Rojava’da insanlık suçu işleyen Türkiye’nin kimyasal silah kullanımına ilişkin deliller toplandı. Dr. Şervan Berî 3 ayrı yerden 9 örneğe ilişkin delillerin toplandığını, testlerin yapıldığını belirterek, BM’ye bağlı Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü OPCW’yi göreve çağırdı.

 

MURAT MANG

Türk devleti Rojava’ya yönelik işgal saldırısında birçok savaş suçu işledi. Serêkaniyê’de Birleşmiş Milletlerin kullanımını yasakladığı beyaz fosfor ve napalm kullanımı sonucu yaralanan çok sayıda kişi hastanelerde tedavi altına alınmış durumda. Dünya kamuoyu yaralıların fotoğraflarına yer vererek kimyasal saldırıyı gündeme taşırken, Birleşmiş Milletler’e bağlı Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne (OPCW) harekete geçme çağrısı yapılıyor.

Yaralıların tedavisi ve kimyasal kullanımının belgelenmesi çalışmalarıyla ilgilenen Heyva Sor’un sağlık hizmetlerinden sorumlu Dr. Şervan Berî, Türk devletinin kimyasal saldırısının belgelenmesi için bu alanda uzman doktorlar, kimyasal ve biyolojik silahlara ilişkin çalışmalar yürüten kurumlardan uzmanlarla birlikte çalışma yürüttüklerini belirtti. Dr. Berî özellikle BM’ye bağlı OPCW’ye görev düştüğüne vurgu yaparak, ”Heyva Sor olarak şu an kesin kimyasal silah kullanıldığını açıklayamayız. Delilleri topladık OPCW ile çalışma yürütmek istiyoruz” dedi.

   

3 yerden delliler toplandı

Kimyasal silah kullanıldığına dair ellerinde 3 ayrı yerde 9 örneğin delillerinin olduğu bilgisini paylaşan Dr. Berî, ”Bu delilleri 3 noktadan aldık. Birincisi sivillerin vurulduğu nokta, ikincisi sivillerin ve savaşçıların vurulduğu nokta, üçüncüsü ise sadece savaşçıların vurulduğu noktadır” dedi. Kimyasal kullanıldığına dair yaralılarda bazı semptomlar  da gözlemlediklerini ifade eden Dr. Berî şunları söyledi: ”Yanıklar var. Nefes alıp vermekte zorlanıyorlar. Bazılarının gözlerinden yaş geliyor, bazılarının ağızlarından beyaz köpük geliyor. Fakat kesin sonuç alıcı testler kan ve saç örneklerinden alınan testlerle yapılıyor. Bu test sonuçlarıda elimizde var. Fakat en etkili sonucu elbiselerden alınan tahliller verebilirdi. Fakat elbiseler elimizde yok. İlk müdahale esnasında elbiseler atılmış.”

Kimyasalın belgelenmesi için çalışma yürüten doktorlar, yaralı savaşçılar ve sivillerin isimlerini güvenlik gerekçesiyle açıklamak istemediklerini söyleyen Dr. Berî son olarak OPCW’yi kimyasal kullanımının belgelenmesi için göreve çağırdı.

     

Öncelik savaş suçlarını belgelemek

Sivilleri katleden, 300 bin kişiyi göçe zorlayan, sivil yerleşim yerlerini bombalayan, hastaların tedavi altına alındığı hastaneyi dahi bombalayan Türk devletinin saldırıları ve yarattığı yıkıma karşı Heyva Sor birçok koldan çalışma yürütüyor. Heyva Sor Almanya’dan Dr. Eray Öztürk, ”Şu anda işgal saldırıları ve yoğun savaş esnasında halkımızın acil sağlık ve insani sorunları ile ilgilenme, yaşanan insan hak ihlalleri ve savaş suçlarını belgeleme, raporlaştırma ve bunu dünya kamuoyu ile paylaşmak önceliğimizdir” dedi.

Kimse haberimiz yok diyemez

Türk devletinin sivillere yönelik saldırılarının günlük olarak raporlaştırıldığı ve iletişimdeki oldukları tüm kurumlara (Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Dünya Açlıkla Mücadele Kurumu (WHH), Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Çocukları Kurtarın Vakfı (Save the Children), Medico İnternational, UPP vs.) düzenli olarak gönderdiklerini belirten Dr. Öztürk, ”Hiç kimse, hiçbir uluslararası kurumun yaşananlardan haberimiz yoktu demesi mümkün değil” diye ekledi.

Ciddi bir girişim yok

Türk devletinin dünya kamuoyunun gözü önünde sivil halka saldırdığının altını çizen Dr. Öztürk, ”Hastanelerin ve sağlık merkezlerinin bombalanmaları, ambulansların, doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın Türk devleti ve çeteleri tarafından direkt hedef alınması, dünya kamuoyunun gözleri önünde yaşanıyor, çatışma bölgelerinden gelen bir çok video kaydı bu saldırıları gözler önüne seriyor. Yoğun bombardımanda yaralanan yüzlerce sivilin sığındığı Serêkaniyê Hastanesi de günlerce Türk devletinin ve çetelerinin yoğun saldırısı altında yaşandı. Biz yaşanan bu saldırıları mümkün olduğunca kayıt altına alıp ilişki içinde olduğumuz kurumları bilgilendiriyoruz. Fakat şu ana kadar Türkiye devletinin hastane ve sağlık çalışanlarına yönelik bu saldırılarını durduracak ciddi bir girişim yok” dedi.

Doktorlara çağrı

Acil sağlık ekiplerinin gönderilmesi için çalışmalar yürüttüklerini aktaran Dr. Öztürk, ”Sağlık çalışanlarımızın hedef alınması, yaşanan yoğun bombardıman ve fosfor bombası gibi yasaklı silahların kullanılması sonucu yaralıların tedavi ihtiyacı  sağlık çalışması yürüten arkadaşlarımızı zorlayan bir durum. Yaralılara yetişmekte, hepsine müdahale etmekte zorlanılan bir durum söz konusu. Bu nedenle doktor ve saglıkçılardan oluşan heyetlerin oluşturulması yönünde tüm duyarlı kesimlere çağrımız oldu. Doktorlardan oluşan heyetler Rojava’ya gönderilecek” diye belirtti.

Sınır Tanımayan Doktorlar da dahil tüm uluslararası yardım kuruluşu çalışanlarının Rojava’dan çıkarmak durumunda kaldıklarının altını çizen Dr. Öztürk şu mesajı verdi: ”Bu kurumlarla ilişkiler sürmesine rağmen rejim güçlerinin olası müdehalesinden çekindikleri için Rojava’dan çıkmak durumunda kaldılar. Bütün uluslararası yardım kuruluşlarının çekildiği bu süreçte Kürt halkının ve Rojava halklarının dostları olan doktorların ve insan hakları aktivistlerinin bölgeye gelmelerinin büyük anlamı ve önemi var.”

Maddi yardımlarınızı bekliyoruz

Türk devletinin  saldırıları sonucu 300 bin kişi göç etmek zorunda kalırken Dr. Öztürk, Rojava’da acil insani yardim malzemelerine de ihtiyaç olduğunun altını çizdi: ”Şehirlerden çıkan halk mağdur durumda. Çadır, battaniye, su, gıda, seyyar tuvalet, gaz ocağı, hijyen malzemeleri gibi acil insani yardım ihtiyacı var. Bu malzemeleri bölgede tedarik etme imkanımız var fakat bunun için maddi desteğe ihtiyaç var.”

İlaç ve sağlık malzemelerine de ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Dr. Öztürk, ”Avrupa’dan Rojava’ya malzeme götürmek -bir çok ülke gümrüğünden geçmesi gerektiği için- zor ve uzun bir prosedür. Bu tür ihtiyaçları bölgede temin etmemiz mümkün. Bunun için maddi yardım çağrısında bulunduk. Duyarlı kesimlere ve kurumlara çağrımız Avrupa’da ki Heyva Sor kurumlarımıza maddi yardımlarını ulaştırmalarıdır.

Hukuki girişimler de olacak

Türkiye’nin Rojava’da savaş suçu işlediğinin altını çizen Dr. Öztürk, ”Saldırılar belgeleniyor. Türk devletinin işlediği savaş suçlarından dolayı yargılanmasına yönelik hukuki girişimler de olacaktır” dedi.

Doktorlar Rojava’ya gidiyor

Aynı zamanda KNK üyesi olan Kardo Bokani ise Rojava’yla dayanışma için yürüttükleri çalışmalara ilişkin şunları aktardı: ”Heyva Sor olarak bölgeye ekonomik yardım çalışması yürütüyoruz. Rojava’ya doktor gönderme çalışmamız da var. Bize başvuran 6 doktor arkadaşımız gönderildi. Avrupa’nın çeşitli ülkelerden Kanada’dan başvuru yapan başka doktorlar da var. Bokani, Türk devletinin fosfor kullanımı sonucu yaralananlar ve vuruldukları alandan alınan örnekleri Avrupa’ya getirerek daha teşekküllü yerlerde test ve tahlil yaptırma yönünde de çalışmalarının olduğunu aktardı.

Rojava’ya insani yardım, uçuşa yasak bölge ilanı için birçok çevreyle görüşme yaptıklarını belirten Bokani, Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirdikleri toplantıya yaklaşık 50 parlamenterin katıldığını belirterek, ”Savaşta mağdur olmuş 300 bin insana yardım edilmesini istedik” dedi.

   

OPCW: Bilgi topluyoruz

Merkezi Den Haag’da bulunan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) önceki gün Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’de konvansiyonel olmayan silahları kullandığına dair iddiaları değerlendireceklerini açıkladı. Örgüt, AFP’ye gönderdiği mailde “OPCW uzmanları Kuzey Suriye’deki duruma ilişkin iddiaların güvenirliğini değerlendirme sürecine katılıyor” dedi. OPCW şu aşamada herhangi bir soruşturma henüz açılmadığını da belirtirken, “durumu izlemeye devam edeceklerini” belirtti. OPCW bu konuda başka detay vermedi. Yapılan açıklamada, “OPCW uzmanları, kimyasal silahların silah olarak kullanıldığına dair tüm iddialar konusunda bilgi toplamaya devam ediyor” denildi.

 
 

Mihemed’in babası: Daha ne kadar izleyeceksiniz?

   

 YAVUZ ÖZCAN

Rojava’daki hava saldırısında yaralanan ve vücudunda ağır yanıklar oluşan 13 yaşındaki Mihemed Hemîd tedavi için Fransa’ya getirildi. Baba Hemîd Mihemed uluslararası kurumlara seslenerek, ”Eğer insanlık için bir şey yapmak istiyorlarsa, bir an önce yapsınlar lütfen. Daha fazla can yitirilmesin, daha fazla acı, yıkım yaşanmasın” dedi.

Mihemed, Türkiye’nin başlattığı işgal hareketinde, düzenlediği hava saldırısı sonucu yaralanmış ve görüntüleri dünya basınında yer almıştı. Mihemed’in tedavi esnasında babasına haykırarak ‘ Baba yanıyorum, baba yanıyorum’ sözleri herkesin içini parçaladı. Uzmanlar, Mihemed’in vücudunda oluşan yanıklara, yasaklı silahların kullanımının sebep olduğu belirtiler.

Vücudu halen yanıyor

Özgür Politika gazetesi olarak ulaştığımız Mihemed’in babası Hamit Mihemed’e hem oğlunun sağlığını hem Serêkaniyê’de yaşanan saldırılardaki vahşetin boyutlarını sorduk. Baba Mihemed, ”Mihemed’in vücudu halen yanıyor, sürekli olarak kaşıntı var, halen çok acı çekiyor. Sürekli olarak doktorlar tarafından düzenli bir şekilde kontrol altında tutulmakta” dedi.

Nasıl yaralandı?

Mihemed’in yaralandığı güne ilişkin ise, ” Mihemed’in yaralandığı esnada ben evde değildim. Eve ulaştığımda, evin bombalandığını ve Mihemed’in kapının önünde yerde yaralı bir şekilde yattığını gördüm” dedi. Bombardımanın kendi evlerine isabet etmediğini, yan taraftaki komşuların evlerine isabet ettiğini belirten Hamid Mihemed, bundan dolayı eşi ve diğer çocuklarının zarar görmediğini, Mihemed’in dışarıda olduğu için bu şekilde zarar gördüğünü ifade etti.

Bir an önce bir şeyler yapın

”Artık bu savaşlar, bu şiddet bu zulümler durdurulsun” diyen Hamid Mihemed, savaşın en çok zarar görenlerinin çocuklar, kadınlar ve yaşlılar olduğunu dile getirdi. Mihemed’in babası konuşmasının sonunda uluslararası güçlere de seslenerek şöyle konuştu: ”Onlarca insan ölüyor, onlarca insan yaralanıyor, yanıyor, bu insanlara yazık değil mi? Bunu yapanlar çoluk çocuk sahibi değiller mi? Vicdan sahibi değiller mi. Neden insanlık adına bir kez olsun doğru adımlar atmaya çalışmıyorlar. İnsanların, halkların bu şekilde öldürülmeleri, katledilmelerini izlemek çok mu hoşlarına gidiyor, bundan zevk mi alıyorlar.

Eğer insanlık için bir şey yapmak istiyorlarsa, bir an önce yapsınlar lütfen. Daha fazla can yitirilmesin, daha fazla acı, yıkım yaşanmasın?”