ne yaptığını sormuştum. Yanımdaki Çin’li arkadaşım, “güneş enerjisi ile geceleri sokak lambalarının aydınlatılması projesi”nden bahsetmiş ve çalışmaların bunla alakalı olduğunu anlatmıştı. Tarih konusunda yanılıyor olabilirim ama 2016’da, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi kararı ile tüm ülke sathında yenilenebilir enerjiye geçiş kararı alındığını anımsıyorum. Çin bugün yenilenebilir enerji alanında dünya sıralamasında en önde geliyor. Dünya genelinde tüketime sunulan her üç emtia’dan birisinin Çin’de üretildiği göz önüne alınırsa, enerji alanında yapılan öngörülü büyük yatırımların nedeni de anlaşılabilir. Yenilenebilir enerjiye destek kararı ile birlikte, AB ülkelerindeki güneş enerjisi panellerinin ve sistemlerinin fiyatlarında büyük düşüş yaşanması beklenmesine rağmen bu gerçekleşmedi, temiz enerji baronlarının sömürüsü devlet eli ile katmerlendi. Çin devlet olarak “yenilenebilir enerji” sektöründeki şirketlere büyük oranlarda sübvansiyon desteğini açıkladıktan sonra Çin’in tüm dünyaya ihraç ettiği güneş enerjisi panellerinin fiyatlarında büyük düşüş yaşanmasına rağmen, Avrupa ülkeleri kâr marjlarını yüksek tutmak adına bu değişimi önceleri buraya yansıtmadı, kısmi anlamda fiyatlarda düşüş olsa da, hala da yansıtmış değil.

Bundan 10 sene kadar öncesi ayda 450 kilowatt enerji üretecek bir düzenek, burada 20 bin € civarında bir fiyatlandırma ile pazarlanırken, aslında esas değeri 6-7 bin € civarındaydı. Bugün bile Avrupa ana karasında kendi isteğinizle kendi enerji düzeneğinizi kurma hakkınız yok, çünkü devlet, kapitalist sistem buna izin vermiyor, “benden alacaksın” diyor.

Hal durum buralarda böyleyken, özgürlüğün coğrafyası diye tanımladığım Kuzey- Doğu Suriye topraklarına bakalım biraz da.

Ademi merkeziyetçi bir yönetim anlayışının uygulandığı bu coğrafyada, demokratik özerk bir anlayışın yeşertilmesi için kan verilen, on binlerce can verilen bu topraklarda son günlerde yaşanan saldırılar bir kez daha bizlere gösterdi ki; demokratik, kadın özgürlükçü, ekolojik paradigmaya sahip bir yaşam inşası kaçınılmaz olarak enerji meselesini de gündemine almak zorundadır. Ekim ayı başından bu yana bölgeye yönelik saldırıların öncelikli hedefinin enerji kaynakları olduğunu hepimiz gördük. Belirli merkezleri hava saldırıları ile vuran işgalci güçler, 7 milyona yakın insanın yaşadığı bu coğrafyayı karanlığa gömdü. Çok zor değildi bu kuşkusuz, stratejik olarak belirlediği belli başlı noktalara düzenlenen bu saldırılar bu amacın hedefine ulaşabilmesini kolaylıkla sağladı.

Oysa, bu enerji sahasındaki saldırıları bertaraf etmek çok da zor değil.

Bunu biraz açalım: Her şeyden önce demokratik özerk yönetimin ademi merkeziyetçi ruhuna uygun bir enerji ağı inşa edebilmek elbette oldukça mümkün. Savaşın devam ettiği koşullarda ekonominin aslen savaş ekonomisi üzerine inşa edildiği Rojava’da, savunma ekonomisi ekolojik ekonomiden bağımsız olarak düşünülmemelidir. Yani merkezi elektrik üretimi yapan tesisler yerine, her binanın kendi elektrik ihtiyacını karşılayacak yenilenebilir enerji politikalarına yönelmek en doğru karar olacaktır. Misal her binanın üzerine kurulu güneş enerjisi panelleri ile ademi merkeziyetçi bir enerji politikasını hayata geçirmek mümkündür. (Bir kentin, ya da tüm bir bölgenin tamamen karanlığa gömülebilmesi için bütün binaların saldırıya tabi olması gerekir)

Uzun lafın kısası; zaman kaybetmeksizin Kuzey- Doğu Suriye’de yenilenebilir enerjiye ademi merkeziyetçi bir yaklaşımla yatırım yaparak çalışmalara başlamak, birçok farklı platformlarda da dile getirdiğim gibi aynı zamanda savunma stratejisini de güçlendirmek anlamına gelecektir.

Yeni yılın, herkes için gerçekten “yeni” bir yıl olması dileği ile sevgiyle kalın, umutla kalın.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.