İlk sözü alan Yüksel Mutlu, Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) Alevilerle ilgili Sünnilerin önyargılarının kırılması için uzun zamandan beri çalışma yürüttüğünü söyledi. Mutlu, “Aleviler on yıldır kendilerini daha rahat ifade ediyorlar. Bu ortam çok rahat sağlanmadı. Bunu için büyük bir mücadele veriliyor. Aleviler ve Kürtlerin ortak bir sorunu var. O da dışlanmışlıktır” dedi. AKP’nin ulus devlet anlayışı ve Türk İslam Sentezi bakış açısından kaynaklı olarak Alevilere hiçbir şey vermeyeceğini belirten Mutlu, “Bunun için ortak bir mücadele geliştirmek gerekiyor” dedi. Mutlu’nun ardından söz alan Ali Çatakçı, “Türkiye’de Kürtlerin ve Alevilerin bir sorunu var. O da devlet ile olan sorundur. Devlet bunları kendi aidiyetiyle, kimlikleriyle kabul etmiyor” şeklinde konuştu. Çatakçı, geçmişinde katliam olan birçok devletin, kendisiyle yüzleştiğinin bilinmesine rağmen Türkiye’de buna denk gelen bir yüzleşmenin olmadığını söyledi.
Alevilerin bir beklenti içerisinde olmamaları gerektiğini belirten Çatakçı, “Bunun yerine kendi özgücüne ve kurumlarına güvenerek bizden alınanı kendimiz yerine koyarak inşa etmeliyiz” ifadesini kullandı.
İsyan yok soykırım var
Yazar Haydar Işık da Dêrsim Soykırımı’nın neden yapıldığını tarihsel süreçleriyle birlikte anlattı. Devletin tek tipleştirme anlayışının her dönemde katliamlara yol açtığını belirten Işık, “Avrupa’nın faşist devletleri İspanya’nın Guarnika’sını bombaladığı bir dönemde Atatürk de Dêrsim’i bombaladı. Dêrsim’de bir isyan yok. Devletin tek tipleştirme anlayışına aykırı olduğu için soykırıma başvurma gerçekliği var” dedi.
Dêrsim Soykırımı’nı dünya gündemine taşıdıklarını anlatan Işık, 5 kez Avrupa Parlamentosu’nda soykırım konferansı düzenleyerek Birleşmiş Milletler’in soykırım tarifiyle nasıl örtüştüğünü belgeleriyle ortaya koyduklarını söyledi. Bugün DAİŞ’in kadınlara yaptıklarıyla devletin Dêrsim’de kadınlara yaptıklarının aynı olduğuna dikkat çeken Işık, bunun aynı düşüncenin ürünü olduğunu söyledi.
İLHAMİ ERDOÐAN/FRANKFURT