FEHMİ KATAR / BERLİN


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenliğine dair kaygılara ilişkin Almanya Sol Parti ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Andrej Hunko ve Tobias Pflüger gazetemiz Yeni Özgür Politika’ya konuştu. 

Almanya Federal Meclisi Sol Parti Milletvekili Tobias Pflüger, Öcalan’ın sağlık durumuna dair oldukça endişeli olduğunu belirterek, bir an önce avukatları ile görüştürülmesi gerektiğini belirti. Öcalan’a olabilecek her şeyden Türk devletinin sorumlu olacağını belirten Pflüger şöyle konuştu: “Öcalan, Türk devletinin cezaevinde yatıyor ve Öcalan’a olabilecek her şeyden Türk devleti sorumludur. Biz Sol Parti olarak hem bunu, hem de Kürtlere karşı YPG bayraklarının yasaklanması ile ilgili başlatılan yeni baskı dalgasını gündeme alıp, buna karşı girişimlerde bulunacağız.”


Kısa sürede açıklığa kavuşmalı

Öcalan’ın sağlığı ile ilgili durumun kısa sürede açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Hunko da, “Avrupa Konseyi  İşkenceyi Önleme Komitesi CPT bir an önce İmralı’ya gidip Öcalan ile görüşmesi gerekir” dedi. 

Nelson Mandela’nın yoldaşı, Kürt halkının dostu Essa Moosa’nın öncülük ettiği Uluslararası Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi içerisinde de yer alan Hunko, daha önce Öcalan’ı ziyaret etmek için defalarca dilekçe verdiğini belirterek şunları söyledi: “Öcalan’a genel olarak yaklaşımın yanlış olduğunu düşünüyorum. Öcalan barış için oldukça önemli bir kişi ve bundan dolayı rolünü oynamalıdır.”


Baskılar Almanya’ya taşınıyor

AKP’nin uzunca bir süredir baskı sistemini Avrupa’ya taşımak istediğine dikkat çeken Hunko, “Bu baskılar Almanya’da daha fazla hissediliyor. Rojava’daki hareketlerin bayrakların yasaklanması, Öcalan’ın fotoğraflarının yasaklanması Türkiye’nin istemi üzerine oluşan şeylerdir” diye belirtti. 


AKP Interpolu kullanıyor

Türk devletinin Kürt hareketi ve muhaliflere ilişkin baskılarını artırmak için uluslararası arenada aktif lobi çalışması yaptığını gözlemlediğini söyleyen Hunko, şöyle konuştu: “Türk hükümetinin uluslararasi mekanizmaları aktif olarak kulandıkları örneklerden biri de Interpoldür. Türk devleti Interpolü kendi çıkarları için kötüye kullanıyor. Şimdiye kadar Türk devleti, muhalefeti tabi en çok da Kürt hareketini tutuklatmak için Interpol’da binlerce kırmızı bülten çıkardı. Bunun örnekleri yakin zamanlarda Almanya vatandaşı Doğan Akhanlı, İsveç vatandaşı Hamza Yalçın İspanya’da Türkiye’nin Interpol araması sonucu yakanlamasıdır. Türkiye’nin buradaki aktiviteleri tüm hızıyla devam ediyor.”


AB ikiyüzlü davranıyor

Avrupa Birliği’nin (AB) kirli pazarlıklarla AKP’nin baskı politikalarını Avrupa’ya taşımasına müsade edildiği eleştirisinde bulunan Hunko “Bu da tabii Avrupa’nın ikiyüzlülüğü. Bir taraftan hemen hepsi Türkiye’deki durumun oldukça endişe verici olduğunu söylüyor ama diğer taraftan arka odalardaki anlaşmalar ya da devletler arası anlaşmalar ile Türk devletinin baskıcı politikalarını kendi elleriyle Avrupa’ya taşıyorlar. Bunu kesinlikle yanlış buluyorum. Bir taraftan Türkiye’nin üyeliğinin düşürülmesinin tartışıldığı dönemde, Türkiye ile böyle bir işbirliğine girilmesini, onun beraber Kürt halkına karşı baskıcı, kriminalize edecek uygulamalara girişmeyi kesinlikle yanlış ve kabul edilemez görüyorum. Ama bunlar yeni değil. PKK’nin nasıl terör listesine alındığını biliyoruz.  O dönem de Almanya’nın inisiyatifi ile PKK ‘terör örgütleri listesine’ alındı” dedi.  


Kürt ve Katalonya’ya karşı Türk-İspanyol işbirliği

Avrupa Parlamentosu üyeliğini de yapan Sol Parti Milletvekili Andrej Hunko, AKP’nin özelikle kendisi gibi sağcı bazı Avrupalı hükümetlerle ile güçlü ilişkileri içinde olduğunu belirterek örnek olarak da İspanya hükümeti ile AKP arasındaki işbirliğini gösterdi. Hunko, Katalonya üzerinde süren tartışmalarda da AKP vekileri ile İspanyol sağcı partisinin en büyük destekçisinin AKP olduğunu belirterek şunları söyledi:  “Ama bu ilişkiyi daha net gösteren şey; Strasbourg’da Katalonya üzerine yapılan tartışmalarda AKP’nin İspanya sağcı partisi PP’ye olan desteğiydi. AKP, PP’nin Katalonya’da sorunun otoriter yollarla bastırması yönündeki söylemlerine en çok destek veren partiydi. Türkiye ve Ukrayna arasında da yakın bir ilişkinin olduğu gözlemleniyor. Bunun da en yakın örneği, Alman vatandaşı Kemal K.’nin Türkiyenin Interpol aracılığı ile çıkardığı arama sonucunda Ukrayna’da da yakalanmasıdır.”