Dünyanın çeşitli bölgelerindeki anlaşmazlıkları inceleyen ve bu anlaşmazlıkların çözümü için raporlar hazırlayan Brüksel merkezli Uluslararası Kriz Grubu (ICG) geçtiğimiz aylarda Kürt sorunu üzerine 47 sayfalık bir rapor yayınlamıştı. Kürt sorunun nedenlerini ve mevcut duruma ilişkin analizlerin bulunduğu raporda aynı zamanda barış için öneri ve tavsiyelere de yer alıyor. Uluslararası Kriz Grubu'nun Avrupa Programı Direktörü Dr. Sabine Freizer ile yayınlanan bu rapor ve AKP'nin Kürt politikaları üzerine konuştuk.


AKP  2009 yılında neden başarılı olamadı?
AKP çözüm için adım atıyor gibi görünürken aslında hem hazırlıksızdı hem de kendini çözüme tamamen adamamıştı. AKP, Kürtlerle diyalog kurmaya çalışırken PKK'ye yönelik askeri operasyonlarına devam etti. Bununla birlikte Nisan 2009'da KCK operasyonları adı altında baskın ve tutuklama silsilesi başladı. İçlerinde belediye başkanlarının, avukat ve gazetecilerin bulunduğu binlerce kişi tutuklandı. Oysa ki tutuklanan kişiler barışçıl bir dille düşüncelerini beyan etmişti.
Hükümetin girişimlerinin kısa vadeli ve sadece sözde kaldığını iddia etmek için elimizde bir çok neden var aslında. Kuruluşumuzun kaynaklarına göre Haziran 2011'den Aralık 2012'ye kadar savaşta en az 800 kişi hayatını kaybetti. Çatışma ihtimali Avrupa'da en önemli konulardan biri haline geliyor, AKP'nin anayasayı yeniden yazma ve 2014'de yapılacak sonraki seçimi kazanma planlarına zarar veriyor ve özellikle Başbakanın, başkanlık sistemini getirip başkan olarak seçilme çabalarına darbe vuruyor.
Ancak şimdilerde tekrar umutlanmaya başladık. Türk devleti, Öcalan'ın bulunduğu İmralı Adası'na bir kaç ziyarete izin verdi. Yazın da hükümet Kürtçenin ortaokullarda seçmeli ders olarak öğretilmesine kapıları açtı. Mahkemelerde Kürtçe savunma yasağı kalktı. Bunların küçük adımlar olduğunu biliyorum. Ancak bu tarz küçük adımların gittikçe büyümesini ve yakında Kürt kimliğinin tanınıp Kürtlerin haklarının yasal güvence altına alınmasını umuyorum.
Kürt meselesinin çözümüne dair sıraladığınız, anadilin kamuya yansımasından yerel yönetimlerin güçlendirilmesine kadar bütün öneriler, zaten Kürt hareketinin talepleridir. Ancak raporunuzda BDP'ye karşı eleştirel bir yaklaşımınız var? Krizi çözmeyi hedef aldığınızda taraflardan birini gayri meşru görüp dışlayan bir yaklaşım ne kadar faydalı olabilir sizce?
Aslında BDP'ye karşı almış olduğumuz bir tavır yok. BDP, Meclis'i boykot ettiğinde, milletvekillerini  geri çağırdık çünkü bizce siyasi taleplerin en iyi ifade edildiği yer yine Meclis'in kendisidir. Zaten BDP de boykotu kısa bir süre sonra sona erdirdi. BDP'nin Anayasa Komisyonu'nda yer alması özellikle çok önemli. BDP'nin bu komisyonda ve Meclis'te yer almasının son aylardaki daha yapıcı gelişmelere katkısı çok olmuştur. BDP'nin güvenilir politik bir örnek olma yolunda adımları var. BDP sadece PKK için aracı bir parti değil, barış sürecinin idaresinde güvenilir ve ikna edici yapısıyla hareket etmeye devam etmelidir. BDP, Meclis demokrasisi uygulamaları çerçevesinde girişimlerde bulunmalı, yeni politikalar geliştirmeli ve seçmenlerin taleplerini en iyi şekilde temsil etmelidir. Diğer bir yandan AKP de BDP ile düzenli temas halinde olmalıdır.

Raporlarınız Türkiye ile ilişkileri bakımında hem etkili hem de müeyyide gücü olan Avrupa kurumları ile devletleri tarafından ne kadar dikkate alınıyor?
Raporlarımız Avrupalı diplomatlar, Avrupa kurumları, AB'nin politika yapan üyeleri ve medya tarafından çok ciddiye alınıyor. Kürt sorunu üzerine hazırladığımız raporlar üzerlerinde en çok konuşulan raporlarımız aynı zamanda. Türkiye'nin Ermenistan dahil Güney Kafkasya ile ilişkisi, Ortadoğu'daki bölgesel rolü, Ege ve Akdeniz'de yaşadığı sorunlar ile Kıbrıs meselesi gibi Türkiye'yi kapsayan başka sorunlar üzerinde de çalışıp raporlar hazırlıyoruz.

Bir süredir devam eden diyalog sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Önümüzdeki haftalar ve aylarda hükümetin Kürt meselesini çözmekteki kararlığında gerçekte samimi olup olmadığını anlayacağız. Devlet, insanları barışçıl düşüncelerini açıklamalardan dolayı yargılanmalarına sebep olan terörizm karşıtı yasanın değişeceğinin düşünüldüğü yargı reformunun 4. Paketi yürürlüğe geçeceği sözünü vermişti. Devlet, ya Anayasa Komisyonu'nunya da AKP'nin BDP ile işbirliği doğrultusunda hazırlayacağı Anayasa taslağını yakında duyurmayı planlıyor. Yeni anayasanın kimlik ,'Türklük' ve ademi merkeziyetcilik gibi meselelerini ele alış şekli, Kürt meselesini çözme konusundaki kararlığı bakımından bir ölçüt niteliğinde olacaktır.


ÖZLEM GALİP / LONDRA