DÊRSİM Belediyesi - 1


Dêrsim, 1937-38 tarihlerinde Türk devletinin gerçekleştirdiği soykırımdan önce geniş bir coğrafi bölgenin adıydı. Uzun yıllar böyle adlandırıldı. Ancak 25 Aralık 1935 tarihinde, 2884 sayılı ‘Tunceli Vilayeti’nin İdaresi Hakkında Kanun’ çıkarıldı ve 4 Ocak 1936 tarihinde Tunceli Vilayeti oldu. Zengin bir kültür yapısına sahip olan bölge o dönemden bu yana tahribatlara maruz kaldı. Dêrsim, Kürt şehirleri içinde işgal, soykırım, sürgün, asimilasyona en fazla maruz kalan yerlerindendir. Bu baskılar, kentin zengin yapısını da erozyona uğrattı.
Mevcut iktidar da baskıcı politikalarını sürdürdü. Kürt ve Alevi çoğunluğun yaşadığı Dêrsim, bu dönemde de asimilasyoncu ve inkarcı politikalara maruz kaldı. Türk ordusunun savaşıyla birlikte asimilasyon, göç ettirme, kimlik ve inanca yönelik dezenformasyonlar sürdü. İki dönemdir DTP ve BDP’nin kazandığı Belediye’ye yönelik iktidar tarafından anti propaganda yürütüldü. Diğer yandan Kürtlere yönelik yürütülen siyasi soykırım operasyonlarından Dêrsim de payını aldı. Dêrsim Belediyesi Başkan Yardımcısı Alişan Önlü ile birlikte meclis üyeleri ve çalışanları tutuklandı.

Nüfus hep azalıyor

Dêrsim merkez ilçedeki belediyenin varlığı 67 yılı buluyor. Belediye, bir önceki dönemde BDP’nin siyasi geleneğini sahiplendiği kapatılan DTP tarafından yönetildi. Son dört yıllık dönemde ise Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından yönetiliyor. 29 Mart 2009 tarihinde yapılan yerel seçimlerde BDP’den aday olan Edibe Şahin yüzde 30 (4035) oy oranıyla Belediye Başkanlığını kazanmıştı.
Peki bu dört yıllık süreçte Dêrsim merkez ilçede ne gibi çalışmalar yapıldı? Yapısal anlamda yaşanan zorluklar, halkın eleştirileri ve yapılamayanları sizler için araştırdık.
Belediyenin verdiği bilgilere göre Dêrsim ilinin toplam nüfusu 86000, merkez ilçenin nüfusu ise 32800’dır (2012 verilerine göre). Ancak kentte bulunan askeri ve memurlar da buna dahil. Nüfus artış hızı en yüksek artışını 1975’te, ancak daha sonraki dönemlerde sürekli düşüş yaşıyor. Özellikle 1990 ve 2000’lerden bu yana nüfus düşüşü giderek artıyor. Şimdi ise eksilerde. Kent merkezinde, çalışan Türkiyeli memur ve Türk ordu mensupları hariç çoğunluğu Kürt ve Aleviler oluşturuyor.

Çetin doğa koşullarına bir de baskı ekleniyor

Endemik bitki ve hayvan türlerinin bulunduğu bölge, coğrafi güzellikleri ile tanınıyor. Ancak doğal güzellikleri, inanç merkezleri ve termal su kaynaklarıyla büyük bir turizm potansiyeline sahip olan Dêrsim’de, sürdürülen operasyonlar ve yapılan barajlarla bu yörenin doğal güzellikleri yok ediliyor. Bir taraftan Türk ordusunun operasyonlarında yakılıp kül edilen yüzlerce hektarlık ormanlık alanlar, bir taraftan da kent merkezini dahi sular altında bırakan barajlar...
İlin genelinin yüzde 70’ini dağlar, yüzde 25’ini platolar, yüzde 5’ini ova ve düzlükler oluşturuyor. Kent merkezi de yüksek oranda bundan payını alıyor. Dolayısıyla belediye çalışmalarını yürütmek, diğer kentlere oranla iki kat bir zorluk ve maliyetle mümkün oluyor. Hem zorlu doğa koşulları hem de devletin inkar ve imha politikaları, kentteki belediyenin çalışmalarını zorlaştırıyor.

Maliye halka sunuluyor

Edibe Şahin yönetimdeki belediye son seçimin ardından yaklaşık dört yılını geride bıraktı. Belediyenin çalışmalarına damgasını vuran felsefeyi, yaşanan sorunları, çözüm çabalarını Belediye Başkanı Edibe Şahin ile konuştuk. Şahin, demokratik katılımcı, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü bir yaklaşım ile çalışma yürüttüklerini belirtiyor. Şahin’in verdiği bilgilere göre, halkı karar süreçlerine dahil etmek için mahallelerde toplantılar yapılıyor. Belediye maliyesi halka sunuluyor. Cinsiyet özgürlüğü konusunda da önemli adımlar atılıyor. Belediye Meclisi’nde Kadın-Erkek Eşitlik Komisyonu var. Belediyede çalışan kadınlar da Kadın Kurulu adıyla örgütleniyor. Kadın bütçesinin oluşturulduğu belediyede, hizmet alanında kadın kotaları var.  


Sayın Şahin, Dêrsim Belediyesi’nin 67 yıllık bir tarihi var. Ancak iki dönemdir aynı siyasi geleneğe ait partilerin (kapatılan DTP ile BDP) elinde. 8 yıl önce nasıl bir belediye devralındı?
Altyapısı yok denecek düzeyde, plansız-çarpık kentleşen, kaldırımları olmayan, çalışanlarının maaşlarını dahi ödeyemeyecek düzeyde borç batağında, kişiye göre hizmet veren, halkın nezdinde itibarını yitirmiş bir belediye devraldık.

Peki aynı siyasi gelenekten olduğunuz meslektaşınızdan nasıl bir belediye devraldınız?

Benden önceki arkadaşımız belediyeyi eksilerden devralırken, başta halkın nezdinde itibarını yitiren kurumu oldukça önemli bir noktaya getirdi. Özellikle yol ve su çalışmaları, kaldırım düzenlemelerinde bir hayli yol aldı. Belediyemize kazandırdığı asfalt plentiyle yollarımızı daha hızlı asfaltlama imkanına kavuştu kentimiz. Yeni araçlar almakla beraber borç batağında olan personelin içeride biriken alacakları ödenmişti. Bize devrettiğinde personelin sadece bir yıllık sosyal alacağı kalmıştı. Şöyle bir bakıldığında beş yıl uzun gibi görünse bile Türkiye gibi bürokrasinin çok ağır işlediği bir ülkede fazla bir zaman dilimi değil. Birçok çalışmanın projelendirme süreci bile en az iki yılı alabiliyor. Bir de buna finans bulma çalışmaları eklenince projenizi uygulamaya zaman yetmeyebiliyor. Bizim Atıksu Arıtma projemiz Songül Hanım (S.Erol Abdil) zamanında yapılmıştı. Biz gelince kolaylık oldu. Projeyi günümüzün ihtiyaçlarına göre revize etme bile bir yılımızı aldı.

Kentinizin temel sorunları neler?

Dêrsim denildiğinde ilk akla gelen etnik kimliği ve mezhepsel farklılığından dolayı tarihi boyunca katliamlara varan baskılarla sürekli yok sayılan ya da başının ezilmesi gereken bir il olarak görülmesi. Dêrsim ise bu dayatmalara karşı, kendini kendi tanımladığı gibi kabul ettirmek için sürekli mücadele yürütmek zorunda kalmıştır. Bu da onun sürekli muhalif olmasını beraberinde getirirken, bu durum ülkeyi yönetenler tarafından görmezden gelinerek neredeyse tarihi boyunca yönetenler tarafından sürekli cezalandırılması gereken bir yer olurmuştur. Sürekli en fazla göç veren bir il olmuştur. İlde tek iş yeri olarak kamu kurumları vardır. Aslında bu durum asimilasyonun önemli ayaklarından biri de olmuştur.
12 Eylül’de genç nesli nerdeyse yok edilmiştir. 90’lı süreçlerde köy boşaltmalarla zorunlu göçle kent merkezine gelenler üretimden koparılarak topluma umutsuzluk ve moralsizlik hakim kılınmaya çalışılmıştır. Bu durumu tamamen kendi özgücüyle aşmaya çalışan kentimize en büyük destek il ve yurt dışında yaşayan Dêrsimlilerden gelmiştir. Günümüzde durum çok farklı değildir.

Partiniz yerel yönetimlerde demokratik katılımcı, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü bir yaklaşımı esas aldığını belirtiyor. Kentteki sorunları çözmek amacıyla demokratik katılımcılığı nasıl hayata geçirdiniz?
Çalışmalarımız da demokratik katılımcılığı oldukça önemsiyoruz. Çünkü kentte yaşayanlar sadece oy verip daha sonraki oy verme zamanına kadar seyirci olmamalıdır. Karar süreçlerine katılım önemlidir. Kararlarda ortak olunca sahiplenme düzeyi de artıyor. Modelimizde Mahalle Meclisleri bunun önemli bir ayağını oluşturuyor. Siyasi operasyonlar nedeniyle bu çalışmalarımızı süreklileştiremedik. Meclisler olmasa bile kararlarımızı almadan önce mahallelerde toplantılar düzenliyoruz. Bu toplantılarda bütçemizi halkımıza sunarken, hesap verme ve sorunları yerinde belirlemeyi önemsiyoruz. Kadınları ayrıca dinlerken, mahalle muhtarlarıyla da bir araya geliyoruz. Haftada bir gün belediye de halk günümüz var. Ayrıca soruna göre ilgili STK’larla bir araya gelerek karar almada ortaklaşıyoruz. Yine belediye meclisimizde hemen hemen her siyasi partiden ve STK’dan üyelerimiz var. Bu bileşende çok önemli. Festival vb. daha büyük organizasyonlarda ilçe belediye başkanlarını da bu karar alma toplantılarına dahil ediyoruz.
Yine bu yıl Dêrsim Yerel Yönetimler Çalıştayı düzenledik. Bu çalıştay da Dêrsim’de ki yerel yöneticiler, ilgili STK’lar, kamu kurumları ve siyasi partileri de kattık. Bu çalıştay oldukça iyi yankı uyandırdı.

Kent doğal güzellikleri ile de biliniyor. Ekolojik bilinci geliştirme anlamında ne gibi çalışmalar yaptınız?

Bu konuda sadece halk da değil STK’larda da önemli bir farkındalık yarattığımızı düşünüyorum. Özellikle barajlarla birlikte ekolojik yaşam nedir, nasıl koruruz, çevre vb. konuları yaptığımız halk toplantılarında da anlatmaya çalıştık. Bununla bağlantılı olarak imar planlarımız nasıl olmalı, çevreyle uyumlu kentler nasıl oluştururuz?
Yerel yönetimler dışında başka kamu kurumları da kalkınma ve bölgesel planlar yapmakta. Özellikle merkez belediyesi olarak ilçeleri de bu konuda uyararak bu planlara müdahil olma yönünde çalışma ve toplantılar gerçekleştirdik. Çevreyle uyumlu ve ekolojik planlar oluşması için görüşlerimizi sunduk. Etkili de oluyor.
Yine meclisimiz başta olmak üzere çalışanlarımızda da bu bilinci oluşturmaya çalıştık. Aslında bu kente sanayinin girmemesi bir avantaj ama bu konuda yeterince farkındalık yok. Bu kentin gelişiminde doğa ve doğal turizm, mezhepsel olarak Kızılbaşlık ve ekolojik yaşamın hala sürmesi iyi bir arka plan oluşturuyor. Bizde belediyecilik anlayışımızı ve çalışmalarımızı bunun üzerine oturtarak yürütüyoruz. Tabii bu kolay olmuyor. Algı ve zihniyet değişimine ihtiyaç var. Bu da farkında olmayla, bilinçlenmeyle olacak. Her yıl yaptığımız çevre yürüyüşü geleneksel hale gelirken, festivallerde de çevre bilincini yoğun olarak işlemeye devam ediyoruz.

Cinsiyet özgürlüğü konusuna gelirsek...

Attığımız her adımı, aldığımız her kararı kadın bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Meclisimizde Kadın-Erkek Eşitlik Komisyonu kurduk. Belediye de çalışan kadınlardan Kadın Kurulu’nu oluşturduk. Kadınların yönetimlerde olması için teşvik ettik. Bu dönemde yönetimde farklılık oldu. İki kadın müdüre ve iki şefimiz kadın. Hizmet alımında kadınlara belli bir kota koyduk. Memur ve işçi sözleşmelerinde kadınların lehine maddeler koyarken, Meclis bütçe görüşmelerinde kadın bütçesi oluşturduk.
Her mahalleye koyduğumuz spor aletleri kadınlar tarafından oldukça ilgi gördü. Başlangıçta koymayın hemen kırarlar diyerek karşı çıkan kadınlar faydalarını gördükçe sahiplendiler. Şimdiyse nerdeyse her sokağa koyma konusunda oldukça talep gelmekte.
Ulaşımda kadınlara bir gün ücretsiz hizmet vermekteyiz. Festivalimizin bir gününü kadınlara ayırmaktayız. Kadın Danışma Merkezi’mizde sadece danışmanlık değil çeşitli kurslar ve geziler düzenlemekteyiz.
Gezginci sağlık ekibimiz mahallelerde yerinde dolayısıyla özellikle kadınlara sağlık hizmeti vermekte. Başta çalışanlarımız olmak üzere, meclis üyelerimize toplumsal cinsiyet konusunda seminerler verdik ve cinsiyetci yaklaşımlar konusunda farkındalık oluşturmaya çalıştık.
Kadın başkan oluşumuzun da önemli bir etkisi var. Halk günlerinde ve genelde Belediyeye gelenlerin ve benimle görüşenlerin çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. 


Peki kadın olduğunuzdan dolayı önyargılar var mı?

Önyargılar yok değil. Ama bunlar gittikçe kırıldı ve azaldı. Aslında bu konuda halkın yaklaşımı oldukça iyi diyebilirim. Sadece rant çevrelerinin ve biraz da politik bakış açılarının körüklediği bir durum sözkonusu.

Yaptığınız halk toplantılarında ne gibi eleştiriler alıyorsunuz?

Toplantılara genellikle sorunu olan geliyor. Sorunu olmayan gelme gereği duymuyor. Ben gelip ne yapayım diyor. Genellikle mahalledeki eksikliklerle ilgili eleştiriler geliyor. İlk yıllarda çok fazlaydı şimdi ise bayağı azaldı. Bu da sorunlara daha hakim olduğumuzu ve çözdüğümüzü gösteriyor. Önceleri biraz hizmet gelsin yeterli deniyordu şimdilerde ise kalite aranıyor. Özellikle bireysel sorunlarını çözmemizi istiyorlar. İş talepleri çok fazla. Ama toplantılara katılanlar oldukça ilgililer. Yine kadın katılımı iyi. Sonuna kadar dikkatle dinliyorlar, eleştiri ve önerilerini sunuyorlar, bu da bizi çok memnun ediyor.


Edibe Şahin kimdir?
1960 yılında Nazmiya ilçesinde doğan Edibe Şahin, ilk ve ortaöğrenimini burada tamamladıktan sonra Ağrı Kız Öğretmen Lisesi’nden mezun olur. Mezuniyet sonrası Vekil Öğretmenlik ve Anasınıfı öğretmenlikleri yapar. Kentteki Defterdarlık’ta çalışmaya başlayan Edibe Şahin, 1980 yılında 1042 sayılı yasa ile bu görevinden uzaklaştırılır.
Cezaevleri ve İnsan Hakları alanlarında çalışmalar yürüten Şahin, İstanbul Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) yöneticiliğini ve Rewşen adlı Kürtçe kültür-sanat dergisi editörlüğünü yapar. İstanbul Kürt Enstitüsü’nde yönetim kurulu üyeliğinin yanı sıra Kirmanckî dili konusunda çalışmalarda bulunur. Özellikle kadın hakları konusunda çalışmalarına HADEP Kadın Komisyonunda başlayarak, sırasıyla İlçe Yöneticiliği, İlçe Başkanlığı, DEHAP İl Yöneticiliği, Parti Meclis Üyeliği ve DTP Parti Meclis Üyeliği ile devam eder. Zorunlu göç mağduru, risk altında bulunan çocuk ve gençlere yönelik Psikolojik Danışmanlık, Sanatla Rehabilitasyon projeleri ile çok kültürlülük, Anadilde Eğitim ve Kültürlerarası projelerde koordinatörlük yapar. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Tüketiciyi Koruma Derneği, Gökkuşağı Kadın Derneği (İstanbul) ve Umut Çocukları Derneği üyesi ve aktivistidir. Zorunlu göçün gençler üzerindeki etkisi ve meslek edinme projesi üzerine bir kitap çalışması bulunuyor. Edibe Şahin, evli ve iki çocuk annesidir.
DEVAM EDECEK


DENİZ BİLGİN