HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran
Yüksek, HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, DTK Eşbaşkanları Hatip
Dicle ve Selma Irmak, 90 gündür devlet güçlerinin saldırısı altında
direnen Diyarbakır'ın Sur ilçesinde açıklama yaptı. Sur'da günlerdir
direniş nöbetinin sürdüğü Dicle Fırat Kültür Merkezi'nden seslenen
Demirtaş'ın konuşmasından satır başları şöyle:
'Girişimlerimiz kalıcı sonuç vermedi'
"Bugün tam 90 gündür Sur'da sokağa çıkma yasağıyla birlikte saldırılar
devam ediyor. Yüz metre ilerimizde saldırılar devam ediyor. Siyasetçiler
olarak çatışmaların artmaması, ölümlerin olmaması için çok çaba
gösterdik. Ankara ve Amed'te yüzlerce kez diyaloglar kuruldu. Tüm
girişimlerimiz kalıcı sonuç vermedi. AKP'nin dayattığı savaş
politikasıyla yüzlere insan yaşamını yitirdi. Bunları önleyemedik.
Geldiğimiz nokta tek bir ölüm olmaması için çabalıyoruz. Yıkımın durması
için çağrı yaptık. Çatışmalar sonlansın dedik.
Bugün sokağa çıkma yasağı kalksa yarın çatışma ve barikat olmayacak, çok
çabamız oldu. Tüm çabalarımıza rağmen ablukanın kaldırılmasına karar
verilmiyor. Biz bu gidişata asla rıza göstermedik. Diyarbakır halkı da
halkımız da rıza göstermedi. Sur'da çatışmalar var, Sur'un dışında her
yerde direniş var. AKP aklını yitirmiş olabilir. Müzakere, diyalog
yitişini yitirmiş olabilir. Sur'da, Cizre'de yaşananları sadece AKP'ye
zarar vermediğini herkesin bilmesi lazım. Katliamlar tarihi kırılmalara
neden oluyor. Biz de buna razı değiliz. Buna halk rıza göstermiyor. Biz
bunu durdurmak istiyoruz.
Bütün halkımızla müdahale edeceğiz
Dicle Fırat Kültür Merkezi'nde aileler nöbet tutuyor. Biz de eşbaşkanlar
olarak nöbet eylemindeyiz. Çatışmalar durmalı, bir sivilin dahi ölümüne
rıza gösteremeyiz. Şu noktadan sonra bütün halkımızla birlikte buna
müdahale edeceğiz. Burnumuzun dibinde tankla, topla bir savaşın
yürütülmesine izin vermeyeceğiz.
Herkes 'Ölüme izin vermeyeceğiz' deyip yürümeli
Tüm Diyarbakır, il ve ilçe herkes ayakta olmalıdır. Halkımıza şu çağrıyı
yapıyoruz. Çarşamba saat 16.00'da Sur'a doğru yürümelidir. Dış
mahallelerden, her yerden yürünebilir. Tek bir kişiye zarar vermeden
demokratik hakkımızı kullanacağız. Çarşamba'ya kadar herkes hazırlığını
yapmalı. 'Bu saldırıya, ölüme izin vermeyeceğiz' deyip yürümeli. Abluka
kaldırılana kadar mücadelemiz sürecek. 'Abluka kalkmayana kadar
çatışmalar durmaya kadar durmayacağız' demeli halkımız. Sur'da
çatışmalar son bulmalı. Ablukayı kaldırmak yerine herkesi katledeceğiz
söylemine karşı halkımızı duyarlı olmaya çalışacağız.
Biz asla teslim olmadık
Halkın duyarlı olmasına saygılı olun. Halkın eylemine de saldırı
olmasın. İnsanlarımız mevcut durumdan son derece üzgündür. Bunu bir
teslimiyet duygusu olarak okuyanlar yanılacak. Biz asla teslim olmadık.
Biz herkes için eşitlik ve özgürlük istiyoruz. Ancak barışı böyle
sağlıyoruz. Çarşamba saat 16.00'dan sonra Sur'a doğru yürüyüşte
kararlıyız. Sur'da kuşatmalar kaldırılsın. Kararlı bir duruş
sergilenmelidir. Yürüyüşe dair çalışmalarımız devam edeceğiz.
Halkımızına teşekkür ediyoruz
Suriçi'ndeyiz. Çatışmalar son bulana dek bu girişimlerimiz devam edecek.
Kendi iradesine herkes sahip çıkacak. Kimse yaşamını yitirmeden normal
bir dönem sağlayacağız. Siyasi iktidar da bir gurur, bir güvenlik
politikası olarak görmeyip bizim adımlarımızı kaale alıp çatışmaları
durdurabiliriz. Halkımızın dik duruşundan dolayı teşekkür ediyoruz.
Orada insanlar ölürken biz yüz metrede ölemeyiz!
Bizim yaptığımız görüşmelerde abluka kalkarsa toptan bitecek. Biz bu
noktaya getirdik. Sadece güvenlik endeksi düşünülemez. Tek güvenlik gücü
ve sivil yaşamını yitirmemelidir. Mevcut durumda Sur'da çok sayıda kişi
yaşamını yitirdi. Orada çocuklar, bebekler var. Orada direnen gençler,
direnişçiler de var. Biz tek bir kişinin yaşamını yitirmesini istiyoruz.
Çatışmaların durması noktasına gelmiş. Bir adım atılmasını bekliyoruz.
Konuşarak sorunu çözme noktasında inisiyatif almak istiyoruz.
İnsanlarımız her yerden Sur'a akacak. Orada insanlar ölürken biz yüz
metrede ölemeyiz! Bunu da özellikle belirtmek istiyoruz."