
Halkların Demokratik Partisi (HDP), Meclis'teki ilk grup toplantısında konuşan Eşaşkan Sebahat Tuncel, Xaneqîn'deki katliamı kınayarak başladı. Tuncel, katliamın arkasındaki güçlerin açığa çıkarılması ve hesap sorulması için Irak yönetimini göreve çağırdı.
Değerlerin bileşkesi
HDP'nin demokrasi, emek ve özgürlük güçlerinin deneyimleriyle Kürt halkının 30 yılı aşkın süredir verdiği kesintisiz mücadeleyle ortaya çıkan deneyimlerin ve değerlerin bileşkesi olduğunu belirten Tuncel, parlamentoda tek çatı altında muhalefeti yürüteceklerini söyledi. Tuncel, "HDK çalışmalarına başladığımızda, bunun umut olduğunu söylemiştik. Halklar, bir başını AKP'nin çektiği otoriterleşme, karşısında da bloklaştırılan CHP, MHP ve son dönemde cemaatin eklendiği iki kutup arasında sıkıştırıldı. Halkların seçeneğinin olduğunu ifade ederek yola çıktık. Son 10 yılda bunu somut olarak hayata geçirmeye çalıştık. Bugün bunun emeklerini görüyoruz. Negatif söylemlere rağmen birliktelikten uzaklaşmayan yoldaşlarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum" diye konuştu.
Hatip Dicle'siz eksiğiz
Tuncel, HDP'nin yeni bir parti olduğunu anımsatarak, "Kapımızda umuda hoşgeldin yazdık. Türkiye halklarının umuda ihtiyacı var. Kriz ve çatışma üreten siyasetten bıktık. HDP olarak yeni umutlara yelken açmak istiyoruz. Dün yeni arkadaşlarımız katıldı ve 27 kişi olduk. Bu birlikteliği mutlaka büyüteceğiz. Buruğuz, bir arkadaşımız cezaevinde. Sevgili Hatip Dicle'yi unutmadığımızı, unutmayacağımızı ifade etmek istiyoruz. Bu sistem Hatip Dicle'nin vekilliğini çalmış olabilir ama bizim için milletvekilidir. O'nun şahsında cezaevindeki yoldaşlara selamlarımızı yolluyoruz" dedi.
Birlikte inşa edelim
Tuncel, 22 Haziran'a yetiştirmeleri halinde kongrelerini gerçekleştireceklerini kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yerellerde halkın katılımını göstermesi önemli. Demokrat dindarlara, Alevilere, ekoloji ve kadın mücadelesi veren herkese çağrımız, gelin HDP'yi yeniden kuralım. Başka Türkiye isteyenlere çağrımız; gelin birlikte yapalım. Birlikte yeni Türkiye'yi inşa edebiliriz. Halklarla birlikte, temel sorunlara çözüm gücü olacak yeni bir başlangıcı gerçekleştireceğiz. Radikal demokrasiyi birlikte inşa edeceğiz. Hükümet de muhalefet de bozuk düzene sağlam çark bulmak istiyor. Düzenin kendisini değiştirelim. Düzen değişmeden Türkiye değişmez. O açıdan önümüzde çok iş var. Ne yapacaksak çok hızlı yapacağız. Gücümüzü, düşüncemizi, emeğimizi bu sürece katmak durumundayız. Hayat bizi beklemiyor. Türkiye siyasetine de müdahale etmek durumundayız."
Cumhurbaşkanlığı seçimi
Türkiye'nin en önemli gündemlerinden birinin Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu belirten Tuncel, çözülmeyen sorunların gündem dışına itildığını söyledi. Bu dönem söylemde halkın seçeceğini; ama partilerin belirlediği partili adayın seçileceğini ifade eden Tuncel, şöyle devam etti: "Halkımız seçeneksiz olmadığını biliyor. Kendi adayımızı göstereceğiz. Ağustos'ta meydanlarda olacağız. Aynı zamanda nasıl bir Türkiye istediğimizi ifade edeceğiz. Adayımız, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, barıştan ve Kürt sorununun çözümü için müzakerelerin hızlanmasından yana olacak. Koltuğun esiri ve noter gibi yasaları onaylayan olmayacak."
Çözüm sürecinin önemi
Kürt sorunu dışındaki sorunların neden gündemleştirilmediği eleştirilerine işaret eden Tuncel, "Türkiye sorun merkezi. Kürt sorunu bu sorunların önünde de engel. Türkiye demokratikleşmeden Kürt sorunu çözülmez. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşemez. Kürtler ve Türkiye halkları savaş istemiyor. Bu net ortada. Çözüm süreci denilen süreci destekleyenlerin oranı yüzde 80'lerde. Bunu karşılayacak bir siyasi iradeyle karşı karşıya değiliz. Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan ile görüşmeler var ama yeterli değil. AKP'nin gündeminde çözüm süreci var ama nasıl geliştirileceği yok" şeklinde konuştu.
Madem barış diyorsunuz
MİT'in yetkileri genişletilirken; müzakereler ve heyetin güvenceye kavuşturulmasında adım atılmadığını belirten Tuncel, müzakere yasası çıkarılsın diye kanun teklifi verdiklerini ama kayıtsız kalındığını söyledi. TMK'nin değiştirilmesi veya kaldırılmasının belirsizliğini koruduğunu, 'KCK' adı altında rehin alınlanlarının bir kısmının 5 yılları heba olduktan sonra bırakıldığını, halen rehin olanların olduğunu kaydeden Tuncel, şunları sordu: "Köklü çözüm konusunda ne yapıldı? Halen bölgede askeri hareketlilik var, madem barış diyorsunuz niye kalekol yapıyorsunuz? Niye sınırda hareketlilik var? Neden yasa çıkarılmıyor? Kime göre barış? Barış adımlarını bırakalım aynı zamanda bunu protesto eden, kalekolların yapılmasını engellemek isteyen halka karşı neden silahla karşılık veriliyor? Annelerin ağlamaması için garanti altına alınması gereken süreç için hükümetin herhangi bir önerisi var mı?"
Çekinceler kaldırılsın
Öcalan'ın 'özerklik yasası' önerisine dikkat çeken Tuncel, "Türkiye, yerel özerklik şartını imzalayan ülkelerden; 10 maddesine çekince koymuş. Bu maddeler bizim önümüzde engel olarak duran maddelerdir. Çekincelerin kaldırılması önemli bir adım olacaktır. İktidarın kendi programında var. Bu çekinceleri kaldıracağına dair. Peki soruyoruz, kimi, neyi bekliyorsunuz? Bu çekinceler daha çok ekonomik özerkliğe dair. Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanımız Gültan Kışanak, 'petrolden pay istiyoruz' deyince kıyameti kopardılar. Aslında okusalar bunu gereğini yerine getirecekler. Bu yeterli değil. Aynı zamanda Kürtler siyasi özerklik de istiyor" dedi.
İtalya örneği
Bunlar yapıldığında Türkiye'nin bölünmeyeceğini söyleyen Tuncel, üniter yapı içinde sorunlarını çözenler olduğunu dikkat çekti. İtalya'da 1948'de 20 bölge yaratıldığını, 5'inin daha özel bir statüye dahil olduğunu kaydeden Tuncel, İtalya'nın buna rağmen bölünmediğinin altını çizdi. Her bölgenin kendi bayrağı ve renkleri olduğunu, kendi kimliklerini taşıdığını belirten Tuncel, kendi dillerinde yayınlar, eğitimler olduğunu söyledi. Türkiye'de bunun sadece devlet bünyesinde bir kanal ile yapıldığı eleştirisinde bulunarak, İtalya'daki uygulamalardan örnekler verdi.
Demokratik Türkiye, özerk Kürdistan
Bunları yapmanın bu ülkenin borcu olduğunu söyleyen Tuncel, kalekol yapmanın, kendini koruyan yasalar üretmenin çözüm olmadığını belirtti. Tuncel, bu konuda önerilerini sürdürdü: "Demokratik özerklik yasasının çıkarılması, yasa ve Anayasa'nın buna göre düzenlenmesi gerekiyor. Aynı zamanda Türkiye sivilleşsin, yeni Anayasa yapılsın. Mevcut Anayasa, militarist, sünni, Türk ve erkektir. Dolayısıyla baştan ayağa değişmesi gerekir. Demokratik Türkiye ve özerk Kürdistan için mücadele etmeye devam edeceğiz."
Rojava politikası belirleyici
Rojava'ya dönük politikaların Kürt sorununun çözümü konusunda belirleyici olduğunu; Güney Kürdistan'da hendek kazıldığını, Türkiye'nin ise Hatay'dan başlayarak duvar örmeye başladığını anımsatan Tuncel, "Hendekler çözüm değil. Rojava Devrimi ne hendekle ne duvarla engellenemez" dedi.
Mısır tamam da, ya İran?
Tuncel, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. Tuncel, Mısır'daki idama karşı olan Başbakan Erdoğan'ın İran'daki Kürtlere yönelik idamlara da karşı olması gerektiğini belirterek, "İran'a yönelik tavrınızı da bekliyoruz. Engellenmesi için çaba harcanması gerekiyor. İdamlara karşı olunmalı, biz bütün idamlara karşıyız" diye kaydetti.
Hesaplaşma olmadan olmaz
Ermeni Soykırımı'nın yıldönümündeki anma etkinliklerini aktaran, Türk Başbakan'ın 'taziye' açıklamasını ve bu açıklamayı izahatı ile 'yüzleşme' tabirini hatırlatan Tuncel, şunları söyledi: "Önce adını koyalım. 1915'te yaşanan soykırım mıydı değil miydi? Eğer soykırım yapıldıysa bunun bir daha yapılmaması için özür dileyerek, hesaplaşacaksınız. Yüzleşme, hesaplaşmadan olmaz. Başbakanın inkardan vazgeçmesini önemsiyoruz. Soykırım sadece Ermenilere değil, Asurilere, Süryanilere, Ezidilere karşı da uygulandı. Yapılması gereken hesaplaşmaktır. Bir daha asla, diyorsak o zaman bunlarla hesaplaşma zamanı gelmiştir. Hakikatleri araştırma ve adalet komisyonu kurulsun."
1 Mayıs'ta sokaklara
Tuncel, 1 Mayıs'a ilişkin de değerlendirmede bulunarak, "Kürdistan ve Türkiye'de herkes sokakta olacak. Biz de emek örgütleriyle birlikte alanlarda olacağız" dedi. 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanması meselesinde Başbakan'ın açıklamalarını eleştiren Tuncel, "Nerede kutlayacağımızı sana mı soracağız? Senin gittiğin yol, yol olsaydı herkes peşinden gelirdi. Biz istediğimiz yerde kutlayacağız. Taksim, Türkiye'nin hafızasıdır. Onu silemezsin. Gelin inadınızdan vazgeçin. 1 Mayıs'a Taksim'i işçilere açın. Dünyanın hiçbir yerinde meydan kavgası yok" şeklinde konuştu.
ANKARA