
DAİŞ’e bağlı İdlip kentindeki “Katibetul Seyfullah” adlı bir grubun üyesiyle sosyal medya üzerinden tanışıp görüştükten sonra katılma kararı aldığını belirten F.K., İstanbul’da bir Tevhid Cemaati’nde bulanan eniştesi ve Vanlı bir doktorla yaptığı görüşmenin ardından kararını kesinleştirdiğini söyledi. İstanbul’dan otobüsle Hatay’ın Yayladağı’na ilçesine gittiğini kaydeden F.K., “İdlip kentine geçmek için Yayladağı’nda tek katlı bir evde 5 gün konakladıktan sonra gitmek için Türkmenlerin kanalını seçtim” dedi. Yayladağı‘nda görüştüğü kişilerin çoğunun Türkmen ve MHP’liler olduğunu dile getiren F.K., şöyle devam etti: “Arap olduğum halde oradaki Araplarla pek irtibata geçmedim. Kaldığım evde Suriye’de yaralanıp tedavi gören bir Urfalı vardı. Orada bulanan kişilerin çoğu ülkücüydü. Arada bazı mücahitler, ‘Buraya Allah için geldik, ama her yerde Türk bayrağı asıyorlar’ diye söyleniyordu.”
Devletle bağlantılıydılar
Karargahtan sorumlu olan Bayram adındaki bir kişinin önceden gelen gurupları sınırdan geçirdiğini aktaran F.K., “Benimle birlikte 4 kişi vardı. Polislikten atılan biri de bizim gibi bekliyordu. Ama onu bir sabah saatlerinde sınırdan geçirdiler. Bana askerlik yapıp yapmadığımı sordular, ben de Eruh’un bir köyünde silah kullandığımı söyledim. Orada benim nüfus bilgilerimi aldıklarında bu kişilerin devletle bağlantılarının olduğu anladım. Normalde Bayırbucak Türkmen Dağı’nda mücahitleri direk cepheye gönderiyorlardı” diye konuştu.
Emniyet: Sen vatanseversin
Çete gruplarının yaşamının İslam ile bağdaşmadığını gördüğünü dile getiren F.K., bu durumdan sonra Suriye’ye başka bir yerden geçiş yapmak için oradan kaçtığını söyledi. Kaçış sırasında Yayladağı’nın çıkışındaki polis noktasında yakalandığını ve Hatay Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü dile getiren F.K., “Suriye’ye gitmek istiyorum” dediği polislerin kendisine, “Korkma, sen bir vatanseversin” dediğini aktardı. F.K., yarım saate yakın bir süre ifade verdikten sonra serbest bırakıldığını söyledi. F.K., şunları ekledi: “Yayladığı‘nda birçok yabancı vardı. Türkiye’den bu çetelere çok sayıda silah gitti. Sınırda gençlerin Suriye’ye gitmesine göz yumuluyordu.”
ENGİN EREN / DİHA/HABER MERKEZİ
AKP ‘kan parası’yla susturuyor
DAİŞ tarafında atılan füzeler nedeniyle hayalet kente dönen Kilis’te başta inşaat olmak üzere tüm çalışma alanları durmuş durumda. İşçi ve öğrencilerin terk ettiği kentte, füzelerin düştüğü yerlere ise büyük boy Türk bayrakları asıldı. Yaşamını yitirenlerin ailelerine devlet tarafından “kan parası“ olarak 50 ila 100 bin TL arasında paralar veriliyor.
DAİŞ’in elindeki Bab bölgesinden Kilis kent merkezine bir kez daha roketler atıldı. Demirciler ve Okçular mahallelerine düşen roket mermilerinin patlaması sonucu en az 16 kişi yaralandı.
Kent merkezine bugüne kadar 48 füze isabet etti. Saldırılarda 20’nin üzerinde sivil yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı.
Düştüğü yere bayrak, ölenlerin ailelerine TL
Başta inşaat olmak üzere tüm çalışma alanlarının durduğu ve işçilerin hızla terk ettiği kentte, füzelerin düştüğü yerlere ise büyük boy Türk bayraklar asılmış durumda. Yurttaşların yüzünde korku ve paniğin hissedildiği kentte, yaşamını yitirenlerin ailelerine ise devlet tarafından “kan parası” olarak 50 ila 100 bin TL arasında değişen paralar verildi.
Kentte eğitim gören 2 binin üzerindeki öğrenci, atılan füzelerden dolayı sınavlarını bile beklemeden ayrıldı; memurlar ise başka illere tayin istedi.
Çetelerle şimdiye kadar içli dışlı olan ve epey gelir elde eden Kilis esnafı, şimdi dert yanıyor. Dükkanların tamamen boşaldığı ve bazı dükkanların kepenk kapattığı kent merkezinde, normal günlerde dolup taşan pasaj ise deyim yerindeyse sinek avlıyor. Birçok aile Dîlok’a (Antep) taşınmak zorunda kaldı.
Kilis Valisi Süleyman Tapsız, “Abdestsiz dışarıya çıkmayın” önleminden sonra kentte, bir ay boyunca bütün etkinlikleri de yasakladı.
ERDOÐAN ALAYUMAT/DİHA/KİLİS