Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu sadece bir gün süren Washington ziyaretinde Savunma Bakanı Chuck Hagel, Dışişleri Bakanı John Kerry, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice ile görüşmelerin yanısıra, Brookings Enstitüsü’nde bir de konuşma yaptı. Davutoğlu Brookings’deki konuşmasına Suriye iç savaşı ile başladı ve Birleşmiş Milletler’in bu ülkedeki yaşanılanlar adına etkisiz kalmasından yakındı, uluslararası sistemin yeniden yapılandırılması gerektiğini savundu. Zira Türk devleti BM’den Suriye’ye yönelik askeri bir karar çıkarılmasını bekliyor. Ancak Esad rejimi, kimyasal silahların imhası konusunda BM ve ABD ile uzlaşarak bu seçeneği bertaraf etmişti.
İçerde saldır dışarda gurur duy
Konuşmasının devamında Davutoğlu, hükümetinin Gezi direnişine yönelik ölümlere varan sert müdahalesini unutmuş olacak ki (!) şunları söyleyebildi: “Türkiye’deki gösteri yapma hakkını, örneğin Gezi Parkı (protestolarını), sadece Avrupa’daki ülkelerle karşılaştırabilirsiniz, Ortadoğu ülkeleriyle değil. Eğer yanlışlar varsa da bunlar kanunlar çerçevesinde ele alınır ama kimse Türkiye’yi basın özgürlüğünün, toplanma özgürlüğünün, adil ve özgür seçimlerin olmadığı ülkelerle karşılaştıramaz. Türkiye’deki bu gösterilerin, Avrupa’daki gösterilerle benzer olmasından onur duyuyoruz.”
Barzani ziyaretini lanse etti
Türk Dışişlerin Bakanı, konuşmasında Irak’a yaptığı ziyaret ile Federal Kürdistan Hükümeti Başkanı Mesud Barzani’nin Amed’e davet edilmesini Türkiye’nin bölgede mezhepsel ve etnik ayrışmaları dindirme yönünde gösterdiği gayretlerin göstergeleri olarak lanse etti.
Şivan’dan özür dilemiş
Davutoğlu konuşmasında Şivan Perwer’e de değindi ve “O’nu ülkesinden uzak tutan tüm o yanlış politikalar nedeniyle kendisinden özür diledim” dedi. Ancak Perwer’in 38 yıllık sürgün hayatının 12 yılında iktidarda oldukları halde neden yasal düzenleme yapmadıklarını izah etmedi.
Gözyumulmuyormuş!
Türkiye’nin son zamanlarda bölgedeki Sunni güçleri desteklediği ve mezhepsel ayrışmaları artırdığı yönündeki eleştirilere ise Davutoğlu, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde gazetecilerle bir araya geldiği zaman yanıt verdi. Davutoğlu, hükümetinin cihatçı grupların Suriye’ye geçişine gözyumduğu yönündeki suçlamalara yine inkar ederek yanıt verdi. Bu türlü haberlerin abartılı olduğunu savunan Davutoglu, Batılı ülkelerin en başta bu tür kişilerin Türkiye’ye gelmesine izin vermemesi gerektiğini soyledi.
‘Model ortaklık’ vurgusu
Davutoğlu, Washingon ziyaretinde ABD ile zaman zaman istişare edilmesi ve dış politika poziyonlarının koordine edilmesi gerekliliğinin altını çizdi ve şunları ekledi: “Ancak ABD ve Türkiye beraberdir ve bu birliktelikten de kimsenin şüphesi yoktur. Bu bir ana müttefikliktir.” Davutoğlu, Kerry ile yaptığı basın toplantısında ABD ile Türkiye’nin bir ‘model ortaklık’ ilişkisine sahip olduğunu belirtti ve bunun “sonsuza dek süreceğini” söyledi.
‘Muhalifleri biz ikna ettik’
Basın toplantısında Kerry de Davutoğlu da Cenevre 2 olarak adlandırılan, Esad yönetimi ile Suriyeli muhalifleri biraraya getirmesi beklenen Suriye Konferansı için yapılan çalışmalara değindi. Davutoğlu, Suriye Ulusal Koalisyonu’nun, Cenevre 2’ye katılma kararı almasında ABD ve Türkiye’nin bir takım halinde etkili bir şekilde çalışmasının etkiliği olduğunu söyledi.
Patriotların görev süresi uzuyor
ABD Savunma Bakanlığı ise Hagel-Davutoğlu görüşmesinin ardından toplantıya dair bir açıklama yaptı. Bakan Hagel’ın Davutoğlu ile ABD-Türkiye ikili ilişkileri ve NATO müttefikliğini desteklemek için bir araya geldiği belirtilerek, ABD’nin Türkiye’ye konuşlandırılan Patriot füzelerinin görev süresini bir yıl daha uzatacağı açıklandı.
Çin füzelerinde geri adım sinyali
Davutoğlu’nun temaslarında Türkiye’nin Çin’den almayı planladığı füzeler de gündeme geldi. ABD ile NATO, Türkiye’nin bu planına sert tepki göstermişti. Telkinlerin etkili olduğu Davutoğlu’nun açıklamasıyla günyüzüne çıktı: “(Kerry ile) yemekte konuştuk füze savunma sistemi ile ilgili konuları. Nihai kararın verilmediğini bir kez daha vurguladık. Onlar da bu konuda çalışmaya devam edeceklerini söylediler. Dileriz ki yeni tekliflerle gelirler ve tekrar onlar yeniden ele alınır.”
WASHINGTON