Onlarca insanın içinde neden onunla konuşmayı seçtik, hiç bilmiyorum. Belki de gözlerinde biriktirdirdiği çığlık dokunmuştu yüreğimize.


Sakat çocuğu arabada kalmış

Hikayesini dinledik. DAİŞ çeteleri köylerine girdiği vakit, çocuklarını alıp dağa çıkarmış arabayla. İhtiyaçları için arada bir su almaya gittiği bir gün, çeteler yine saldırmaya başlamış. 8 yaşındaki sakat çocuğunu da arabanın içine koyduğu gibi, kundaktaki çocuğunu ve bir diğer oğlunu elinden tutup kaçmaya başlamış.
Saldıran çeteler arabayı da çalarak, ortadan kaybolmuş. O günden bu yana Muhvet Reşo çocuğundan haber alamıyor.

Bulacağına dair umut besliyor

Yaşlı gözlerle elinde tuttuğu kimliği bize göstererek, “oğlumu arıyorum, hiç haber yok ondan” diyor. Keşke diğer çocuğumu da kurtarabileceğim bir elim olsaydı” diyor.  Ölü mü, yaşıyor mu bilmiyor. Belki de biliyor ama kendine itiraf edemiyor. İtiraf etse belki de umudu bitecek, yaşama sarılmak için tutunduğu o titrek mumun ışığı da sönecek sanki. Gözyaşları arasında kundaktaki çocuğunu kucaklayıp; “Şimdi hangisine ağlayayım? Gidene mi, burada bu halde yaşamamıza mı?” diyor. Diğer çocuklarının da hastalığa yakalanacağından korkuyor.

‘Bir gören, duyan varsa...’

Sonra birden aklına bir şey gelmiş gibi koynundan iki fotoğraf çıkarıyor titrek elleriyle. Kaçırılan oğlunun fotoğrafını göstererek “Kaçırılan oğlum bu. Bir gören, duyan varsa n’olur bana haber versinler” diyor. Elindeki fotoğrafları öpüp göğsüne bastırıyor, çocuğuna sarılır gibi, kokusunu içine çeker gibi.
Yaşadığı acıyı paylaşmış olsak da dindiremiştik. Ayrılma vakti geldiğinde “Kimliklerin fotoğraflarını çekip yanınıza alsanız... Onu gören birilerini bulursunuz belki” diyor.Onu arayacağımız sözünü veriyoruz ve son bir kez daha sarılıyoruz ona.

DİHA/ZAXO