DAİŞ zulmünü bir bir anlatan ve Baxoz’da kurtarılan Êzîdî kadınlar, esir alınan 11 bin DAİŞ’liyi işaret ederek kurulacak mahkemeye müdahil olmak istediklerini belirtti.

Huda Hesen, “Bunları yapanların hepsi şimdi teslim olmuş durumda.Mahkeme kurulursa ben de yer almak istiyorum. Êzîdî kadınlar onlardan hesap sormalı” dedi.

NAZIM DAŞTAN / MA/AMÛDÊ

Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) Dêra Zor’da DAİŞ’in fiziki varlığına son verdiği “Cizre Fırtınası” hamlesinin son ayağı Baxoz operasyonunda binlerce DAİŞ’li, QSD güçleri tarafından esir alındı. 54 ülkeden olan ve sayıları yaklaşık 11 bini bulan DAİŞ’liler, Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan çeşitli cezaevlerinde tutuluyor. DAİŞ’lilerin yargılanması için uluslararası savaş suçları mahkemesinin kurulması talep ediliyor. DAİŞ’in elinden en son kurtarılan Êzidî kadınlar da DAİŞ‘liler için kurulacak mahkemelerde yer alarak, onlardan hesap sormak istediklerini söyledi.

2014’te esir düştü

Dêra Zor’un Hecin beldesine bağlı Baxoz köyünden kurtarılan 22 yaşındaki Huda Hesen, Şengal’in güney hattında yer alan Ramusî köyünden. Hesen, Şengal merkezde bulunduğu sırada 3 Ağustos 2014’teki katliamda DAİŞ’e esir düşmüş.

6 DAİŞ’li ile zorla evlendirildi

DAİŞ’li 6 kişi ile zorla evlendirilen Hesen, Irak ve Suriye’de birçok yere götürülmüş. DAİŞ’in bitirilmesiyle esaretten kurtarılan Hesen, “DAİŞ geldiğinde o dönem orada bulunan güçler bizi bırakıp gitti. Biz Êzîdîleri yalnız bıraktılar. DAİŞ önlerine çıkan kadın ve erkekleri topladı. Kadınları ayrı, erkekleri ayrı bir yere götürdüler. Kadın ve çocukları Mûsil’a getirdiler. Kendileri de ‘Erkeklerin hepsini öldürdük. Kadınları köle olarak almak bize helaldir’ diyordu. Çocukları götürüp zorla Müslümanlaştırarak askeri ve dini eğitimlerden geçirdiler. Bizi de zorla Müslümanlaştırdılar” dedi.

   

Suka Sebaya pazarında sattılar

Mûsil’da iki yıl kaldığını ve DAİŞ’li bir emire satıldığını aktaran Hesen, kent kent sürüldüğünü şöyle anlattı: “Önce Mûsil’da bir emirleriyle evlendirdiler. 2 yıl Mûsil’da kaldım. Daha sonra beni Reqa’dan bir emire verdiler. O dönem El Neim Meydanı tarafında bir pazar vardı. ‘Suka Sebaya’ diyorlardı. Êzîdî kadınları o pazarlarda satıyorlardı. Beni de orada başka birilerine sattılar. Bu şekilde 5 kişi ile daha evlendirildim. Beni Bab, Heleb, Reqa, Minbic ve daha birçok yere götürdüler.”

‘Şengal’in özgürlüğünü kutladık’

Bir dönem kurtulacağına dair umutlarını yitirdiğini dile getiren Hesen, Şengal’in DAİŞ’ten kurtarılmasını esaret altındayken kutladıklarını söyledi. O dönem Mûsil’da 7 Êzîdî kadınla birlikte bir eve kapatıldıklarını ifade eden Hesen, “Şengal kurtulduğu zaman o günü kutladık. O zaman Mûsil’da 8 Êzîdî kadın aynı yerde tutuluyorduk. Kapıyı üzerimize kilitleyip gidiyorlardı. Bir süre televizyonu bize serbest bırakmışlardı. Biz de gizliden Kürt kanallarına bakıyorduk. Şengal’in özgürlük haberini o şekilde aldık. Şengal’in özgürlüğünü duyuruyorlardı. Hepimiz çok sevindik. Dışardan çikolata getirip dağıttık. Hatta aramızdaki bir kadın onlara ‘Êzîdî kadınlar Şengal’i sizden aldı’ dedi. Çok öfkelenip kızdılar. Bize vurmaya kalktılar. Küfürler savurdular” diye konuştu.

‘Yargılamalarda ben de yer almak istiyorum’

Bir bir kurtarılan Êzîdî kadınların haberlerini de aldıklarını kaydeden Hesen, devamında şöyle konuştu: “En son biz de onların elinden kurtulduk. Baxoz’da da çok sayıda Êzîdî kadın ve çocuk özgürleşti. Êzîdî halkına ve kadınlarına yapılanlar asla unutulmamalıdır. Büyük bir ferman yaşattılar. Bunları yapanların hepsi şimdi teslim olmuş durumda. Onlardan hesap sorulması gerekiyor. Onlar yargılanmalı. Eğer mahkeme kurulursa ben de yer almak istiyorum. Êzîdî kadınlar onlardan hesap sormalı.”

 ‘Bizi kendimize bile yabancılaştırdılar’

22 yaşındaki Jiyan Xelîl Ibrahîm ise, 73’üncü fermanda en ağır saldırıya maruz kalan Koço köyünden. 6 kişi ile evlendirilen ve sırasıyla Musil, Kerkûk, Enbar, Heleb, Reqa ve Bab gibi yerlere götürülen ve Baxoz’da QSD güçleri tarafından kurtarılan Ibrahîm, “Ben de Baxoz’da onların elinden kurtuldum. Başta Êzîdî olduğumuzu söylemeye bile korktuk. Çünkü bize ‘onların yanına giderseniz sizi öldürürler’ demişlerdi. Korkuyorduk. Onun için geldiğimizde başta kimliğimizi gizledik. Kampta biraz bekledik ve durumun öyle olmadığını anlayınca Êzîdî olduğumuzu söyledik. Bizi kendimize bile yabancılaştırdılar. Gerçekleştirdikleri ferman halen devam ediyor” dedi.

‘Hesap sormak istiyorum’

Êzîdîlerin çok büyük yaralar aldığını aktaran Ibrahîm, konuşmasına şöyle devam etti: “Katliam yapanların hepsi esir alındı. Şimdi bunları yapanlar için mahkemeler kurulsun istiyoruz. Bunlar halklar önünde hesap vermeli. Tüm dünya bunu görmelidir. Çünkü onlar da Êzîdîlere neler olduğunu biliyor. Bunlar insanları kaçırıp katlettiler. Ben de onlardan hesap sormak istiyorum.”