Cuma akşamı saat 19:00'da gösterilen film iki seans olarak sunuldu. Yaklaşık yüz kişinin izlediği film, '96 ölüm orucu direnişi sonucunda Wernicke Korsakoff hastalığından dolayı 'cezai ehliyetleri yok' denilerek şartlı salıverilen, hayatlarını kendi başlarına idame edemeyen direnişcilerin gündelik yaşamlarından yola çıkarak, 2 bin F Tipi cezaevlerine karşı gelişen direniş ve ölüm oruçlarını konu edinmiş gerçek bir belgesel.

Güncelliği bakımdan cezaevlerindeki hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek açısından, oldukça anlamlı bir film Simurg.

Kürt hareketi ve hasta tutsaklar

Hasta tutsaklar konusunda Kürt Özgürlük Hareketi'nin en üst düzeyde bir duyarlılık yaratmak istediği de biliniyor. KCK ve BDP'li yöneticilerin basına yansıyan açıklamalarında cezaevindeki hasta tutsakların durumuna sürekli vurgu yapılmaktadır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da tutsakların durumunu birincil gündem olarak ele almakta ve devletin bu yönde acil adım atmasını istemektedir. Öcalan, sürecin ilerlemesinde hasta tutsaklara yaklaşımın, önemli bir basamak olarak ele alıyor. Simurg bu aciliyeti yüreklere yerleştirmede önemli bir işleve sahiptir.
Türkiye, cezaevleri söz konusu olduğunda sicili oldukça bozuk bir ülkedir. Özellikle uzun tutukluluk süreleriyle her türlü hukuksuzluğu meşrulaştırıyor, tutukluluğu fiilen hükme çeviriyor, baskı ve işkenceyle tutsağı sindirip iradesizleştirmeyi esas alıyor. Tutsakların tedavi hakkını dahi bir tür işkence metodu olarak kullanıyor. Bugün, Türkiye cezaevlerinde hasta tutsak sayısı 620'dir. Bunlardan 202 kişi ağır hastadır. Cezaevlerinde basına yansıyan hak ihlalleri, yaşananların boyutunu anlamaya yetiyor.

Cezaevlerindeki durum
2013 yılı itibariyle cezaevlerinde, 33 hükümlü ve tutuklu ölmüş, 843 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kalmış, 822 kişinin sağlık hakkı ihlal edilmiş, 222 kişinin haberleşme hakkı elinden alınmış, 1036'sı disiplin cezalarına çarptırılmış, 1522 kişi ise sürgüne tabi tutulmuştur. 15 hasta tutsak seruma bağlı yaşam mücadelesini vermektedir.
Filmin sonunda kısa bir değerlendirme yapan yönetmen Ruhi Karadağ, "filmi ülke dışında göstermedeki amacının çeşitli sendikaları, partileri, insan hakları kurumları ve hümaniter kesimleri Türkiye cezaevlerine duyarlı kılmak ve oralarda yaşanan hak ihlallerine karşı dur diyebilmeyi geliştirmek olduğunu" söyledi. Darmstadt'da kaldığı 3 gün boyunca çeşitli aydın ve sendikacılarla görüşmeler yaptığını, hasta tutsakların sorununu dile getirdiğini de sözlerine ekleyen Karadağ, "acele etmezsek ölümlere seyirci oluruz. Bu salonda bulunan herkes etrafındaki kurum ve kuruluşları bir an önce harekete geçirmek için çabalamalı" diyerek konuşmasını tamamladı.

Y. ÖZGÜR POLİTİKA