Frankfurt’ta katledilen Saray Güven’in ablası Leyla Akyıldız ile davayı başından beri takip eden kadın kurumları, katil Hayrettin Tandoğan’a verilen 12 yıllık hapis cezasına tepkili. Kararın hukuken ve vicdanen kamuoyunu yaraladığını belirten kadınlar, “Davanın takipçisi olacağız. Yeni Sarayların yaşanmaması için kadın cinayetlerinde caydırıcı cezalar verilmeli” dedi.
FİLİZ DENİZ / HABER MERKEZİ
20 Ağustos 2017 tarihinde kaybolduktan sonra cesedi bulunan 3 çocuk annesi Dersimli Saray Güven’in davası Almanya’nın Darmstadt kentindeki Yerel Mahkeme’de 29 Ağustos’ta sonuçlandı. Saray Güven’i katlettiğini aylar sonra itiraf eden Hayrettin Tandoğan, ‘Plansız öldürme’ suçlamasıyla temyiz yolu açık olmak üzere 12 yıl hapis cezası aldı. Mahkemenin savcılık iddianamesinde yer alan, ‘ilaçla etkisiz hale getirme ve tecavüz’ü yok sayarak, katile 12 yıllık ceza vermesine, Saray’ın ailesi ve mahkemeyi takip edenlerin karar duruşmasında tepki göstermesi üzerine duruşma salonuna ek polis takviyesi yapılmıştı. Davayı başından itibaren takip eden Amara Kadın Meclisi, Yeni Kadın ve Saray Güven’in ablası Leyla Akyıldız karara tepki verirken, cezanın hukuken ve vicdanen kamuoyunu yaraladığına dikkat çekti.
Planlı bir cinayet
Saray Güven’in ablası Leyla Akyıldız, kardeşinin planlı bir şekilde öldürüldüğünü, verilen kararın hukuken ve vicdanen kendilerini yaraladığını belirtti. Akyıldız, “Siz bir insanı planlayarak öldürün ve 12 yıl ceza alın, bu kabul edilemez. Bunun ne hukuken ne de vicdanen bir karşılığı yok. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?” diye sordu. “Saray’ın kaybolduğu günden bugüne çok yıprandık” diyen Akyıldız şöyle devam etti: “Tüm ailemizin psikolojisi bozuldu. Dersim’de yaşayan, iki çocuğunu şehit vermiş annem bile, ‘Bu kadar şehit verdim, evlat acısı yaşadım ama bu acı karşısında yıkıldım’ diyor. Bu karar annemi yıktı. Aile perişan durumda. Annemin böylesi bir cinayetle çocuğunu kaybetmiş olması yetmiyormuş gibi, katilin Avrupa ülkesinde komik bir ceza almasını kaldıramıyor. Anne olarak isyan ediyor. Bu nasıl bir adalet, bu nasıl bir vicdandır?”
Hayatı adalet aramakla geçti
Verilen cezaların caydırıcı olması gerektiğinin altını çizen Akyıldız, “Erkekler korunup aklandığı sürece bu cinayetler devam eder. Kadın cinayetlerinin son bulması için caydırıcı cezalar verilmeli. Bir kadını katletmek ve üç çocuğu ortada bu şekilde yaralı bırakmak, bu kadar basit olmamalı. Saray’ın ömrü hep adalet aramakla geçti ama adaleti hiçbir yerde bulamadı. Bu ülkeye mülteci olarak geldi, mülteci olarak gitti” diye konuştu.
Dernek meclislerinde tartışılmalı
“Ben Saray’ın sesi olmaya devam edeceğim” diyen Akyıldız son olarak şunları ekledi: “Bu davanın da takipçisi olacağım. Saray’ı sahiplenen ve davanın takipçisi olan, bizi yalnız bırakmayan herkese, özellikle avukatlarımıza, kadın ve kadın kurumlarına teşekkür ediyorum. Kadın cinayetlerinin tekrar yaşanmaması için tüm örgütlerin ortak hareket etmesi ve meselenin dernek ve meclislere taşınması gerekiyor. Hükümetler caydırı cezalar için adım atmak zorunda. Tek derdimiz, adaletin yerini bulması ve başka Sarayların yaşanmasın.”
Mahkemeler eril zihniyette
Saray Güven davasını yakından takip eden Amara Kadın Meclisi, mahkemenin verdiği kararla eril zihniyeti koruduğunu belirterek, kadınlara örgütlülüklerini ve özsavunmalarını güçlendirmeleri çağrısında bulundu.
Saray Güven’in kaçırıldığı günden başlayarak bir dizi eylem gerçekleştirdiklerini ve mahkemeyi yakından takip ettiklerini söyleyen Amara Kadın Meclisi Sözcüsü Meliha Danışır şunları belirtti: “Mahkeme sürecinde Saray’ı ve ailesini yalnız bırakmadık. Hem mahkeme salonunda hem de dışarıda protesto eylemleri gerçekleştirdik. Mahkemede kadın cinayetlerinin politik olduğu gerçeğini bir kez daha yaşadık. Sistemin mahkemeleri eril zihniyetin katillerini hep korumuştur. Güven davası da bu zihniyet tarafından sonuçlandı.”
Kadınların yaşadığı her alanda erkek egemenliğinin hakim olduğu gerçeğinden hareketle kadınların örgütlülüklerini ve özsavunmalarını güçlendirmeleri gerektiğini belirten Danışır, “Rengi, dini, dili ne olursa olsun bütün kadınları ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganı etrafında buluşmaya ve mücadeleye çağırıyoruz” dedi.
Sıradan bir cinayet değil
Yeni Kadın da Almanya da Saray’ın kaçırıldığı günden itibaren davanın takipçisi oldu. Kadın cinayetlerinin bir devlet politikası olduğuna dikkat çeken Yeni Kadın’dan Hülya Onur, “Almanya’da bir yılda kaçırılıp, tecavüz edildikten sonra katledilen kadın ve çocuk sayısı 250’ye ulaşmış durumda ve medyada fazla yer almıyor. Sadece tecavüz edilip katleden göçmen olduğunda basına yansıtılıyor, kadının katli ve kadına şiddet üzerinden de ırkçılık körükleniyor. Irkçılık devlet politikası olurken, kadın katliamlarına ise sıradan öldürme şeklinde yaklaşılıyor. Kadın katliamlarının politik olduğu ve devlet politikaları sonucu artış gösterdiği göz ardı edilmek isteniyor. Bu nedenle Saray davası da sıradan, adli bir öldürme olayı olarak gösterilmeye çalışıldı” vurgusunda bulundu.
Katledilen biz kadınlar olduk
Saray’ın kaybolduğu gün Yeni Kadın ve Amara Kadın Meclisi olarak ilk tepkilerinin “Bir kişi daha azalmayacağız, Saray hemen bulunsun” olduğunu hatırlatan Onur, olayın hukuki boyutu kadar insani ve ahlaki boyutu olduğunun altını çizerek, “Mahkeme hukuki açıdan iyi bir sınav vermedi” dedi. “Dava boyunca Saray didik didik edilirken, katile söz söyleyen çok az insan olduğunu gözlemledik” eleştirisinde bulunan Onur şöyle devam etti: “Toplum olarak hem ahlaki ve hem de insani değerlere kadar kendimize, kimliğimize, emeğimize ve özellikle de kadınlar olarak kendi bedenimize ne kadar yabancılaştırıldığımızı görmek üzücü. Katledilen sadece Saray değil bütün kadınlar oldu. Hepimiz Saray’ın yerinde olabilirdik, çocuklarımız, yakınlarımız aynı akibetle karşılaşabilirdi.”
Tepkimiz haklılığımızdan
Saray davasının sıradan adli bir öldürme olayı olarak gösterilmeye çalışılmasına da tepki gösteren Onur, mahkemede karar açıklandığında yaşananlara dikkat çekerek şunları aktardı: “Katile verilen 12 yıl ceza kararını alkışlamamızı bekliyor olacaklar ki, katile ve mahkemeye tepki gösterdiğimizde, takviye güç istenerek izleyenlerin olduğu bölüme polisler yerleştirildi. Mahkeme başkanı dışarıya atmakla tehdit etti tepki verenleri. Oysa tepkimiz haklılığımızdan ve yaşama hakkı elinden alınan bir kızkardeşimizi sahiplenme, katilleri lanetlemeden öte, Alman devletinin ikiyüzlülüğünü de teşhir anlamındaydı. Ve bunu kolluk güçlerinin gözünün içine bakarak söylemekten de çekinmedik.”
Birlikte daha güçlüyüz
“Sistem biz kadınları da bölüp, parçalayıp, kendine göre dizayn etmeye çalışıyor” diyen Onur, “Birlikte daha güçlüyüz” diyerek şu mesajı verdi: “Sarayların katledilmesini önleyebilir, kadın bilincini ileriye taşıyabiliriz Sorunun sistem sorunu olduğunu, buna karşı durmanın da örgütlenmekten geçtiğini kavramak zorundayız. Bu da kadın örgütlerinin acil görevleri arasında olmalı.”