Günümüzde revaçta olan dalkavukluğun tarihi çok eskiye dayanır. Hatta köleci topluma kadar gider.
Birçok tanımı yapılsa da dalkavukluk, “Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak“ isteyenlere verilen bir sıfattır. Yalaka, yağcı, yağdanlık, şaklaban gibi sözcükler de dalkavukluk sözcüğüyle eş anlamlı olduğu için, çoğu kez dalkavuk yerine bu sözcükler de kullanılır.
Dalkavukluk da değişik biçimler altında bir evrim geçirerek günümüze kadar geldi. Dalkavukluk üzerine çok söz söylenmiş. Hiç bir toplumda benimsenmediği gibi onursuzluk olarak telaki edilmiştir. Bu konuda William Shakespeare, “İktidarlar, dalkavuktan hazmetmeye başladığı zaman şeref daima ayaklar altına alınmıştır“ demiş. Ömer Hayyam ise dalkavuklukla ilgili düşüncelerin şu dörtlükle dile getirmiştir:
“Varsın hayat yalakalara şans tanısın,
Ben onuruma fiat biçmem.
Yaşadığım kadar, daha yaşasan,
Asla tükürülecek el öpmem.“
Dalkavuklar, nevi şahsına münhasır tiplerdir. Yalakalığı marifet bilirler. Methiyeler düzerler. El ovmayı, baş sallamayı, yerlere dek bükülmeyi bir de her şeye “Evet“ demeyi iyi bilirler. Rivayete göre “Filozof ile bir dalkavuk konuşuyormuş. Filozof ne derse dalkavuk onu tasdik edip evet ediyormuş. Nihayet sabrı tükenen filozof haykırmış: Yeter birader, hiç olmazsa bir kez olsun dediğime itiraz et de iki kişi olduğumuzu anlayalım“ demiş.
Çok özel yetenekleri olan dalkavuklar, yalana doğru, doğruya yalan demekte ustadırlar. Sevmediği halde seviyormuş, inanmadıkları halde inanıyormuş gibi görünmekte üstlerine yoktur. Dansözleri de yarı yolda bırakacak kadar kıvırma meziyetleri var. Dalkavukların tamamı tehlikelidir. En tehlikelileri ise dalkavukluğu bir meslek haline getirenlerdir
Hal böyle olsa da dalkavukluk, Osmanlı’da adeta bir meslekti. Saray dalkavuklarının yanı sıra, büyük konakların da dalkavukları vardı. Bunlar için nizamnameler düzenlenmişti. Bedeli ödemek şartıyla dalkavuğa hakaret etmek, hatta canını acıtmak serbestti. Osmanlı arşivlerindeki bir belgeye göre “Dalkavuğun yüzünü tokatlamak, -tokat başına- 30 para, yüzüne kara çalmak 37 para, çıplak başına tokat atmak, -tokat başına- 45 para“ verilirdi.
Ayrıca Osmanlı sarayında kendilerine şakşakçı denilen dalkavuklar da vardı. Bunların vazifesi de, padişah ihtiyaçlarını gidermek için tuvalete çıkınca, bu şakşakçılar da kendisine refakat eder, padişah her hava kaçırdığında şakşakçı başını komutuyla hep bir ağızdan “çok yaşa padişahım“ diye bağırarak alkış tutarlardı. Bunun karşılığı olarak da kese kese altın alırlardı.
Osmanlı’da meslek olan dalkavukluk TC’de bir resmiyeti yok. Lakin Türkiye’de Osmanlı döneminin dalkavuklarını yaya bırakacak kadar çok var. Pohpohlanmadan hoşlanan Erdoğan‘da dalkavukluğu teşvik ediyor. Paragöz işverenler, ihtiraslı bürokratlar, üniversitelerdeki hocalar, Mehmet Metiner gibi yavşak siyasetçiler de yaradana sığınıp dalkavukluğa balıklama atlıyor. Bunların sayıları o kadar artmış ki, Türkiye’de adeta bir dalkavukluk enflasyonu yaşanıyor. Hiç bir dalkavuk çevresi, çevre görsel ve yazılı basında yer alan dalkavuklara yetişemiyor. Erdoğan, Kürtleri hedef tahtasına koymuş ya, yalaka gazeteciler de Erdoğan’a yaranmak için habire, Kürtler’e saldırıyor. Erdoğan bu durumdan ziyadesiyle memnun! Keyfine diyecek yok! Bu anlamda da önümüzdeki günlerde Kanun Hükmündeki Kararname (KHK) ile dalkavukluğu bir statüye kavuşturması fazla bir sürpriz olmaz
Dalkavukluk denilen meret şey ziyadesiyle Kürtlerde de var. 16 Ekim felaketinden sonra Kürt yalakaların yeniden sahne aldıkları görülüyor. Kimi aldığı ulufeyi hak etmek, kimileri de dergaha post sermek için didiniyor.
Kıvırma yeteneği bir haylı fazla olan bu dalkavuklar, kıvırmanın da sınırlarını zorlayarak 16 Ekim’de tek kurşun sıkmadan Güney Kürdistan topraklarının yüzde 45’i Irak rejimine ve Heşdi Şabi güçlerine peşkeş çeken zevatı temize çıkarmak için habire kıvırıyor. Ortada ölüm sessizliği var. Bunlar ise şıkıdım havasında çalıyor.
Bu işin sorumluları bile bu konuda kendisini savunmazken, kraldan daha fazla kralcı kesilen dalkavuklar, filankes böyle yurtsever, böyle emek sahibi, kaşı güzel, başı güzel tarzında güzelemeler yapıyor.
Ortada Kürt topraklarını düşman tabir edilen bir güçe peşkeş çekme durumu var. Bu peşkeş çekme ister anlaşmalı, isterse kaçma şekilde olsun siyasi ve askeri literatürdeki adı ihanet oluyor. Durumdan vazife çıkararak kalem kıvırtan dalkavukların didinmeleri, bu realiteyi değiştirmiyor. Hiç bir şeyde bu işten sorumlu olanları paklamıyor.
Madem yazı dalkavulukluk üzerine oluştu. Oldu olacak, yazıyı da dalkavuklullar üzerine söylenmiş bir ata sözüyle bitirelim:
„Dalkavuklardan sakınınız. Çünkü onlar insanları boş kaşıkla beslerler.“