Ben şahsen açıklanacak paketin çözüm paketi değil, demokratikleşme yolunda evrim paketi olacağını bildiğimden hiç bir sıkıntı yaşamadım. Hiç bir beklentim de olmadı.
‘Demokratikleşme paketi’nin Erdoğan tarafından anlatılan pişti mukaddimmesi (önsözü, başlangıcı) oldukça uzundu. 2002, 2007, 2011 seçim sonuçları açıklandıktan sonra yapılan balkon konuşmalarını hatırlatıyordu.
Çözüm paketi yaşam koşullarının düzeltilmesini getiriyordu. Türkiye’de demokrasi sorununun önündeki en büyük engellerden birisi olan “türban meselesini” çözüyordu. Savcı, hakim, subay, asker dışında türban yasağı çıkartılacak bir kararname ile değiştirilecekti. Türban yasağı bir anlamda kaldırılmıştı. Şimdi bu kaldırılış yasallaşıyordu. Bundan böyle TBMM neden türbanlı milletvekilleri girebilecek. Kemalist şaklabanlar Merve Kavakçı olayında olduğu gibi şeflerinden aldıkları talimat üzerine meclis kürsüsünü ablukaya alıp “dışarı, dışarı” sloganını atamıyacak.
Mor Gabriel manastırı gerçek sahiplerine iade edilecek, 85 yıldır Süryani vatandaşlara karşı işlenen ayıp ortadan kalkmış olacak.
“Nefret” suçuna verilecek olan ceza yükseltilecek. Bundan böyle inşallah hiçkimse dili, dini, mezhebi, özel yaşantısı dolayısıyla mağdur edilemiyecektir. Yani bundan böyle hiç kimse bir diğerine “Ermeni dölü”, “Rum dönmesi” diyemeyecek, Üniversite rektörü, mahkeme hakimi türbanlı öğrenciyi eğitim hakkından, türbanlı avukatı da savunma hakkından mahrum bırakamayacaktır. Kimse, kimseyi namaz kıldığı, oruç tuttuğu için rahatsız edemiyeceği gibi hiç kimse namaz kılan, kiliseye, havraya giden vatandaşı rahatsız edemiyecektir. Ancak 301. maddenin uygulamasında olduğu gibi “nefret suçunun” fikir ve düşünce özgürlüğünü kısıtlaması söz konusu olacak mı, olmayacak mı pratikte göreceğiz.
Andımız denen “drakula” ortadan kaldırılıyor. Bundan böyle Kürt, Ermeni, Çerkez, Laz çocukları her sabah inanmasada “Türküm, doğruyum, çalışkanım” demiyecek varlığını herhangi bir varlığa armağan etmeyecek.
X, Q, W harfleri konusunda yasaklar alkıyor ama Kürt latin alfabesinde bulunan şapkalı î, ê ve â harfleri üzerindeki yasaklar devam ediyor. Bu da sömürgeci siyasetin yutabilenler için ince bir ayarıdır. Yutturamazlar ve yetmez ama evetçi olmayan Kürtler yemezler.
1949 yılında çıkartılan ‘İl Özel İdaresi’ yasasında yasal düzenlenme yapılabilirse Kürt köylerinin eski isimleri iade edilecek, Tunceli Dersim, Güroymak Norşin olacak.
Seçim yasalarındaki değişiklikler kabul edilirse anadilde seçim propagandası serbest olacak.
Yüreği olanlar bu zinciri çok evvelden kırmışlardı. Seçim barajının kaldırılması seçim siteminin değiştirilmesine (dar bölgeli seçim sistemi) bağlanıyor. Baraj yüzde 5 çekilebildiği gibi, seçimlerde yüzde 3 oy alan partilerde hazine yardımından faydalanabilecekler.
Anadilde eğitim yok. Anayasada yapılacak değişikliğe bağlı. Anayasa komisyonundaki, AKP temsilcilerinin böyle bir niyeti yok, CHP ve MHP zaten karşılar. Paket’te dalga geçercesine özel okullarda Kürtçe eğitime olanak sağlanıyor. Özel dil kursları fiyaskosu ortada iken bu resmen Kürtlerle dalga geçmek, oyalamaktır. Oh ne kadar güzel, özel okullar Kürdçe tedrisat yapılabilecek parası olan çocuklarını bu okula gönderecek, parası olmayan yüzde 85 çoğunluk ise yine asimilasyon çarklarının arasında kalacak. Kürtler bunca bedeli özel okullarda anadil eğitimi yapmak vermediler.
TCK ve TMK değişiklik yapılacağına dair hiç bir ifade yok. KCK, KNK/PKDW tutuklularının serbest kalmaları şartların gelişmesine bağlı tutuluyor. Koltuk altından havuç gösterip Kürt siyasetçilerini terbiye etme meselesi. Öcalan’ın içinde bulunduğu durumun düzeltilmesi içinde herhangi gelişme yok. Şom ağızlıların “demokratikleşme paketi” Öcalan’ın onayına sunulduğu propagandasınında büyük bir yalan olduğu ortaya çıktı. Aleviler içinde ‘paket’te hiç bir şey yok. Nevşehir Üniversitesine “Hacı Bektaş Veli Üniversitesi” isminin verileceği dışında.
Kafa bulanıklığına hiç gerek yok. Ulusal ve toplumsal demokratik mücadelenin yükseltilmesinden başka hiç bir yol yoktur. Doğru ve yerinde hamleler yaparak demokratik mücadeleyi yükseltmeliyiz.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 1 Ekim 1962 tarihinde Kürt Yurtseveri ve devrimcisi Edip Karahan yönetiminde “Dicle-Fırat” aylık Kürtçe-Türkçe olarak yayınlandı.
* 1 Ekim 1999 tarihinde Öcalan’ın çağrısı üzerine 1. Barış grubu üyeleri Şemzinan’dan giriş yaptı.
* 2 Ekim 1908 tarihinde Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti İstanbul’da kurudu.
* 2 Ekim 1979 tarihinde Doğu Kürdistanlılar İran’da İslam Cumhuriyeti anayasası için yapılan refarandumu protesto ettiler.
* 5 Ekim 1927 tarihinde Xoybûn örgütü Lübnan’da Bhamdun şehrinde kuruldu.
* 6 Ekim 1996 tarihinde Koçgiri Eyalet Komutanı Rohat ve 17 arkadaşı Türk ordusuyla girdikleri çatışmada şehit oldular.