Tüm dünya, bütün insanlık olarak gece gündüz TV’den ve gazetelerden, sosyal medya üzerinden Covid-19’u konuşuyoruz. Bazen dehşet içinde kalarak, bazen kalbimiz parçalanarak, bazen gülerek ve bazen insanlığımızdan utanarak… Bedenimize yönelik bu saldırı karşısında, dünyada taşlar yerinden oynarken çok şeyden konuşuyoruz. Yüzyıllardır bizi bedeninde barındıran doğanın bir bedeni olduğunu da hatırladık. Bize unutturulan doğanın bedenini, bize unutturulan ve durmaksızın saldırdığımız, saldırdıkları doğanın öfkesini hatırladık sonunda!

Elbette bu karanlık zamanlar da geçecek ve bu günler geçerken geriye kalan hayatımızda derin izler bırakacak. Yapılamayan herşeyi sırtımızda bir yük olarak taşıyacağız belki. Belki herkesin olumlu olumsuz yaptığı ortak yorum gibi, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Zira yüzyıllardır dünyanın her bir coğrafyasında savaşlar, katliamlar, şiddet ayyuka çıkmıştı fakat şimdi tüm dünya tek bir virüsün yarattığı ateşle mücadele ediyor. İnsanlık boğulurken bir çeşit Hitler politikasının hayat bulmasına izin veriliyor. Saf, sağlıklı ve güçlü Ari ırk’ı yaratma adına, nasılki Yahudiler, eşcinseller, sakatlar ve komünistler yok edilmişse şimdide, yoksullar, emekçiler, kronik hastalar ve yaşlı nüfus gözden çıkarılıyor. Bir çeşit ‘güçlü olan yaşar, zayıflar ölür’ diktası normalleştirilerek can kazandırılıyor.

Şimdi dünya karantinada, herkes zorunlu bir düşünme hali içinde. Ağır bir muhasebesi içindeyiz hepimiz! Felsefeciler tüm dünyayı kasıp kavuran virüs saldırısına felsefi yorumlar yapıyor. Ekonomistler ekonomik krizlerin, işsiz kalacak milyonların, iflas edecek iş alanlarının tahlillerini yapıyor. Diğer taraftan, kapitalist devletler okulları kapatıyor, sokağa çıkma yasağı ilan ediyor, ama işçi sınıfını kitlesel olarak çalıştırmaya devam ediyor. Tekellerin kârının aksamadan devamını sağlamak için işçi sınıfını ölüme yolluyor. Herkes hep beraber ‘evde kalın’ öğüdü veriyor. Bu öğüt bazen ev karantinalarında kadınların kabusu oluyor. Kimi haberlere göre on günde on kadın ev içinde erkekler tarafından öldürüldü, sayı gün geçtikçe artıyor! Komplo teorileri havada uçuşuyor ve inanılmaz bir bilgi enformasyonu var. Tüm ülkelerde kriz paketleri açıklanıyor. İran, gibi insan hayatının hiç bir değerinin kalmadığı ve idamları varlık kalkanı yapan bir ülke siyasilerde dahil binlerce tutukuyu serbest bırakıyor. Tuhaf ve komik şeylerde yaşanıyor arada. Kimisi Arap sabunu yiyor kimi inek idrarı içiyor, hep beraber limon kokuyoruz korona günlerinde.

İnsanlığımızı henüz tamamen yitirmediğimizin emareleri ve umudu da yeniden yeşeriyor bu günlerde. Dünyanın dört bir yanında insanlık değerleri için mücadele eden insanların öncülüğünde kendini gösteren kolektif dayanışma, yardımlaşma haberleride alıyoruz. Dayatılan tekleşme, tecrit, yalnızlaşma, bireyselleşme ve bencilleşmeye karşı toplumsal bir dayanışma da var, toplumsallığın dipten gelen direnişi de! Kapitalist krize karşı, özgürlüğü, toplumsallığı, ahlaki politikayı, doğayı savunmak belki de bu karanlık zamanın direniş yöntemi olarak boy veriyor!… Ve Küba, insanlığa sosyalizmin ruhunu dağıtıyor, bencilliği içinde en tehlikeli virüs haline gelen kapitalizme iyi bir ders vererek paylaşmayı dayanışmayı öğretiyor.

Bu arada en önemlisi, Covid-19’dan daha tehlikeli bir illet olan Covid-AKP’yi unutmayalım; Covid-AKP’yi es geçen ve hep beraber şahitlik yaptığımız bir temizlik salgını da başladı. Ruhsal, vicdani ve düşünsel değil çoğu zaman fiziksel bir temizlik bu! Hijyen dalgası yıkadıkça yıkıyor insanlığın kirlenmiş ellerini, kanlı kötülükleri çıkaramasa da bir yüzey temizliği dalgası var, kesin bilgi! Tüm dünya ‘yaşam, yaşam, yaşam’ diye bağırırken Covid-AKP ölüm bazırganlığı yapmakta, vahşet saçmakta ısrar ediyor! Hala doğaya bomba yağdırıyor, yeminli bir Kürt düşmanı olarak belediyelere saldırıyor, cezaevlerine doldurduğu insanları bir katliamdan geçirmeyi planlıyor. Halkın zorunlu olarak evlerine çekildiği bu günlerde meydanları katillerine tahsis ediyor!

Tekrar etmekte fayda var, elbette bu karanlık zamanlar da geçecek ve bu günler geçerken geriye kalan hayatımızda derin izler bırakacak. Yapılamayan herşeyi sırtımızda bir yük olarak taşıyacağız belki. Hatırlarsak Nietszche üç tip insandan uzak durulması gerektiğini öğütlüyor; Yanlışı savunacak kadar cahil olandan, doğruyu görmeyecek kadar kör olandan, iyiliği görmeyecek kadar nankör olandan. Sanırım buna eklenebilecek olan tek şey, her üçünün toplamı Covid-AKP’dir. Ve Covid-AKP’ye karşı mücadele ister karantinada ister karantina dışında heryerde beklemeden verilmek zorunda!