Tayyip Erdoğan Türk tipi kadın hakları çıkışı ile, cumhuriyet kadını modelini Türk tipi olarak hem isim, hem şekil, hem de nitelik açılardan değiştirdiğini ilan etti kendince. Sürpriz bir çıkış olmamasına rağmen de kadın hak ve özgürlüklerinin tartışılacağı gündemi işgal etti. Oysa Tayyip yıllardır yarattığı modelin adını koyuyordu sadece. Cumhuriyet için 90 yıllık enkaz demişti ya zevcesi, Tayyip kadınları bu enkazdan kurtarıyordu. Ama nereye? Kendi enkazına. 

Hepimiz cumhuriyet kadınının methiyle büyüdük. Bir fotoğraf kazıdılar hafızalarımıza, saçıyla, giyimiyle, duruşuyla. Militarizmin bekçisi bir kadın tipi. Tek avantajı, eğitime ve batılı değerlere nispeten yakın oluşu denebilecek. Ancak cumhuriyetin her zerresinde olduğu gibi, tek tip. 

Şimdi laik gitti müslüman geldi. Açık gitti kapalı geldi. Tayyip'in ve iktidar sözcülerinin değişik dönemlerdeki yönlendirmeleri ile kadın erkek eşitliği, kadının toplumsal hayata, siyasete etkin ve özgür katılımı zaten daha da zorlaşmıştı. Kadının dekoltesinden etek boyuna, sokağa çıkma saatine, nerede çalışacağına, kaç çocuk yapacağına kadar belirlemişlerdi zaten. Hatta kadının konuşmasına, gülmesine, hamileyken sokağa çıkmasına dahi kısıtlamalar getirmişlerdi söylemleri ile. 

Devlet olanaklarını da kendi tiplerini yaratırken kullanmaktan çekinmediler. Kadını sömürüye dayalı kapitalist ekonominin dinamikleri arasında tutacak ev işçiliğine ya da evde işçiliğe yönlendirip, sigorta ve çocuk yardımı, ücretli doğum izni adı altında eve kapatma çabasını rastlantı sayamayacağımızı Tayyip'in bu çıkışı ispatlamış oldu.

Eğitim ve öğretimdeki 4+4+4 modelinin, 4. sınıftan sonra okula gitmeksizin okumanın olanaklı hale getirilmesinin, dini eğitime ağırlık veren, kız ve erkek öğrencileri yan yana oturtmayan, birlikte oynamalarını yasaklayan imam hatip okullarının eğitim sisteminde puandı kontenjandı denilerek müfredata yaygın olarak dahil edilmesinin, hatta çok sayıda öğrencinin bu okullara mecbur bırakılmasının, kimi işyerlerinde kadın ve erkeklere ayrı çalışma alanları düzenlenmesinin, pembe taksilerin, otobüslerde kadın ve erkeklerin ayrı bölümlerde seyehat edebilmesine yarar düzenlemelerin gündeme getirilmesinin ne demek olduğunu da böylece herkes gördü. 

Toplum Tayyip'in bu çıkışına bir şey diyor mu? Hayır. Yine ve sadece muhalifler yani toplumun küçük bir azınlığı itirazını ifade ediyor. Çünkü cumhuriyet kadını olarak sunulan model zaten sadece eğitimli elit, devletçi kesimler arasında kendisine bir yol bulabilmişti. Bir devlet ideolojisi olarak dayatılmış olmanın ötesine geçememesinin yine devletin ikiyüzlü laiklik anlayışıyla, sistemin insan haklarına ve de kadın haklarına yasakçı tutumuyla ve dini inancı referans almaya her durumda fırsat yaratması ile yakından ilişkisi vardı. 

Kaldı ki Cumhuriyetin de kadına ancak aile içinde bir değer biçmiş olduğunu, anneliği kutsayarak kadını anneliğe mahkum ettiğini biliyoruz. Hatta biliyoruz ki AKP yokken de, kanunen yasak olsa da miiletvekilleri bile imam nikahı ile evleniyorlardı, dinen caiz diye çoklu evlilik yapmışları hayliceydi, şiddet uygulayarak kadını kendilerine itaate zorlamışladı. 

Yani, Cumhuriyet tipi oldu Türk tipi. Ama erkekler için dert değil. Çünkü kitap yine aynı şeyleri yazıyor. Hoş zihniyet aynı oldukça kitapta ne yazarsa yazsın onlar hep aynı şeyi okuyor zaten. Şimdi Tayyip'i de önlerine aldılar ki. Cinayet mi işkence mi allah verdi demeden kusacaklar tüm pisliklerini. 

Her şey bir yana, Tayyip ve AKP iktidarının batıyla ilişkilendirilen evrensel insani değerlere sırtını dönmüş olması çok daha büyük sorunların yaşanacağını gösteriyor. Tüm dünyanın kabul ettiği evrensel insan hakları değerlerini hiçe sayan Tayyip ve AKP diktatörlüğünün Hitler'i sollaması işten bile değil. 

Bunu moral bozmak için söylemiyorum. Direnen, yaşamı üreten ruhu özgür tüm kadınlara saygıyla diyorum ki Tayyip'in ve de devletin bu saldırganlığından bu gericiliğinden korksak karşılarına dikilmeyiz. İlk defa ölmüyoruz, ilk defa coplanmıyoruz, gaza, zehirli sulara belenmemiz de ilk değil. Kadınlar dünyayı dönüştürecek gücü hissediyor içlerinde. Durmayacaklar! Yüz yıllardır olduğu gibi susmayacaklar! Evlerine hapsolmayacaklar ama bu erkek devletin, erkek kültürün, erkek toplumun başına bela olacaklar, taki onlar insanlaşıncaya kadar.

Son olarak, 8 Mart'ta gösteri yapan kadına "sen git kocan gelsin" dedi ya bir polis. Kocası olmayanlar kimi göndersin diye soracağım bir vesileyle. Ha bilelim de yanlış falan olmasın dimi ya. Hatta bu konuda da bir de kanun çıkarsınlar diyeceğim ama kadınlar takmaz ki.