
Haklı direnişin yanındayız
Başta Taksim olmak üzere birçok kente devam eden eylemleri değerlendiren Demirtaş, eylemlerin baskıya karşı ‘meşru isyan’ olduğunu söyledi. Demirtaş şunları kaydetti: “Günlerdir Taksim’den, İzmir’den Ankara’dan 50 ilde insanlar meydanda, sokakta. Bu hükümet herkesi tedirgin etti. İnsanların isyanı baskıya zulme karşı gelmesi, son derece meşrudur, haklıdır, saygı duyuyoruz. Elbette ki haklı direnişin yanındayız.”
30 yıldır bunları yaşıyoruz
Demirtaş, eylemcilere de şöyle seslendi: “Sizler, sokakta, meydanda, alanda olanlar birçoğunuz hayatında ilk defa polisin copunu, gazını alıyorsunuz. İlk defa panzer, toma nedir, AKP emir verdiğinde polis sokakta nasıl işkence yapar görüyorsunuz. Bütün bunlar olup biterken medya nasıl suskun kalır şaşkınlıkla izliyorsunuz. İşte 30 yıldır bir halk her gün bunları yaşıyor. Şimdi artık Kürdü anlama zamanıdır. Günlerce, haftalarca, aylarca, Cizre’de, Yüksekova’da, Diyarbakır’da, Kızıltepe’de, Ağrı’da işte aynısını, daha beterini yaptılar. Bunun on katı zulüm yaptılar. Siz televizyonlardan onu görmediniz bile, göstermediler. Kürtler buna isyan etti, dağa çıktılar. Size onların ‘terörist’ olduklarını söylediler, inandınız. Yıllarca Kürtler ‘terörist’ dediniz. Yıllarca ‘Kürt çocukları bizim polisimize taş atıyor, teröristtir’ dediniz. Gün geldi devran döndü şimdi Ankara, Taksim sokaklarında o taşı siz atıyorsunuz. Nereden nereye… Zulmün Türkü/Kürdü, Alevisi/Sünnisi yokmuş. Demek ki mazlumlar, ezilenler el ele verecekmiş. Başörtüsüne özgürlük isteyen de, Kürt diline özgürlük isteyen de, Cemevine özgürlük isteyen de el ele verecek. Demokrasi ve özgürlük ancak böyle gelir. Bunu gerçekleştirmek hiç zor değil. Sokaklarda, meydanlarda direnenler, yeni; özgürlükçü, sivil bir anayasa istemelisiniz. Daha fazla özgürlük istemelisiniz.”
Kürt karşıtlığına dikkat!
Bir takım grupların sokağa çıkan milyonlarca insanı Kürt karşıtı haline getirmeye çalıştığını; bu gösteriler Kürt karşıtı olsun diye uğraşanların olduğunu belirten Demirtaş, “Biz bunlarla bir arada olmayacağız” açıklamasının da çarpıtıldığını söyledi. “Oysa faşist kendini, biz de faşisti tanırız merak etmeyin. Bizim sokakta, meydanda direnen emekçiye, devrimciye, ilericiye saygımız var. Zaten onlarla birlikteyiz. Zaten bu sokakları direne direne aşındıran, müzakere sürecini yaratan biziz” diyen Demirtaş, AKP’nin de faşizmine boyun eğmediklerinin altını çizdi.
AKP doğru anlamalı
AKP’nin sokaktaki direnişi doğru anlamasını salık veren Demirtaş, şu örneği hatırlattı: “Talimat verdim, deyip istediğiniz gibi yönetemezsiniz. Köprü yaptım Yavuz Sultan Selim koydum, diyor. Sanki torunun olmuş isim koyuyorsun. Memleketin köprüsüne isim koyacaksan halka soracaksın. Ailecek bir araya gelmişler ne olsun köprünün adı? Çocukları olmuş, torunları olmuş isim koyar gibi rahat bir şekilde Yavuz Sultan Selim olsun, diyorlar. Oysa Yavuz Sultan Selim’in Kürt/Alevi toplumunda öyle sizin düşündüğünüz gibi saygın bir yeri yoktur. Neden ısrarla Kürt Alevi katliamıyla tarihe mal olan padişahta ısrar ediyorsun? Başbakan’ın niyeti mesaj vermek. Bu halkın inancına, kimliğine, farlılıklarına saygı duymayız, mesajı veriyor. Biz de kabul etmiyoruz. İşte halk bu olanları izliyor. Başbakan ağzından çıkan bir cümleyle kararları ben veririm derse halk sokağa çıkar isyan eder. İsyana teşvik eden AKP’nin kendisidir. Başbakan bundan ders çıkarmalı.”
Suriye örneği ortada
Başbakan Erdoğan’ın bu mesajlardan ders çıkarıp demokrasinin önünü açması gerektiğini vurgulayan Demirtaş, Suriye’yi hatırlattı: “Esad, Suriye’de insanlar sokağa çıkınca onlara ‘terörist’, ‘marjinal grup’, ‘dış destekli’ dedi. Esad o gün halkına demokrasi; yeni anayasa sunsaydı demokratik bir Suriye’de başkanlığını sürdürecekti. AKP Hükümeti’nin Suriye’den ders çıkarması gerekiyor. Gençlerin üzerine panzerle, jopla gitmek değil, demokrasi ile Türkiye’ye yeni özgürlükler getirmektir.”
ANF/ANKARA