2014 yılında Musul’un işgali ardında kısa sürede Irak içlerinde ve daha sonra da Suriye’ye sıçrayarak geniş bir coğrafyada aydınlığı yutan gecenin karanlığı gibi yayılarak önemli bir güç haline geldi. DAİŞ’i doğuran etkenlerin başında Irak’ın işgali geldiğini akılda tutmak gerekir. Irak işgali çok köklü sorunlar ortaya çıkarmıştır. Çökmüş bir sistem, dağılmış devlet aygıtı ve yönetilemez bir toplum yaratmıştır. Sosyal, siyasal, ekonomik, güvenlik sorunları içinden çıkılmaz boyutlardadır. Milyonlarca insan etkilendi, ağır bedeller ödendi, geride kalanların ise onuru incindi, kendi ülkelerinde cehennemi yaşamış oldular. DAİŞ’in beslenme kaynakları ve gelişme zemini yaratılmış oldu. DAİŞ çeteleri ortalığı kasıp kavururken tehlikenin boyutları bu denli hesaba katılmamıştı. Ta ki kendilerini tehdit eder hale gelince harekete geçme gereğini duydular. Ağır tahribatların yaşanmasına fırsat vermeden önce tedbir geliştirme imkanları varken, işi ağırdan alan küresel hegamonik güçler, bölge her yönüyle çökertildikten sonra kurtarıcı rolüne soyundular.
DAİŞ’e karşı mücadelede uluslararası güçlerden oluşan koalisyon güçleri kara savaşına girmekten imtina ettiler. Sadece hava desteği ile sınırlı kalan bir mücadele ile yetindiler. DAİŞ’e karşı mücadelede önemli katkıları olmakla birlikte karadan yenilgiye uğratılmasına yeterli olmamaktadır. Karadan yürütülen mücadelede sona doğru gelinirken, bu savaşın en önemli aktörü Kürt Özgürlük Hareketi olduğu dünyanın malumudur. Kerkük’ten Efrîn’e kadar uzanan hatta DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasında Kürt Özgürlük Hareketinin yürüttüğü mücadele belirleyici olmuştur. Bir zaferden bahsedilecekse bu zaferin en büyük sahibi PKK’dir. Büyük bir özveriyle, bütün cephelerde kahramanca direnerek DAİŞ yenilgiye uğratılmıştır. İnsanlığa mal olmuş mücadelenin altında hiç kuşkusuz PKK’nin imzası vardır. Bu asla göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur.
Suriye’nin geleceği üzerine söz söyleme durumunda olanlar bu gerçeği hesaba katmak zorundadır. Kürtleri devre dışı bırakma senaryoları, Kürtleri düşman gören senaryolardır. Kürt karşıtlığının anlamı ve kısa özeti DAİŞ yandaşlığıdır. Türkiye, Suriye’deki gelişmelerde yatırımını DAİŞ’e ve benzeri çete guruplarına yapmıştı. Bütün dünya bu gerçeğin bilincindedir. Türkiye, Suriye savaşında tarafını çetelerden yana belirlemiş ve her türlü desteğini aşikar bir şekilde de sürdürmüştür. DAİŞ’in yenilgisi aynı zamanda Türk devletinin de yenilgisi olarak okumak gerekiyor. Dış politikasını DAİŞ’e bağlayarak politik çıkar elde etme hesapları tutmamıştır. Çeteleri kendi hesabına savaşa sürerek Cerablus, Azez, Bab ve Efrîn alanlarını işgal ederek işgalci konuma düşmüştür. Günün birinde buralardan çıkmak zorunda kalacaktır. Suriye’deki gayri meşru varlığını sürdürmek, Fırat’ın doğusuna müdahale etme ve Kürt kazanımlarını berhava etme istemi DAİŞ yenilgisinin kendisine verdiği acının yarattığı öfke ve intikam alma histerisidir. Şu gerçeğin bilinmesinde büyük önem vardır. Çöken DAİŞ aynı zamanda çöken Türk dış politikasıdır.
Kara savaşında DAİŞ’in yenilgiye uğratılması, tümüyle bitirilmesi ve ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Toplumsal tabanı, örgütsel çekirdeği kaldığı müddetçe kendisini yeniden üretecektir ve saldırılarına devam edecektir. Türkiye, her haliyle DAİŞ kalıntılılarına can simidi olmaya devam edecektir. Bölgesel politikalarda Türk devletinin etkili olması DAİŞ’in etkili olması anlamına gelecektir. Çetelerle kader ortaklığı yapan bir ülkenin bölgede söz sahibi olması DAİŞ’i canlı tutacaktır. Bu nedenle Suriye konusunda atılacak her adımda DAİŞ varlığını düşünmek gerekiyor. Türkiye bu gurupların resmi temsilcisidir. DAİŞ’in oluşumunda Irak’taki ABD işgalinin ne kadar payı varsa, DAİŞ’in Suriye’deki varlığında da Türkiye’nin o kadar payı vardır.
Geniş bir hat üzerinde DAİŞ’e karşı savaş yürütmüş ve bu konuda ağır bedeller vermiş Kürt Özgürlük Hareketinin bu konudaki mücadelesi, fedakarlığı ve insanlığa katkısı ölçülemez. Hiç bir güç bu gerçeği görmezden gelemez. Kendi siyasi çıkarlarına, gelecekteki hesaplarına kurban edemez. Rojava’yı rejimin dayatmalarına, Türkiye’nin tehditlerine ve işgal girişimine açık hale getiren yaklaşımlar DAİŞ’e karşı mücadelede yeterince samimi olmadıklarını gösteren tutumlardır.
Kürtlere karşı yapılacak her olumsuzluk DAİŞ ve destekçilerinin işine yarayacaktır. Bu belirleme sadece Suriye’de değil Irak için de aynı anlama gelmektedir. Kürt karşıtlığını esas alan her söz ve eylem kimler tarafından olursa olsun DAİŞ’e ve onun destekçilerine hizmet edecektir. İnsanlığa mal olmuş bir mücadelenin sahibi olan Kürtleri devre dışı bırakan hiç bir politikanın başarı şansı yoktur. Var olan sorunlar çözülmeyecektir sadece ertelenecektir.