• Taha Al-J. adlı DAİŞ’li katil, ilk kez bir Alman mahkemesinde Êzîdî soykırımı suçuyla yargı karşısına çıktı. Davayı izleyenler, bu yargılamayla birlikte Kürt özgürlük güçlerinin elinde olan ve içinde Alman vatandaşların da bulunduğu çetelerin soykırım suçuyla yargılanmasını istiyor.
LUQMAN GULDIVÊ/FRANKFURT Bugün Frankfurt tarihi bir davaya tanık oldu. Geçtiğimiz yıl Atina’da tutuklanıp Ekim ayında Frankfurt havaalanında Alman yetkililere teslim edilen DAİŞ çete üyesi Taha Al-J.’nin yargılandığı davanın ilk duruşması Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde görüldü. Dava, ilk kez bir DAİŞ üyesinin Êzîdî soykırımıyla yargılanıyor olması açısından önemli. Davayı izleyen onlarca kişi arasında Kurdische Gemeinde Başkan Yardımcısı Mehmet Tanrıverdi, Êzîdî gazeteci, film yapımcısı ve ve Hawar İnsan Hakları Derneği kurucusu Düzen Tekkal, Dünya Êzîdî Kongresi üyesi Cihan Ak da yer aldı. Onlarca gazetecinin de izlediği bu sabah saat 10.00’da başlayan davanın ilk oturumunda önce sanık iddianamesi okundu. Êzîdî soykırımı suçu İddianamenin çerçevesi Êzîdîlere yönelik soykırım suçları kapsamında ele alındı. Kaçırılan ve köle pazarlarında satılan Êzîdî kadınlara dikkat çekilen iddianamede, Taha  Al J. 2015 yılında Êzîdî bir kadın ve 5 yaşındaki kızını 'köle' olarak satın aldığı ve İslami kuralara göre evlendiği, Almanya'da şu anda tutuklu bulunan DAİŞ’li Jennifer W. ile yaşadığı Felluce’ye götürdüğü belirtildi. İddianamede Taha Al J'nin bu iki kişiyi köle olarak satın alması, kendi ev işlerinde köle olarak kulanmasının DAİŞ’in Ezîdî azınlığı yok etme amacı ile örtüştüğü ve bir parçası olarak olduğu vurgulandı. Çocuğu kızgın güneşte zincirledi İddianamede, Taha Al-J.’nin Almanya’da DAİŞ üyeliğiyle yargılanan Jennifer W. ile birlikte anne ve 5 yaşındaki çocuğunu kızını köleleştirdiği, aç bıraktığı ve şiddet uyguladığı belirtildi. İddianamede devamla, 5 yaşındaki kız çocuğunun geçirdiği hastalıktan dolayı yatağa işediği, Taha Al-J’nin yazın kavurucu sıcağında çocuğu güneşin altında zincirlediği ve çocuğun aşırı sıcaklık ve susuzluk nedeniyle yaşamını yitirdiği ifadeleri yer aldı. İddianamede ayrıca iki Êzîdî’yi köleleştirmenin cinsel saldırı suçunu da içerdiği belirtiliyor. Ancak tecavüz suçuyla ifadelendirilmemesi, Alman kamuoyunda tepkilere neden oldu. Türkiye’de aktifti İddianamede DAİŞ çete üyesi Taha Al J.’nin Türkiye’deki faaliyetlerine de yer verildi. 2015’in Kasım ayında Türkiye'de bulunan Taha Al J., Samsun'da DAİŞ’li kadınların tutulduğu bir evin sorumluluğunu yaptığı, 2018 yılında internet üzerinden yaptığı konuşmalarda DAİŞ için her türlü patlayıcıyı hazırlayabileceğini ve Türkiye'deki evinde bir üyeyi bu konuda eğitebileceğini söylediği geçiyor. Sırıtan çeteye tepki İddianamenin okunduğu esnada 27 yaşındaki Iraklı zanlının sürekli sırıtıp, avukatları Serkan Alkan ve Martin Heising ile şakalaşması, rahat hareketleri davayı izleyen onlarca gazeteci ve yurttaşın tepkisini çekti. Davanın önümüzdeki oturumlarına pazartesi günü devam edilecek. Mahkeme sonrasında sanık avukatlarının yaptığı kısa açıklamada, bu davada alınan güvenlik önlemlerinin, daha önce yargılanan DAİŞ’lilerinkine göre daha sıkı olduğu belirtildi. İşkence edilen Nura T., tanık olarak konuşacak Taha Al-J’nin mahkemesinde köle olarak satın alıp, çocuğunu katlettiği Nura T.’nin de şahit olarak ifade vereceği belirtiliyor. DAVA ÖNEMLİ Davayı takip eden Êzîdî gazeteci, film yapımcısı ve Hawar İnsan Hakları Derneği kurucusu Düzen Tekkal, Kurdische Gemeinde Başkan Yardımcısı Mehmet Tanrıverdi ve Dünya Êzîdî Kongresi üyesi Cihan Ak gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Tekkal’in kurucusu olduğu Hawar, Êzîdî haklarına sahip çıkıyor ve 74. Ferman suçlularının cezalandırılması için çalışmalar yapıyor. Tekkal, bu kadar suçu işleyen zanlı Taha Al-J’nin son derece rahat tavırları ve suçları listelenirken yüksek sesle gülmesi karşısında midesinin bulandığını ve öfkelendiğini söyledi. Almanya’da gizlice dolaşan birçok DAİŞ suçlusunun bulunduğuna dikkat çeken Tekkal, “Bu suçlular için güvenli hiçbir yerin olmaması gerekir” dedi. Bu davanın, ilk defa bir mahkemede bir DAİŞ çetesinin Êzîdîlere yönelik soykırım suçlamasıyla yargılanması yönüyle çok önemli olduğunu belirten Tekkal, Münih’te yargılanan Jennifer W.’nin de bu suçlara ortak olduğu halde mağdur pozisyonunda yargılanmasını doğru bulmadığını ifade etti. Asıl mesele Rojava'daki DAİŞ'lilerin yargılanması Tekkal, Almanya’da süren diğer davalar hakkında görüşlerini şöyle dile getirdi: “Davalar gözden uzak görülüyor. Daha önemli bir şey var ki, o da şu: “Mesela Suriye’de (Kuzey ve Doğu Suriye’yi kastederek) binlerce DAİŞ’li tutuklu var, ancak bunların yargılanması mesele. İçlerinde Almanlar da var. Bu davayla birlikte imkanımız olursa, bunlardan insanlık kırımı ve insanlık dışı suçlar dolayısıyla mahkemelerde hesap sormak istiyoruz. Taha Al-J’nin davası bu bakımdan örnek teşkil ediyor.” Davayı izlemek üzere Bielefeld’den gelen Cihan Ak ise, yargılama sonucunda mağdurların hatırına suçlulara ağır cezaların verilmesini istedi. Tribünal bir mahkeme açılsın Mehmet Tanriverdî de, davanın tarihi önemine dikkat çekerek, “Umuyorum, Taha Al-J. adlı kişi mahkum edilir, Êzîdî Kürtlere yönelik uygulama, soykırım olarak tanımlanır. DAİŞ bilsin ki dünyanın hiçbir yerinde onlara rahat verilmeyecek. Dilerim, Kürdistan’da tutuklanan DAİŞ’liler için uluslararası tribünal bir mahkeme açılır ve Nürnberg Mahkemeleri gibi hesap sorulur.” İlgili haber: https://ozgurpolitika.com/ezidi-soykirimi-ilk-kez-soykirim-sucu-ile-yargida/