“Büyük Savaş” QSD tarafından adlandırılan Reqa özgürlük operasyonu hazırlıkları yapılırken de, savaş sürerken de, operasyon biterken de yoğunca tartışıldı, tartışılmaya devam ediyor. 134 gün süren savaşta, çağın barbarlarına ve en önemlisi de bu barbarların sırtlarını sıvazlayanlara büyük bir darbe vuruldu. 

17 Ekim’de ilan edilen Reqa zaferi belli ki, birilerinin hesaplarını karıştırdı, karıştırmaya da devam ediyor. Bunun için güya “dünyanın saygın medya kuruluşu” BBC’den istihbarat örgütlerinin komplo teorilerine taş çıkartacak bir haber yaptı. Kürt düşmanı ve bölgede tamamen kan üzerine iktidar inşasında gözü olanlar bu komplo teorisini bulunma bir nimet görüp hemen üzerine atladı. 

Utanmayıp biraz daha ileri gitseler, DAİŞ çete örgütünü QSD kurdu diyecekler. Pes doğrusu. 

BBC’nin haberi öyle bir başlıkla verildi ki, ancak ting-tang kuruluşlarınca bu denli ince hesap yapılabilir. 

“Reqa’nın gizli sırları”

Neymiş efendim Reqa’nın gizli sırları? DAİŞ çetelerinin gizli tahliyesini ortaya çıkarıyormuş. Baştan sona akla ziyan bir haber. 

Neden mi? Reqa’da 130 gün onlarca Kürt ve Arap gencin canı pahasına DAİŞ’e karşı amansız bir savaş yürütüldü. Dünya medyası nedense çağın barbarları QSD karşısında diz çökerken bu denli etkili haberler yapmadı. Bu işin bir yönü. 

Ancak işin en önemlisi ve BBC’nin süsleyip püsleyip masa başından servis ettiği haber ise çarpıtılmış bilginin dezenforme edilmesinden öte hiçbir gerçeğe tekabül etmiyor. 

Zira QSD güçleri Reqa operasyonunda DAİŞ çetelerine son darbeleri vururken, çeteler sivilleri kendilerine kalkan yaptılar. Bunun için araya giren Arap aşiret liderleri kamuoyuna açık şekilde yaptıkları açıklamada, QSD’nin operasyonlarına ara vermesini ve sivillerin kurtarılması için yol açmasını, talep ettiler. QSD bu çağrıyı kabul etti. 

Reqa’da yaşanan budur. Ama bundan daha önemli olanı ise şudur. BBC’nin bu haberinin üzerine balıklama atlayanlar, çetelerle kameralar önünde iş tutanlar, Musul konsolosluğunda oynadıkları senaryo ile konsolosluk çalışanları karşılığında Türkiye üzerinden yüzlerce çeteyi Girê Spî (Til Ebyad) sınır kapısından Rojava topraklarına gönderenlerdir. Geçtiğimiz hafta Hawar Haber Ajansı (ANHA)’da yayınlanan ve çete üyeleriyle yapılan röportajlarda 360 kişinin Musul konsolosluk çalışanlarına karşılık Rojava’ya geçirildiğini ispatlıyordu.  

BBC’nin haberi baştan sona düzmece ve yönlendirme bir haberdir. Bu haberle QSD’ye karşı bir algı operasyonu yapılmak istenmiştir. İş bu kadar açık ve nettir. Yoksa Arap aşiretleri çağrı yapınca bunlar neden tek bir şey demediler. 

Diğer tarafta, kimin çetelerle iş tuttuğu, kimin anlaşma yaptığı, kimin Halep’ten İdlib’e anlaşmayla çete taşırdığı kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmiştir. 

Türk devleti Kürtlere zarar vermek adına tüm hakikati öyle bulanık bir hale getiriyor ki, bilmeyen, görmeyen herkesi kafası karışır.  

Dünyanın değişik ülkelerinden devşirilen çete üyelerinin en güvenilir yol güzergahının İstanbul-Antep-Rai-Reqa olduğu bir sır değildir. 

Bu hattı çetelere en güvenilir yol hattına çeviren hem küresel güçler de hem Türk devletinin kendisidir. Çünkü DAİŞ kendisine bu güvenli yolu oluşturanların yardımlarıyla Ortadoğu halklarına katliamlar yaşatmıştır. 

İşin özü, bu haberi yayanlar, yayıldıktan sonra üzerinden fırtına koparanlar da çok iyi bilirler ki, Suriye ve Irak’ta DAİŞ’e diz çöktüren güç Kürtler ve dostlarıdır. Reqa, Musul operasyonlarına katılamayanlar, Halep’te çetelerle anlaşma imzalayanlar, bölgede birçok çete örgütü kurup Kürtlere saldırtanlar aynı güçlerdir. Eğer DAİŞ ile anlaşma yapan, çetelerin palazlanmasına yol açanları görmek istiyorsak dönüp 4-5 yıldır İstanbul-Antep güzergahında nelerin döndüğüne bir bakalım. O zaman hakikat olduğu gibi ortaya çıkacaktır.