Çünkü Öcalan'ı paketleyip teslim eden bir ABD yok artık. Eğer aynı ABD olsa Ankara "hayır" demez, Kandil'de "evet" demezdi.
ABD'nin - başka bir uluslararası göz de olabilir- üçüncü göz olmasında nasıl yararlar var?
1- DAİŞ çetesinin Şengal ve Kobanê saldırılarına karşı gösterilen direnişle birlikte uluslararası bir konum elde eden Kürt hareketinin pozisyonu güçlenir.
Kürdistan probleminin jeopolitik konumu nedeniyle fiilen problemin içinde olan ABD ve diğer uluslararası güçlerin konumu resmiyet kazanır.
2- Görüşme ve müzakereler resmi bir nitelik kazanmış olur ki bu hükümeti çözüm konusunda mecbur kılar ve Öcalan'ın elini güçlendirir.
Uluslararası bir göz görüşmelerin seyri ve konuşulanların ve taahhütlerin güvenliği için hayatidir. Yoksa yarın hükümet ''Ben şöyle demedim sen ise bunu dedin'' der ve toplumun büyük bölümünü de inandırır.
3- PKK ve Öcalan resmi bir statü kazanır.
Bu Türk hükümeti ve geçmiş stratejik ortaklarının terör söylem ve listelerini gözden geçirmelerini sağlar.
Ankara uluslararası üçüncü bir göz üstemiyor. Amaç; iki yıldır yaptığı gibi çözüyor görünmek ve iktidarının karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri atlatarak güçlenmek.
Karayılan, AKP'nin amacını şöyle ifade ediyor: "Stratejileri, seçimlere çatışmasızlık ortamında girmektir. (…) Altı ay daha kazanmak istiyor."
ABD müzakere masasında gözlemci güç olursa Ankara taahhüt altına girmiş olur. ABD'nin üçüncü göz olma isteğini bu nedenle tehlikeli buluyor. Hükümete yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak Gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi bakın ne diyor: "ABD, 3. Göz olması halinde diğerlerini de kendi doğrultusuna yöneltebilir. Türkiye dünya kamuoyu önünde yalnız bırakılabilir."
Açıkça denilen şu: 'Ben bu süreçte adil olmam ve oyalarım. Ama eğer ABD işin içinde olursa bu durumum anlaşılır.' Ankara, Öcalan ve PKK'yi resmi bir muhatap olarak görmek istemiyor. İki yıldır yaptığı gibi kriminal bir görüşme hüviyetinde götürmek istiyor işi. Bu nedenle ağırlaştırılmış ömür boyu hapse çarptırılan ve 15 yıldır tek kişilik hücreye mahkum edilen Öcalan ile görüşüyor. Dikkat edin sekreteryasını da hapiste olan kişilerden oluşturuyor.
Ankara süreci İmralı Adası'nın bir hücresine hapsedilmiş Öcalan ile götürme amacında. Onun dışındaki bütün aktörleri dışlıyor. Ankara'nın süreçten üç beklentisi var: a-) Kamu otoritesinin sağlanması, b-) PKK'nin silah bırakması ve c-) Kobanê'de kurulan ittifakı bozmak.
Bugüne kadar ABD Ankara üzerinden Kürt hareketi ile ilişkilendi. Bu ilk kez Kobanê'de aşıldı. Eski ABD yok; Kürtlerle aracısız görüşen bir yönetimi var. ABD ve Kürt hareketinin Suriye ve Irak'taki öncelikleri birbirine yakın. HDP Eşbaşkanı Demirtaş ve hükümet çevreleri Öcalan ve Ankara'nın bir yol haritasında mutabık kaldıklarını söylüyorlar.
Buna göre 'Şubat 2015'te PKK Kongresi toplanacak ve Türkiye topraklarında silahlı mücadeleyi bırakacak.' Ak-Saray'ın 1000 odasında türlü kumpaslar kurulurken toprak damlı bir odada KCK Yürütme Kurulu Üyesi Murat Karayılan önemli bir tespitte bulundu ve şu çağrıyı yaptı:
"Yol haritası ile PKK'ye harakiri yaptırmak istiyorlar. (…) Gençlere çağrımdır; gelin gerillaya katılın. Gelin, savunma güçlerini kuvvetlendirin ve zaferi kesinleştirelim."
AK-Saray'ın 1000 şaşaalı odasında yapılan hesaplar Kandil'in toprak damlı bir odasından dönüyor.