
Mayıs’tan bu yana belki de 200’den fazla asker cenazesinin verilmediğini, gizlendiğini iddia eden KCK Yürütme Konseyi Üyesi Kalkan, “Aslında bir tür yenilgiyi gösteriyor. Öyle bir hükümet ve genelkurmay var ki cenazelerine sahip çıkamıyor, cenaze töreni yapamıyor. Çünkü haksızdır, saldırgandır, faşist sömürgeci amaçlar uğruna Kürt insanını katletmek için bu insanları savaşa gönderiyorlar” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, KCK Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerinde durduğu çözüm çizgisini işaret ederek, Öcalan’ın “Eğer taraflar kabul ederse ben bu çözümde aracı olurum” sözlerini hatırlattı ve ekledi: “Eğer ilgili taraflar kabul ederlerse böyle bir çözüm gerçekleşebilir. Fakat bunun için TC yönetiminin, AKP yönetiminin tutarlı, ciddi bir yaklaşımının; Kürt sorununun, Kürt halkının demokratik haklarını kabul etme temelinde çözmeyi öngören bir çözüm programının olması gerekir.”
“PKK silah bıraksın” veya “çift yanlı ateşkes yapalım” demekle çözüm sürecinin gelişemeyeceğini belirten Kalkan, şunları söyledi: “Bunların zamanı geçti artık. Süreç bunları çok aştı. Siyasi çözüm için müzakerede zemin olacak protokoller hazırlandı, hükümete sunuldu. Şimdi devrede bunlar var. Önder Apo’nun öngördüğü strateji temelinde çözüm isteyenler her şeyden önce çözüm projelerini ortaya koyarlar. Bu konuda ciddi, tutarlı, samimi olduklarını gösterirler. Bunun için Önder Apo’nun hazırladığı protokollere önem verirler. Önder Apo’nun arabulucu olabilmesi için sağlık, güvenlik, özgürlük konusundaki taleplerini kabul ederler. O zaman öyle bir çözüm sürecinin önü açılabilir. Ateşkes de müzakere de ancak bunların garantilendiği bir ortamda gerçekleşebilir. Onun dışında süreç aktif mücadeleyle, direnişle çözme sürecidir.”
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan’ın diğer sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
Siyasi soykırım operasyonları karşısında BDP ve Kürt halkı geri adım atmadı. Bu cepheyi parçalamak için AKP her türlü yol ve yöntemi devreye koyuyor. Bu tür girişimler sonuç alabilir mi?
BDP ve demokratik çevrelerin tümü gerçekten de onurlu, değerli, yurtsever ve demokratik bir tutum içinde oldular.
Zindanlarda üçüncü büyük direniş dönemi yaşanıyor.
Kürtler, gerçekten de AKP’nin faşist baskı ve zulmü karşısında gösterdikleri direniş içerisinde bilinçleniyor, örgütleniyor, birleşiyor ve demokratik Kürt toplumunu ulusal düzeyde ortaya çıkarıyorlar. Şimdi artık AKP’nin hiçbir oyunu, hiçbir tehdidi ve baskısı geçen mücadele sürecinin ateşi içerisinde pişmiş insan ve toplum duruşunu geri adım attıramaz, hiç kimseyi korkutamaz. Hiç kimseyi teslim alamaz, hiç kimseyi bölemez. Bu insanlar büyük bir birlik ve bilinç içindeler.
Sömürgecilerle hainlerin işbirliği yapmış olması Kürt halkını ne aldatabilir ne de korkutabilir. Hiç kimseyi aldatamayacaklar. Tek bir Kürt insanını bile bu oyunlar, hileler, yalanlar aldatamayacak.
Özellikle son olarak Zagros’ta yapılan eylemi nasıl okumak gerekir? Türk devletinin tüm gücüyle kayıpları gizleme telaşını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Herkes bu eylemlerin verdiği mesajı doğru anlamalı, doğru okumalı. Kürt halkına, Kürt halk Önderliğine, gerillaya yönelik saldırıların hesabı er geç misliyle sorulacaktır. Suçlular işledikleri suçların hesabını mutlaka vereceklerdir. Gerilla eylemliliği, Zagros direnişi bu gerçeği netçe ortaya çıkarmıştır. Fakat bunu örtbas etmeye, gizlemeye çalışan epeyce çevreler de var. Örneğin psikolojik savaş tırmandırılarak basına sansür uygulanarak, hükümet son iki ay içerisinde yaşanan savaşta ortaya çıkan asker kayıplarını gizlemeye çalışıyor. Özellikle Zagros’ta ağır bir darbe yemiş, adeta hezimete uğramış olmasına rağmen Türk ordusu hükümet kaynakları ve basın yayın organları bunu gizlemeye çalışıyorlar. Asker kayıplarını çok az göstererek sözde toplumun ve ordunun moralini yüksek tutmaya çalışıyorlar. Fakat biz şunu belirtelim ki: Bunlar da boş çabalardır. Güneş balçıkla sıvanmaz, denir. Savaş ve sonuçları güneşin balçıkla sıvanmayacağı kadar yalın ve açık bir gerçektir. Dolayısıyla savaştaki kayıpları kimse gizleyemez. Bu biçimde halkı, toplumu aldatamaz.
Fakat biz bu konuda şunu gördük: AKP hükümeti geçen yıldan bu yana çeşitli özel askeri yasalarla paralı asker örgütlemeye çalışıyor. PKK’yle savaşacak ordu diyorlardı. Bu doğrultuda on binlerce kişinin paralı asker yapıldığını, başta sınır boyları olmak üzere Kürdistan’daki karakollara bunların dağıtıldığını biliyoruz. Bunlara yüksek meblağda aylık maaş da veriliyor. Fakat şimdi şu açığa çıkıyor: Kişilerle para karşılığında savaşması için anlaşmalar imzalanırken öldükleri zaman cenazeleri devlet, ordu isterse vermeyeceği maddesi de konmuş bulunuyor. Aslında paralı asker örgütlemesinin özünde PKK’ye karşı daha güçlü savaşacak eğitimli, tecrübeli bir ordu yaratma arayışından ziyade ordunun ve hükümetin yapamadığı cenaze töreninden kendisini kurtardığı anlaşılıyor. İsterlerse cenezeyi veriyorlar, tören yaptırıyorlar. Bir yerde şoven duyguları kabarmak ihtiyacını duyuyorlarsa oradaki cenazeyi veriyorlar, tören yaptırıyorlar, halktaki şoven, faşist duyguların kabarmasına, Kürt düşmanlığının gelişmesine yol açıyorlar. Ama başka bir yerde buna ihtiyaç yoksa ya da aileler tepki gösterecekse onları gizliyorlar. Bu biçimde Mayıs’tan bu yana belki de 200’den fazla cenazenin verilmediğini, gizlendiğini iddia ediyoruz. Örneğin, Oremar-Şiteza direnişinde ordunun verdiği kayıp kesinlikle 100’den fazladır. Dikkat edelim önce on beş civarında bir kaybı genelkurmay siteleri verirken kısa sürede bunu hemen sekize indirdiler ve sekiz cenaze verip diğerlerini gizlediler.
Bu da bir tür savaşta kaybetmenin yaşadığı psikolojik baskıdan kurtulma arayışını gösteriyor. Aslında bir tür yenilgiyi gösteriyor. Öyle bir hükümet ve genelkurmay var ki cenazelerine sahip çıkamıyor, cenaze töreni yapamıyor. Halktan aldığı insanları savaştırıyor, katliamına yol açıyor ama cenaze töreni yaptıramıyor. Çünkü haksızdır, çünkü saldırgandır, faşist sömürgeci amaçlar uğruna Kürt insanını katletmek için bu insanları savaşa gönderiyorlar.
Hareketiniz içinde bölünme, fikir ayrılığı, parçalanma ve çok sayıda gerilla kaybı olduğu gibi psikolojik bir savaş yürütülerek gerilla eylemlerinin etkisi mi kırılmak isteniyor?
Bildik psikolojik savaş yöntemlerinin bir tanesi de yönetimimizin görüş ayrılığı içinde olduğu, parçalandığı, fazla gerilla kaybı verdiğimiz gibi hususlar oluyor. Türk basını incelensin PKK şimdiye kadar 50 kez bölünüp parçalanmıştır. Belki de PKK yöneticileri 50 kez birbirlerine karşı şunu veya bunu yapmışlardır. Fakat bunların hepsinin yalan olduğu kısa sürede anlaşılmıştır. PKK, PKK’liliğini koruyor. Yönetim birlik içerisinde üzerine düşen görevleri başarıyla sürdürmek için çaba harcıyor. Bu açık bir gerçek. Şimdi de durum aynısıdır. Aslında söylediklerine kendileri de inanmıyorlar.
Özellikle AKP yöneticileri ve devletle çalışan kişilere yönelik tutuklamalar vb girişimler devleti iyicene panik havasına soktu. İlk kez bu kadar yoğun ve yaygın olarak devam etti. Bu tür eylemler devam edecek mi?
Dördüncü stratejik mücadelenin gereği olarak devlet ve AKP temsilcilerini suçlu görerek, tutuklayıp sorgulanmalarını içeren çalışmalar ortaya çıkıyor. Bu stratejik dönemin faaliyetlerini ifade ediyor. Bu daha fazla da olacak. Artık yaygınlaşarak devam edecektir. Farklı bir çözüm bulunmazsa bu tür tutuklamalar, sorgulama ve yargılamalar çok daha gelişebilir. Bunu herkes bilmeli. Tüm suçları kapsayacak hale gelebilir. Bizim buna gücümüz var.
ANF/BEHDİNAN