
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, açlık grevlerine yönelik sessizliğe tepki göstererek, “İnsanların ölmesine seyirci kalınmamalı, demokratikleşme ve Kürt sorununun siyasi diyalog yoluyla çözümü için adım atılmalıdır” dedi.
Milletvekilleri, PKK ve PAJK’lı tutsakların 37’inci güne giren açlık grevine ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel’in düzenlediği toplantıya, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de katıldı. Milletvekili Tüzel, AKP Hükümeti’nin Kürt sorununda baskı ve şiddette ısrar etmekten vazgeçmesini isteyerek, cezaevlerinde 12 Eylül’den itibaren devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevine işaret etti. Tüzel, “Binlerce tutuklunun katıldığı açlık grevinin 36’ıncı günüdür. 36 gündür, açlık grevinde bulunanların bugünden itibaren sağlıkları ve yaşamları tehlikeye girmektedir. Giderek telafisi mümkün olmayan sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalacaklardır. Bu duruma ve ölümlere seyirci kalmamak gerekir” dedi.
‘Tekçi anlayış terk edilmeli’
Siyasi tutsakların iki temel talep için açlık grevi yaptıklarını ifade eden Tüzel, “Biri, Kürt halkının siyasi temsilcisi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, Kürt sorununun çözümü için sağlık ve özgürlük koşullarının sağlanması; diğeri ise, anadilde eğitim ve savunma hakkının tanınmasıdır” dedi. Tüzel, “Kürtleri inkâr etmiyoruz” deyip anadili yok saymanın tutarsızlık olduğunu belirterek, anadilinde eğitimin Türkiye halklarını bölmeyeceğini aksine birleştireceğini vurguladı. “Türkiye yurttaşları olarak bizler, Kürt kardeşlerimizin kendi anadilinde eğitim almasından neden rahatsız olalım? Tam tersine, ülkemizde yıllardır dayatılan dilde ve dinde tekçi anlayış terk edilmelidir” diyen Tüzel, Türkiye’de demokrasi ve barışın tesis edilmesi gerektiğini kaydetti.
Hükümet harekete geçmeli
“Türkiye önce kendi Kürtleriyle barışmalı, yurttaşlarının eşitlik ve özgürlük taleplerine kulak tıkamamalı“ diyen Tüzel, hükümete, “Çözüm ve müzakere için çalışmalısınız. Cezaevinde açlık grevinde bulunan Kürt siyasi tutsakların açlık grevleri ciddi sağlık sorunlarına ve ölümlere yol açmadan, harekete geçmelisiniz” çağrısında bulundu. Tüm siyasi partilerin, Kürt sorununun çözümü konusunda sorumluluk alması gerektiğine işaret eden Tüzel, cezaevlerinde açlık grevi yapan binlerce siyasi tutsağın taleplerinin Kürt halkının talepleri olduğunun altını çizdi. Tüzel, hak ve eşitlikten yana olan tüm kesimlere de “İnsanların ölmesine seyirci kalınmamalı, Kürt sorununun siyasi diyalog yoluyla çözümü için adım atılmalıdır. Türkiye kamuoyunu acılara son vermek için harekete geçmeye” çağırdı.
Barış tezkeresi çıkarın
“Bu Meclis her zaman savaş tezkeresi çıkardı. Bir kez de barış tezkeresi çıkarsın” diyen Sabahat Tuncel ise şunları söyledi: “Diyarbakır, Silivri, İstanbul Kandıra cezaevlerini ziyaret ettik. Silivri yönetimi, tutukluların grev dilekçesini kabul etmemiş, ısrarları üzerine tek kişilik koğuşlara götürülmüşlerdir. Burada yaşanacak ölümlerden herkes sorumlu olacaktır.”
Hayatın yanında yer alın
Cezaevlerindeki grevin ağır insani sonuçları olacak kitlesel bir açlık grevi olduğunu söyleyen Ertuğrul Kürkçü ise “Türkiye’nin trajik bir açlık grevi geçmişi var. Yüzlerce insan hayatını kaybetti. Yöneticiler geçmişte olduğu gibi ‘birkaç kişi ölür ama bizim borumuz ötmeye devam eder’ diye düşünmesinler. Bu çok farklı bir durumdur. Ölümü göze almış kararlı insanlar vardır. Türkiye’yi yönetenler, ölümlere son vermek için hayatın yanında yer almalıdır” şeklinde konuştu.
DİHA/ANKARA
TTB: Kritik bir hal aldı
PKK ve PJAK'lı tutsaklardan 12 Eylül'de greve başlayan ilk grubun grevi bugün 37. gününe girdi. TTB, 70 tutsağın kritik durumda olduğunu açıkladı.
Cezaevlerine girerek açlık grevindekilerin durumunu tetkik etmek isteyen ve Adalet Bakanlığı'na başvuran Türk Tabipleri Birliği (TTB) henüz bir yanıt alamadı. TTB, yaptığı açıklamada 40. gününe yaklaşılan grevde durumun gittikçe daha kritik bir hal aldığını belirtti. Açıklamada, "Katı bir açlık grevi yapıldığı, geri dönüşümü olmayan nörolojik sekellerin önüne geçmek için alınması gereken vitamin preparatlarının bile alınmadığı, grevcilerden yaklaşık 70 kişinin sağlık durumunun kritik eşiğe yaklaşmış ve uzun süreli açlığın insan bedeni üzerindeki olumsuz ve yıkıcı etkilerinin ortaya çıkmış durumda olduğuna dair bilgiler alıyoruz" denildi.
Greve giren cezalandırılıyor
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki tutsaklardan Ali Karakaş'ın, açlık grevinde olduğu için zaten kısıtlı olan iletişim ve havalandırma hakkı elinde alınıyor.
İstanbul'da 22 Nisan 2011 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu'nun bazı BDP'li vekiller hakkında verdiği veto kararı protestosuna katıldığı gerekçesiyle tutuklanarak Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderilen siyasi tutsak Ali Karakaş, 5 Ekim'de Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması istemi ile süresiz dönüşümsüz açlık grevine girmişti. Bulunduğu C 96 koğuşunda, açlık grevine giren Karakaş'ın çeşitli baskılara maruz kaldığı ortaya çıktı. Daha önce de havalandırmada türkü söylediği gerekçesiyle yaklaşık 4 ay telefon ve mektup cezası aldığı bildirilen Karakaş'a, bu defa da cezaevi idaresi tarafından haftalık 10 saat olması gereken ortak alan kullanımı hakkı ayda 4 saate indirildi. Bununla da sınırlı kalmayan cezaevi idaresi, Karakaş'ın İHD'ye göndermek istediği mektuplara "Teröristlerle haberleşiyorsunuz" gerekçesiyle el koydu.