Kobanê halkı sergilediği direnişle tarihe adını şimdiden yazdırdı.

Hem de dünyanın gözünün önünde ve her anı, her karesi belgelenen bir direnişle.
İnsan onurunun, yurtseverliğin, ülke sevgisinin ve toprağına bağlılığın insana sağladığı sonsuz, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle direniyor Kobanê.
Tarih, tarihçiler elbette ki bu direnişi yazacak.
Ancak tarih bir de DAİŞ faşizmini ve bu faşizme sessiz kalanları yazacak elbette.
Kobanê’de yaşanan halk direnişini 2. Dünya Savaşı'ndaki Stalingrad direnişine benzetirken; elbette ki DAİŞ saldırganlığını da Hitler faşizmine benzeteceğiz.
Hitler’in torunları, Êzîdîler, Aleviler, Şiiler, Kakailer, Asuriler, Türkmenler, Araplar ve Kürtler hakkında ölüm fermanı vererek nasıl bir faşist karaktere sahip olduğunu gösterdi.
Kendisi gibi olmayana yaşama hakkı tanımayan bir faşizm uyguluyor DAİŞ.
Sözüm ona İslami bir hareket olan DAİŞ, İslam'ın bir yorumu olan Şia İslamı'nı bile “ümmetin kanserli uzvu” olarak tanımlayıp kesilip atılmasını fetvalarken; bu karakterini daha da açığa vuruyor.
Bu faşizm, yani Hitler’in tescilli torunları, şimdi Hitlerin ruhuna dua okumak için Kobanê’ye saldırıyor. DAİŞ, şu ana kadarki katliamcılığıyla Hitlerin çok iyi bir torunu, uygulayıcısı olduğunu kanıtladı. Rüştünü ispatladı.
Söylediklerine göre, bayram namazını Kobanê’de kılacaklarmış.
Bayram namazında ne yapacaklar acaba? Hitler’e şükranlarını mı sunacaklar? Ya da DAİŞ çeteleri, Hitler’i ezeli ve ebedi halifeleri olarak ilan edip Kobanê’de bağlılıklarını ve biatlarını yinelemeyi mi düşünüyor?
Bu soruların yanıtını hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Çünkü Kobanêliler, Kobanê’yi DAİŞ'çi  faşizme mezar yapmaya kararlı olduklarını ve Kobanê’yi DAİŞ için cehenneme çevirmeye kararlılar.  
Tıpkı geçmişte olduğu gibi faşizm bir kez daha yenilecek, Kürdistanlıların en çok tekrarladığı slogan olan “Kürdistan faşizme mezar olacak” sözü Kobanê’de gerçekleşecek.
Onun için bütün Kürdistanlıların gözü kulağı Kobanê’de. Yürekleri Kobanê’de ve Kobanêlilerle atıyor.
Faşizmin karanlık ve katliamcı, tekçi yüzüyle elbette ki dünya ve insanlık ilk defa karşılaşmıyor maalesef. Uygarlık tarihi bu faşist zihniyetin tarihidir biraz da.
Faşizm, faşizme karşı direniş tarihi.
İşte bu savaşım yani faşizm ve faşizme karşı onurlu insanlık duruşu ve direnişi bugün tüm hızıyla Kobanê’de devam ediyor.  Ancak faşizme ve direnişe sesiz kalanları da unutmamak lazım tabii.
Sanki yeni bir şeyler keşfedeceklermiş veya yapılacak şey belli değilmiş gibi, “Kobanê’deki tehlikenin farkındayız, ne yapabileceğimizi tartışıyoruz” diyenlere ne demeli?
Bu faşizme karşı sessiz kalanlara tarih ne diyecek, kime veya neye benzetecek?
Geçmişte elmas için Afrikalıları katledenlere, petrol için Arap toplumunu katliamdan geçirenlere, çıkarları için Filistin’e, bugün Kürdistan’a sessiz kalanlara ne diyeceğiz?
Dünyanın gözü önünde, gözü dönmüş cani sürülerin Kobanê’ye ilerleyişlerini seyredenlere ne demeli?
Hitler, Yahudileri gaz odalarında, akla hayale gelemeyecek her türlü yöntemle katlederken sessiz kalanlar, sözüm ona yaptıkları filmlerle ve ırkçılığa yönelik çıkardıkları yasalarla özeleştiri verdiklerini iddia ediyorlar on yıllardır.  Herşey olup bittikten sonra yas ilan etmeyi marifet sayan Batı toplumu, şimdi Kürdistan’da, Kobanê’de yaşanan savaşa sessiz kalışlarını nasıl izah edecek insanlığa?
Filmini mi yapacaklar?
Yas günü mü ilan edecekler?
Kobanê’yi anlatan filmlere Oscar ödülü, şarkısını yazanlara müzik ödülü mü verecekler?
Böyle mi vicdanlarını rahatlatacaklar?
Dedelerinin Yahudi toplumuna uyguladığı vahşetin özeleştirisini yapan Batı toplumu, böyle bir kara lekeyi torunlarına miras bırakacak anlaşılan.
Katliam karşısında kılını kıpırdatmayan hükümetler, sözüm ona dünyanın hakimleri, timsah göz yaşları dökecek anlaşılan; tıpkı Yahudi katliamında olduğu gibi...