Daha önce Torba Yasa’yla Meclis’ten geçirilmek istenen BDP’li belediyelerin tasfiyesini hedefleyen kayyum düzenlenlemesi, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe konuldu. Halk iradesini gasp anlamına gelen düzenleme kararname ile getirildiği için AYM’ye itiraz yolu kapalı. 

Olağanüstü Hal kapsamında 3 yeni kararname daha Resmi Gazete’de yayınlandı. Kararnamelerin içerisinde belediyelere kayyum atanmasının önünü açan düzenleme de var. Torba tasarıda yer alan ancak Meclis’te muhalefetin tepkisi üzerine tasarı metninden çıkarılan düzenleme kararnamelerde yer aldı. Düzenlemeye göre hakkında ‘terör’ nedeniyle soruşturma açılan, kovuşturma bulunan, görevden uzaklaştırılmış belediye başkanı, yardımcısı ve meclis üyelerinin yerine İçişleri Bakanlığı veya valilikler tarafından atama yapılabilecek. Düzenleme, kararname çıkmadan önce başkan veya başkanvekili seçilmiş belediyeler için de geçerli. Belediyeler ve bağlı kurumların mallarına el konulacak. 


Belediye Kanunu’na ek 

Kararname, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45’inci maddesine getirdiği ekte şunu söylüyor:

* Belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesinin ‘terör’ veya ‘terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları’ sebebiyle görevden uzaklaştırılması veya tutuklanması ya da kamu hizmetinden yasaklanması veya başkanlık sıfatı veya meclis üyeliğinin sona ermesi hallerinde 46’ncı maddedeki makamlarca belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesi görevlendirilir. Görevlendirilecek kişinin seçilme yeterliğine sahip olması şarttır. 


İçişleri Bakanlığı ya da Vali atayacak 

* 46. maddede sözü edilen makamlar şöyle: Büyükşehir ve il belediyelerinde İçişleri Bakanlığı, kalan belediyelerde valilik. 

Eski durumda, başkanlığın mahkumiyet yada başka bir sebeple boşalması durumunda belediye meclisi başkan seçiyordu; görevden uzaklaştırma halindeyse başkan vekili seçiyordu. Yeni durumda İçişleri Bakanlığı ya da Valilik, bir kişi atıyor. Bu atanan kişinin “seçilme yeterliliğine sahip olması”ndan başka bir şart aranmıyor.


Mahkeme yolu kapatılıyor 

* Görevden uzaklaştırılan belediye yetkili ve görevlileri, ancak görevden alan makam tarafından iade edilebiliyor; bu hükmün anlamı mahkeme kararıyla dönüşleri engellemek.

* Belediyelerin bütçe, muhasebe iş ve işlemleri valilik onayıyla mal müdürlüğünde görülecek. Belediye meclisi, başkanın çağrısı olmadıkça toplanamayacak.


Mallara el konuluyor 

* KHK’nin aynı maddesiyle, belediye ve bağlı kuruluşların tüm mallarına, ‘teröre yardım’ yapıldığı gerekçesiyle mülki amir tarafından el konulabilecek. ‘Teröre yardım’ın nasıl tespit edileceği belirtilmezken, KHK’nin düzenleniş biçimi, yardımın tespiti konusunda bir mahkeme kararı gerekmediğini ortaya koyuyor.


15 günde atama yapacak

* Kararnameye göre, daha önce haklarında soruşturma ve kovuşturma açılıp, yerlerine başkan vekili de seçilmiş belediyelerde, 15 gün içinde KHK’ya göre atama yapılabilecek. 


Halk ve Meclis iradesini gasp

Belediyelere kayyum atanması, Hakkari ve Şırnak’ı il olmaktan çıkarıp isimlerini de değiştiren düzenleme Meclis’te Ağustos ayında görülen Torba kanun tasarısında yer alıyordu. Ancak muhalefetin tepkisi üzerine parlamento çatısı altında sağlanan uzlaşı kapsamında dört partinin imzasıyla söz konusu düzenlemeler son anda tasarıdan çıkarılmıştı. Yayımlanan KHK ile düzenlemenin hayata geçirilmesi, yerel yönetimleri seçen milyonların iradesiyle birlikte Meclis’te ortaya çıkan iradenin de yok sayılması anlamına geliyor. 


Yargı yolu tartışmalı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) görev yetkilerini düzenleyen anayasanın 14.8 maddesinde “Olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz” hükmü bulunuyor. Muhalefetin Meclis’te geri çekilen düzenlemeleri torba yasayla geçmesi durumunda yargıya götürme hakkı bulunurken, aynı düzenlemelerin KHK aracılığıyla geçirilmesi halinde AYM’ye başvuru tartışmalı hale geldi. 


 HABER MERKEZİ






 Yıldırım: “Çözüm mözüm yok. O fırsatı kaçırdılar”

Türk Başbakan Binali Yıldırım 65. hükümetin ilk 100 gününü değerlendirirken “Çözüm mözüm yok. O fırsatı kaçırdılar” dedi. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme yapılması talebiyle pazartesi günü Kürt siyasi gücü içerisinde yer alan 50 kişinin süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayacağı Amed’e pazar günü giderek AKP Hükümeti’nin ekonomi paketini duyuracak Yıldırım, savaşa devam mesajı verdi. “Terörle mücadele geçtiğimiz 24 Temmuz’dan itibaren yeni bir anlayışla devam ediyor” diyen Yıldırım, “Ülkenin her köşesinde vatandaşın can mal güvenliği sağlanıncaya kadar terör mensuplarının vatandaşa yönelik saldırıları bitinceye kadar operasyonlar devam edecek” dedi. 

Pazar günü Kürt illerini kapsayan bir yeniden kalkınma projesi ve ekonomik gelişme programını devreye koyacakları vaadinde bulunan Yıldırım, “Hükümetimiz iç güvenliğin sağlanması konusunda taviz vermiyor. Çözüm mözüm yok. Çözüm vatandaşta. O fırsatı kaçırdılar” ifadelerini kullandı.

Mahallelerde bekçi sistemine geçtiklerini kaydeden Yıldırım, “Kalıcı korucu sistemini yaygınlaştırıyoruz” dedi. Yıldırım, belediyelere yönelik kayyum yolunu açan KHK için ise şöyle dedi: “Yerel yönetimlerinin ‘teröre’ verdiği destek karşısında önlemlerimizi alıyoruz. Kayyum atanabilecek, yönetimleri kayyum marifetiyle sürdürülebilecek. Valilikler, İl Özel İdareleri belediyelerin erişemediği yerlere erişecek.”


Kamuda 40 bin ihraç

Resmi Gazete’de yayımlanan 672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle ise 40 binden fazla kamu görevlisi işten çıkarıldı. En fazla işten çıkarmanın yaşandığı kurumlar 28 bin 163 kişi ile Eğitim Bakanlığı ile 2 bin 346 ile Yükseköğretim Kurulu oldu. 

Kararnameyle TSK, Emniyet Müdürlüğü, Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Sağlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çok sayıda kamu çalışanı ihraç edildi. Barış için akademisyenlerin de aralarında olduğu 2 bin 346 öğretim görevlisi, Emniyet Müdürlüğü çalışanı 7 bin 669 kişi, Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan 28 bin 163 kişi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı 325 kişi, Sağlık Bakanlığı’nda 2 bin 18 kişi, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan 1519 kişi  ihraç edildi. Görevine son verilen kamu personeli arasında 24 merkez valisi ve 100’ün üzerinde vali yardımcısı da yer aldı.


Muhalifler tırpanlanıyor

İhraç edilenler arasında Gülen Cemaati’yle ilişkisi olmayan, sol, sosyalist, yurtsever olarak bilinen çok sayıda isim de var. Kocaeli Dilovası’ndaki kanser vakalarının artışını ortaya koyan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Porf. Dr. Ümit Biçer, “Ateist ve Marksistim” Doç. Dr. Candan Badem, Dersim Eğitim Sen Şubesi Eşbaşkanı öğretmen Süleyman Güler ile çok sayıda Eğitim-Sen’li de görevinden uzaklaştırılanlar arasında. Sadece Batman’da aralarında Eğitim Sen Eşbaşkanı Aziz Turay’ın da bulunduğu 136 kişi görevden alındı. 


Darbeyle ilgisi olamaz

İşten atılanlardan Prof. Dr. Ümit Biçer, “Kocaeli Üniversitesi’nde barış için imza kampanyasına katılan 19 imzacı işten çıkarıldı. Özellikle barış isteyen, demokrasi talebinde bulunan emekten yana olan insanların memuriyetten çıkarılması kabul edilemez. Bu konuda bizden çok iktidardakilerin bir şeyler söylemesi gerekir. Bu uygulamaların darbe girişimiyle alakası yok. Bu tamamen faşizan bir uygulama. Biz bunla ilgili olarak hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu karar kesinlikle geri çevrilecek çünkü hukuk normuna sığmayacak bir şey. Üniversitenin hiçbir değeriyle bağdaşmayan bir karar” diye konuştu. 


O  yarbay da 

Şırnak’ta 21 Ağustos 2015 tarihinde yaşanan çatışmada yaşamını yitiren kardeşi Yüzbaşı Ali Alkan’ın töreninde “Bunun katili kim? Bunun sebebi kim? Şu güne kadar ‘çözüm’ diyenler neden şimdi ‘Sonuna kadar savaş‘ diyor” sözleriyle gündeme oturan Yarbay Mehmet Alkan da KHK ile ihraç edilenler isimler arasında.

Bir diğer KHK’ye göre ise kamuda kendi isteğiyle emekli olan hakim ve savcılar mesleğe geri dönebilecek.