- Êzîdîlere yönelik soykırım suçuyla yargılanan Taha Al-J.’nin ikinci duruşmasında tanık olarak ifade veren polis Ulrich S., sanığın eşi Jennifer W. ile aralarındaki ilişkilerin ayrıntılarını aktardı. Polisin ifadesine göre, o da bilinçli olarak DAİŞ’e katıldı, tutuklandığı güne kadar da DAİŞ üyesi olan eşiyle ilişkisini sürdürdü, gaddarlığıyla övünüyor.
LUQMAN GULDIVÊ/FRANKFURT
DAİŞ çete üyesi Taha Al-J.’nin Êzîdî Kürtlere yönelik soykırım suçlamasıyla yargılandığı duruşmanın ikincisi, Almanya’nın Frankfurt kentinde görüldü. Iraklı DAİŞ üyesi Al J., 5 yaşındaki bir kız çocuğunu ve annesini bir köle pazarında satın almak, işkence etmek ve çocuğu kavurucu sıcaklık altında zincirleyip susuzluktan ölmesine izin vermekle suçlanıyor.
Sanık Taha Al-J’nin 24 Nisan’da görülen ilk duruşmasında olduğu gibi keyifli olmadığı gözlemlendi.
Polis komiseri ifade verdi
Duruşmada polis komiseri Ulrich S., tanık sıfatıyla ifade verdi. Polis, mahkemede daha çok köle olarak 5 yaşındaki çocuğuyla birlikte satın alınan genç bir Êzîdî kadınla birlikte Felluce’de bir evde yaşayan sanığın eşi Jennifer W. üzerine bilgiler verdi. Tanığın ifadesine göre Jennifer W., bilinçli olarak DAİŞ çetesine katıldı, kendi isteği temelinde Almanya’ya gelmedi, buradayken dahi bir an önce geri dönmeyi gözlüyordu. Polis, DAİŞ’li kadının Reqa’dayken adım adım yürüttüğü faaliyetleri de aktardı.
Yetkililer zanlıyı ilk andan beri biliyor
Tanığın aktarımlarına göre, çete üyesi Jennifer W.’nin annesi, 2014’ün Eylül ayı başlarında Suriye’ye gitmek isteyen kızından iki haftadan beri haber alamadığını polise bildirdi. Kızı gibi Müslüman olan başka bir kadından da bahsetti. Bu şikayet bildiriminden sonra tanık Ulrich S., kriminal polis makamlarına sorduğunda, Jennifer W.’nin takip edildiğini öğrendi. Ancak eyaletin iç istihbarat yetkilileri (Verfassungschutz), ‘tedbir uygulaması gerekli değil’ dedi. Jennifer W.’nin Suriye’ye gittiğini öğrenen annesi, onu geri getirmek üzere Türkiye’ye gitti, dönüşte bir kez daha polisle temas kurduktan sonra Jennifer W. hakkında soruşturma başlatıldı.
Polis konuşmasının devamında, annesinin bir tanıktan edindiği bilgilere göre, Jennifer’in ‘İslam Devleti’nde yaşamak ve evlenmek için Suriye’ye gittiğini söyledi.
Yeni pasaport almak istedi
Jennifer W.’nin Almanya’ya istemsiz geldiğini belirten tanık, “Çok muhafazakar, kesinlikle hayal kırıklığına uğramamış biri olarak karşımıza çıktı. Her zaman tamamen örtülü, eldivenli, el sıkışmayı reddetti” diye konuştu. Devamla aktardıklarına göre; Jennifer W., 2016’da yeni bir pasaport almak üzere Ankara’daki Alman Konsolosluğuna müracat etti, yetkililere pasaportunu Taha Al-J. ile birlikte yaşadığı Samsun’da kaybettiğini söyledi. Jennifer W., konsolosluktan çıktığı sırada Türk yetkililer tarafından gözaltına alındı ve pasaport yerini alabilecek bir belgeyle Almanya’ya sınır dışı edildi. Sınır dışı edildiğinde annesi de kendisiyle birlikte Münih’e geldi. Annesi memurlara verdiği ifadede kızının kendi isteğiyle Almanya’ya gelmediğini söyledi.
Ulrich S., annesinin ifadesi üzerine, Almanya’ya geldiği sırada 5 aylık hamile olan Jennifer W.’ye, tekrar Suriye’ye dönme çabasından dolayı istediği takdirde pasaport verilmemesini kararlaştırdıklarını da aktardı.
Taha Al-J. ile ilişkileri hiç kopmadı
Nîsan 2016’da Jennifer W.’nin çocuğu olduğunda Taha Al-J. ile ilişkisini hiç koparmadığı anlaşılıyor. 2017’de Taha Al-J’nin babalık testi için Ankara’daki Alman Konsolosluğuna gidiyor. Tanık polis, bunu Taha Al-J.’yi Almanya’ya getirme çabası olduğunu değerlendirdi. Tanık ayrıca, Jennifer W.’nin kızı henüz 3 haftalıkken Taha Al-J’nin, Düsseldorf’daki amcası aracılığıyla çocuğunu almakla tehdit ettiği bilgisini verdi.
DAİŞ’in propagandasını da yapmış
Schahida al-Ghariba ve Schahida al-Taha adlı iki ayrı facebook hesabı ve Annette Linn adlı tanığın anlatımları, Jennifer W.’nin 2015’te Reqa’da olduğunu ispatlıyor. Çete üyesi kadın, tespit edilebilen bu hesaplar üzerinden kadınlara çağrı yapıyor, DAİŞ topraklarına gitmemek için artık bir gerekçelerinin olmadığını söylüyor.
XELÎL REŞO: GEREKİRSE MÜDAHİL OLURUZ
Bugünkü duruşmayı takip edenler arasında birkaç Êzîdî Kürt kadın da vardı. Kadınlar, dava bir insanlık dışı suçlar davası ve Êzîdî soykırımı suçları olduğu için duruşmada hazır olmayı bir vazife olarak gördüklerini söyledi.
Uluslararası İnsan Hakları Derneği’nden Xelîl Reşo da örgütü adına davayı takip edenlerden. Ancak kendisi de bir Êzîdî olduğundan, ayrıca davayla ilgili.
5 yıldan beri Güney Kürdistan’da insani yardımda bulunduklarını belirten Reşo, 150 kadınla da röportaj yaptıklarını ve onlara yardımda bulunacaklarını söyledi.
Xelîl Reşo, davaları takip ettiklerini, sanığın görülecek 22 oturumunda da hazır bulunacağını ifade etti.
Müdahillik konusunda ise Reşo; Bosna’da soykırım ve insanlık dışı suçları işleyenlerin, Uluslararası İnsan Hakları Derneği’nin çabaları sonucu yargılanıp mahkum edildiklerini hatırlatarak, gerektiğinde bu davalara da müdahil olabileceklerini söyledi.
DAİŞ’in de bugün bu suçları işlediğini belirten Reşo, “Örgüt olarak adaletin yanındayız” dedi.