• Danimarka’da artık üç temel senaryo masada bulunuyor: Merkez sol koalisyon, geniş tabanlı merkez hükümeti veya sağ blok hükümeti. Ancak mevcut tablo hiçbir seçeneğin kolay olmadığını gösteriyor.

 

ERDAL ÇOLAK

Danimarka’da 24 Mart’ta yapılan erken genel seçimlerin ardından başlayan hükümet kurma görüşmeleri çıkmaza girdi. Haftalardır devam eden müzakerelerde sona yaklaşılmış gibi görünürken, Ilımlılar Partisi (Moderaterne) lideri Lars Løkke Rasmussen’in yön değiştirmesi ülkedeki siyasi dengeleri yeniden sarstı. Başbakan Mette Frederiksen ile yürütülen uzun görüşmelerin ardından Rasmussen’in, yeni hükümeti kurma görevini merkez sağ parti Venstre’nin (Danimarka Liberal Partisi) lideri Troels Lund Poulsen’in üstlenmesini istemesi siyasi krizi daha da derinleştirdi.

Troels Lund Poulsen, dün Lars Boje Mathiesen başta olmak üzere parlamentoda temsil edilen son üç partinin liderleri, yeni atanan kraliyet araştırmacısıyla Kopenhag’daki Scandic Spectrum Oteli’nde bir araya geldi. Pazartesi günü ise kırmızı bloktaki partiler, bazı sağ partiler ve Kuzey Atlantik milletvekilleriyle ilk temaslar gerçekleştirilmişti.

179 sandalyeli Danimarka Parlamentosu Folketing’de çoğunluk için 90 milletvekili gerekiyor. Seçimlerden Frederiksen liderliğindeki merkez sol blok 84 sandalyeyle birinci çıkarken, sağ blok 77 sandalyede kaldı. Ancak hiçbir taraf tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamadı. Bu nedenle 14 milletvekiline sahip Moderaterne, hükümet denkleminde belirleyici aktör haline geldi.

Merkez sol ihtimali zayıfladı

Seçim sonrasında Danimarka’nın geleneksel anayasal prosedürü gereği mevcut hükümet, istifasını Kral X. Frederik’e sundu. Kral, geçici hükümet görevini sürdüren Başbakan Mette Frederiksen’i yeniden hükümet kurma görüşmelerini yürütmekle görevlendirdi. Frederiksen haftalar boyunca Sosyal Demokratlar, Sosyalist Halk Partisi (SF), Sosyal Liberaller ve diğer sol partilerle yoğun müzakereler gerçekleştirdi. Ancak günler süren temaslara rağmen ortak bir zeminde buluşulamadı. Özellikle Lars Løkke Rasmussen’in son anda yön değiştirmesi, merkez sol koalisyon ihtimalini ciddi şekilde zayıflattı.

'Çok yaklaşmıştık’

Sosyalist Halk Partisi lideri Pia Olsen Dyhr, Amalienborg Sarayı çıkışında yaptığı açıklamada görüşmelerin aslında olumlu ilerlediğini söyledi. Dyhr, tarafların önemli konularda uzlaşmaya vardığını belirterek, “Müzakerelerde oldukça ileri gitmiştik. Sadece bizim politikalarımız kabul edilmedi, herkes birbirine yaklaşmak için ciddi tavizler verdi” dedi.

Tarafların devlet okullarına daha fazla yatırım yapılması, temiz içme suyunun korunması, iklim politikalarının güçlendirilmesi ve uluslararası sözleşmelere bağlı bir hükümet kurulması gibi başlıklarda anlaşmaya vardığı ifade edildi.

Bununla birlikte Enhedslisten lideri Pelle Dragsted ise görüşmelerin zor geçtiğini ve Lars Løkke Rasmussen’in yalnızca Mette Frederiksen ile doğrudan görüşmek istemesinin süreci karmaşık hale getirdiğini savundu. Dragsted, “Biz uzlaşmaya hazırdık. Herkes aynı esnekliği gösterseydi bu hükümet kurulabilirdi” ifadelerini kullandı.

Rasmussen’den 'siyasi el bombası'

Lars Løkke Rasmussen’in yaptığı açıklama Danimarka siyasetinde adeta deprem etkisi yarattı. Moderaterne lideri, haftalar süren görüşmelerin ardından “Bu deriden bir pantolon çıkmayacağı anlaşıldı” diyerek artık Troels Lund Poulsen’i “kraliyet araştırmacısı” yani hükümet kurma görüşmelerini yürütecek isim olarak destekleyeceklerini açıkladı. TV 2’nin siyasi analistleri bu hamleyi “müzakerelerin ortasına atılmış bir el bombası” olarak değerlendirdi. Çünkü Rasmussen’in desteği olmadan Frederiksen’in merkez sol hükümet kurması neredeyse imkânsız hale geldi. Yeni tabloda Troels Lund Poulsen’e destek veren partilerin toplam sandalye sayısı 87’ye ulaştı. Frederiksen’i destekleyen merkez sol blok ise 84 sandalyede kaldı. Böylece gözler şimdi Venstre liderinin kuracağı olası yeni koalisyon senaryolarına çevrildi.

Sağ hükümet mümkün mü?

Ancak Poulsen’in işi de kolay görünmüyor. Çünkü sağ blok içinde ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Özellikle Danimarka Halk Partisi ile Lars Løkke Rasmussen arasındaki siyasi mesafe dikkat çekiyor. Borgernes Parti lideri Lars Boje Mathiesen de her ne kadar Poulsen’i desteklediklerini açıklasa da sağ bir hükümetin kurulabileceğine inanmadığını söyledi. Mathiesen, “İnsanlar hemen mavi blok hükümeti kurulacak sanmasın. Bu süreç daha üçüncü tura bile gidebilir” diyerek yeni bir siyasi krizin kapıda olabileceği uyarısında bulundu.

Danimarka rekor kırıyor

Öte yandan Danimarka’daki hükümet görüşmeleri modern siyasi tarihin en uzun müzakere sürecine dönüştü. Görüşmeler 47 günü geride bırakırken, bu süre daha önce yine Mette Frederiksen’in 2022 seçimlerinden sonra kırdığı 44 günlük rekoru da geçmiş oldu. Ülkede kamuoyu da ikiye bölünmüş durumda. Yapılan anketlerde seçmenlerin önemli bir kısmı yeniden merkezde geniş tabanlı bir hükümet kurulmasını isterken, uzun süren görüşmeler nedeniyle sabırsızlığın arttığı görülüyor. Kopenhag’da şimdi herkes aynı sorunun cevabını arıyor: Danimarka yeni hükümetine kavuşabilecek mi, yoksa siyasi kriz daha da mı derinleşecek?