Daima bizimlesiniz

Kadın Haberleri —

31 Mayıs 2022 Salı - 18:00

  • İki farklı kimlik, iki farklı kadın... Amara ve Nûdem ortak mücadelede buluştu, 17 yıl önce sonsuzlaştı. Ekin Ceren Doğruak ve Uta Schneiderbanger, doğdukları toplumsal düzende itirazlarını büyüterek özgürlük hareketine katıldı ve ömürlerini bu yola adadı. Kürt halkı sizi hiç unutmadı, unutmayacak. 

 

Ekin Ceren Doğruak ve Uta Schneiderbanger… 17 yıl önce özgürlük dağlarında talihsiz bir trafik kazası sonucu şehit düştüler. İki farklı kimlik, iki farklı kadın Amara ve Nûdem ortak mücadelede buluşarak sonsuzlaştı.

Kürt kadınının özgürlük mücadelesi, doğduğu günden itibaren sayısız direniş ve mücadele örneği ile bugünlere geldi. Her biri kendinden başlayarak bir toplumu değiştirip dönüştürme iddiasındaki binlerce kadın, hem özgürlük hareketine katkı sağladı hem de kadın hareketinin öğretileri ile kendini yarattı. Ekin Ceren Doğruak ve Uta Schneiderbanger da bu kadınlardan. Doğdukları toplumsal düzende itirazlarını büyüterek PKK’ye katılan Ekin Ceren ve Uta, bu yola ömürlerini adadı.

Mücadeleyle tanışma

Ailesinin tek çocuğu olan Ekin Ceren Doğruak (Amara), 8 Ocak 1981 yılında Ankara'da doğdu. Ekin Ceren’in, yaşıtlarından farklı olarak sisteme muhalif bir yanı vardı ve o daha çok bu yanıyla tanındı. Aslen İzmirli olan Ekin Ceren, Ankara Üniversitesi Sosyoloji bölümünü son sınıfta terk etti. Üniversite dönemi bol soruşturmalı, koşturmalı geçerken o dönem Kürtlerle ve Kürt ulusal mücadelesiyle tanıştı. 

Kadın özgürlük mücadelesinin ivme kazandığı bir dönemde bu çalışmanın içinde yer alma arzusu ile HADEP Kadın Kolları'nda aktif çalışmaya başlayan Ekin Ceren, kadın manifestosu yayınlandığı andan itibaren satır satır okudu. Tartışmalara  katıldı, cins bilincini geliştirmek için çaba sarf etti. Partinin kadın çalışmalarının temel dinamiği olan mahalle çalışmalarından geri durmadı. Halk gerçekliği ile yüzleşmek için bu çalışmalarda gönüllü oldu. 8 Mart, Newroz kutlamaları, siyasi parti çalışmaları gibi gerekçelerle 2001 yılında tutuklandı. Ulucanlar Cezaevi'ne gönderildi. 2 aylık tutukluluğun ardından 8 Mart 2002’de Avrupa’ya çıkmak zorunda kaldı.

Yurtseverliği ülkesinden uzaklaşınca anlıyor insan

Avrupa'ya gitmek istemese de gitmek zorunda kalan Ekin Ceren, burada “Amara” ismini kullanmaya başladı. Avrupa'da kaldığı zamanı, dağlara ve arkadaşlarına olan özlemi ile bir an önce onlara kavuşmak isteyen Amara, Avrupa'da kaldığı zamanı şu sözlerle anlatıyor: "Çok özledim her şeyi. Bu havası lanet beton yığını ülkeden nefret ediyorum. Yarı açık cezaevi... Cezaevinde gökyüzü dikdörtgendi. Burada çokgen. Hiçbir şey ama hiçbir şey kokmuyor. Kendini sürekli nezle sanıyorsun. Dilimle satılan karpuzlardan, kolum kadar salatalıktan bıktım. Bu ülkeden çok sıkıldım. Gri gökyüzünden, asitli sulardan, gerçi hiç içmiyorum, sıkıldım. Ayağım toprağa hiç değmiyor. Bu yıl hiç deniz görmedim. Yağmurdan sonra deniz kokmuyor. Bırak toprağı, hiçbir şey kokmuyor. Yediğin o kırmızı şeylerin domates olduğunu ispatlamak imkansız bir şey. Ülkemi çok özledim. Yurtseverliğin ne olduğunu, ülkesinden uzaklaştıkça anlıyor insan..."

Dağlara sevdalı denizkızı... 

Amara, bu özlem ile daha fazla Avrupa’da dayanamayarak yüzünü dağlara döndü. Kürt özgürlük mücadelesini tanıdığı ilk günden itibaren özlemini ve hayalini kurduğu dağlara gelen Amara, Kandil dağı eteklerindeki Qeladizê kasabası yakınlarında 31 Mayıs 2005 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yoldaşı Nûdem ile şahadete ulaştı. 

Amara, çalışma yürüttüğü her alanda yarattığı güzellikler ve “dağlara sevdalı denizkızı” olarak hafızalarda, yüreklerde, özgürlük hareketi tarihinde en sade haliyle yerini aldı.

Uta Schneiderbanger

Katolik bir işçi ailesinden gelen ve 20 Temmuz 1961 yılında doğan Uta Schneiderbanger, oligarşiye karşı papazların gerillaya katılmalarından etkilendi. Resmi kilise, kurtuluş teolojisini kabul etmeyince kiliseden ayrılarak komünist partiye katıldı. Uta, erkek egemen anlayışın burada da hakim olması nedeniyle büyük bir kadın kitlesiyle buradan ayrılarak anti emperyalist harekete katıldı. Her zaman bağımsız kadın örgütlenmesini savunan Uta, ilk olarak 1977-78 yıllarında Kürtleri tanımaya başladı. Uta, bu tanıma sürecini "Yeni kurulan bir Kürt partisinden bahsettiler, benim de ilgimi çekti. Ben bir feminist olarak Kürtlerin bağımsız örgütlenme ihtiyacını normal ve doğru buldum. 1980'lerden sonra ilk PKK'lilerle tanıştım. Kürdistan Yurtsever Kadınlar Birliği (YJWK) kurulduktan sonra kadın çalışmalarına dahil oldum" sözleriyle özetledi.

Kürtçe yemin etti…

 PKK'ye katılmanın kendisi için kolay bir karar olmadığını şu sözlerlerle anlatır: "Bir Alman olarak hep Almanya'nın devrimci girişimlerinde kendimi sorumlu gördüm. Gitmek, yoldaşlarımı yalnız bırakmak, ihanet demekti. Almanya'ya ilişkin hala bir sorumluluk hissediyorum ama sadece Avrupa'dan çözüm gelmez.”

Kongra Gel toplantısında yemin edilirken, herkes anadilinde sözünü verdi. Uta ise yeminini Kürtçe ederek Kürtlerin anadil hakkına enternasyonal yaklaşımını herkesi etkileyecek tarzda sergiledi. Kendisinin Kürt ulusal mücadelesiyle tanışma sürecini ve şu ana kadarki katılım biçimini ele alırken, "Benim için en büyük hata 92'de Dersim'e gittiğimde gerillaya katılmamış olmaktır” sözleriyle pişmanlığını dile getirdi.

Kürdistan dağlarında Nûdem

Kürt özgürlük mücadelesine katıldıktan sonra “Nûdem” adını aldı. Kürdistan dağlarında tarih olmayı ne çok istediğini, seçtiği yolu anlatırken eleştirilerini de özeleştirisini de verdi: Her birimiz bir yere gittik, ama aramızdaki ilişkileri yeterince devam ettiremedik. Oysa özellikle kadın hareketleri adına birlik sağlamada, tecrübe aktarımında etkili olabilirdik. 

Nûdem ve Amara, 31 Mayıs 2005’te bizlere veda etti… 

HABERMERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.