
Demirtaş, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hükümetin 15 gündür ülkenin her tarafında gaz kullandığını ifade eden Demirtaş, "Ülkenin tek çapulcu tarafından yönetilmesindense üç beş çapulcu tarafından yönetilmesi daha demokratiktir. Gençleri alkolden uzak tutacağız ayağına gaz bağımlısı yaptınız. Benim tavsiyem gençleri anlamaya çalışın, empati yapın, kasıntıyı bırakın. Başbakan olarak şort-tişört giyip Gezi Parkı'na gidin. Gençlerin derdi içki falan değil. Orada Müslüman Gençlik de var. Siz panzerlerden bira da sıksanız zemzem suyu da sıksanız özgürlük anlayışını ortadan kaldıramazsınız. 15 gündür ülkenin her yerinde şiddet görüntüleri izliyoruz ve hükümet ısrarla gençlere şiddet uyguluyor. İstanbul Valisi'nin ayağı kaydı kayacak. Taksim merkezli Türkiye'nin her yerinde çıkan bu direniş 'hükümetin emrivaki yaklaşımlarını kabul etmiyoruz' arayışıdır. Gençlerin arayışı özgürlük arayışıdır" dedi.
Demirtaş, Erdoğan'ın kendisine oy vermeyenleri düşman ilan etme noktasına geldiğini; 15 günlük pratiğinin demokrasiden bir şey anlamadığını ortaya koyduğunu kaydederek, özgürlük arayışını atılan gazlar, sıkılan tazyikli suyla yok etmenin mümkün olmadığını ifade etti.
Sokakları kapatma
Demirtaş, şunları dile getirdi: "Bütün dünyaya ayıp oluyorsa bu sizin tutumunuzdan kaynaklıdır. Bir tarafta savaşı durdurmuşken, diğer taraftan sokakları insanlara kapatırsanız olmaz. Türkiye'nin her tarafında bu müzakere ruhunun hissedilmesi gerekiyor. O halde herkesin bunu yürekten hissetmesi ve bu yönlü politikaları hayata geçirmesi gerekiyor. Sokaktaki çığlık ancak böyle yerine getirilir. İtiraz eden insanlara saygı duymak lazım. Biat eden bir gençlik istemiyorsanız, bu gençlere saygı duymanız lazım. Gençler baskıya zulme boyun eğmiyorsa isyan ediyorsa bu ülkenin kıymetidir. Korkmamız gereken boyun eğen her şeye biat eden gençliktir. Sokakta isyan edenlerin taleplerinden korkmamak gerekiyor. Demokrasi anlayışını güçlendirmekle bu taleplere cevap olmak mümkündür."
'Su akar yatağını bulur'
Savaş uçağı, tank, top, gaz, mermi ve tazyikli suyla güçlü devlet olunamayacağını kaydeden Demirtaş, "Gün gelir o gücünüzü sarsar; üç beş çapulcu çıkar ve bu kof balonu patlatır. Halktan daha güçlü bir güç yoktur. Nice diktatörler, krallar, padişahlar halklara karşı savaş yürüttüler. Ama tamamı yenilerek geri dönmek zorunda kaldılar. Su akar yatağını bulur bunu engelleyemezsiniz. Bunun gereğini ne kadar erken yaparsanız o kadar erken sonuç alırsınız" dedi.
SDP'liler hedef yapılıyor
Direnen gençlere de çağrıda bulunan Demirtaş, "Başından beri sokakta olan özgürlük taleplerinizden demokratik bir anayasadan vazgeçmeyin. Şiddete başvurmayın. Taleplerinizin arkasında sonuna kadar durun" dedi. Yarın Taksim Platformu ve Gezi Parkı'ndan yetkililerin Başbakan ile görüşeceğini ifade eden Demirtaş, "Bir yandan yarın Taksim Platformu Başbakan ile görüşecek bir yandan müdahale var. Bu nasıl bir müzakereci anlayışıdır. Gerçi biz bu anlayışı biliyoruz. Bir yandan Oslo'da müzakere yürütürken bir yanda KCK operasyonları oluyordu. Özellikle gençlere bir daha söylemek istiyorum. Birbirinize karşı kışkırtmaya çalışanlara karşı da dikkatli olmalısınız" diye konuştu. En büyük hedefin devrimci gruplar olduğunu özellikle de SDP'nin hedef haline gelmesinin bir oyun olduğunu kaydeden Demirtaş, SDP'nin bu şekilde hedef haline gelmesinin tesadüf olmadığını vurguladı. SDP çalışmalarını çok önemsediklerini ve Kürt halkının yanında ikirciksiz durduğunu ve HDK'nin içinde başından bu yana SDP'nin yer aldığını anımsatan Demirtaş, SDP'nin tutarlı yaklaşımlarının hükümeti korkuttuğunun altını çizdi ve her kesimi SDP ile dayanışmaya davet etti.
Başbakan kutuplaştırıyor
Alanlarda özgürlük isteminin haykırıldığını belirten Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Çok çektik, inancımız nedeniyle horlandık, diyorsunuz ama oradaki bayraklara paçavra diyorsunuz. Bu nasıl bir anlayıştır. Alevilere en büyük hakareti siz yapıyorsunuz, bu nasıl bir empatidir. Bütün bu arayışlar özellikle herşeyin kaygıyla karşılanmasına neden olmuştur. Bizim gözlemlerimiz budur. Hükümetin bu yaklaşımı herkeste kaygının tereddütün daha fazla olmasına neden oluyor. Halk sizden demokratik açılım paketleri beklerken, siz çıkmışsınız insanların karşısında mitingle cevap veriyorsunuz. Ne bekliyorsunuz oradan. Halkı karşı karşıya getirmenin ne anlamı var. Bir Başbakanın böyle bir tutum içinde olması ülkedeki gerilimi, kutuplaşmayı yaratır. Herkes de özgür yaşama hakkına sahiptir. O haysiyetiyle oynayamazsınız. Başbakanlık baki değildir. Özel Yetkili Mahkemeler gün gelir sizi yargılar. Keşke Başbakan'ken bunu kaldırsaydım dersiniz."
Birinci aşama sonlanıyor
Şimdi müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindiğini; birinci aşama denilen çatışmasızlık koşullarının sağlandığını kaydeden Demirtaş, bu noktaya kolay gelinmediğini hatırlattı. Bunu sağlayan Öcalan'a hala hukuksuzluk dayatıldığını belirten Demirtaş, şöyle sürdürdü: "Dışarı ile teması yok. Böyle bir müzakereyi nasıl yapacaksınız merak ediyoruz. Hükümetin artık birinci aşamanın sonlandığı noktada ikinci aşama anayasal ve yasal hukuki zemini hazırlamak için çalışmalı. Savaşın durması büyük bir kazanımdır. Aylardır gençlerin ölmüyor olması bizi muazzam etkiliyor. Şimdi artık görev bütün demokrasi güçlerinedir. Her aşamada herkesin farklı görev ve sorumlulukları var. Hükümetin ne yaptığının ne yapacağına dair bu aşamaya kolay gelinmedi. Bu aşamadan sonra işlerin bozulmasına izin vermeyeceğiz. Hükümetin sorumluluğunu yerine getirmesi konusunda her saniye ciddiyetini hatırlatan bir noktada olacağız. Bir taraf sorumluluğunu yerine getirmezse daha tehlikeli durumlar ortaya çıkar. Halk müdahil olmalıdır. Daha fazla barış istiyorsak barış sürecinin gelişmesine öncü olmalıyız. Bir tarafta iktidarı temsil edenler diğer tarafta ezilenleri yok sayılanları temsil eden biz varız. Herkes tarafını doğru seçmelidir. Eğer masadaki iki taraf da özgürlükler için çabalarsa kurtuluruz. Bunu başaramazsak siyasetçiler olarak halka karşı borçlu gideriz."
Evren'in yasalarını bırakın
Seçimlerden korkmadıklarını belirten Demirtaş, "Hazine yardımını siyasi partilere hakkaniyet ölçüsünde dağıtalım. Ondan sonra seçim meydanına çıkalım bakalım. Eğer korkmuyorsanız böyle yapalım. Kenan Evren'in size yarayan bütün kurumlarını MGK, YÖK, seçim barajı; bütün bunların hepsini koruyorsunuz işte. O halde seçime de gideceksek yiğitçe, mertçe gidelim. Seçim barajını kaldıralım. Partimizin özgürlük anlayışını sandıklara sıkıştıran bir parti değiliz. Üç seçimde o kadar baskınıza, seçim barajınıza rağmen seçimden başarıyla çıkan parti olduk. İnsanlar sadece karınlarını doyurarak mutlu olmazlar. Her insan kişiliğiyle onurlu bir varlıktır. Umuyorum ki; hükümet bundan bir ders çıkarır. Gazlı coplu sulu müdahalelerin yerine demokratik reform paketi alır" dedi.
Hasta tutsakların bırakılması
Dün Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e cezaevinde ağır hasta tutsak 413 kişinin dosyasını verdiklerini belirten Demirtaş, "413 hasta tutuklu şu anda ölümle cebelleşiyor. Önümüzdeki haftadan itibaren somut adımlar bekliyoruz. Kendine insanım diyen herkesin duyarlı olması gereken bir meseledir. Biz dün Adalet Bakanı'na konuyla ilgili bir dosya ilettik. Arkadaşlarım bizzat teslim ettiler. Umuyorum ki; bakan da bunları işletir ve gereği yapılır. Adli siyasi birçok tutuklu bu yaklaşımın sonuçları bekliyor. Sadece bu yıl içinde dört arkadaşımız yaşamını yitirdi. Cezaevinde kalma şansları yok. Birçoğu yatağa bağımlı bir şekilde ölüm bekliyorlar. Biz bu ölümlere sessiz kalmayacağız. Adalet Bakanı'ndan da bu duyarlılığı bekliyoruz" şeklinde konuştu.
ANKARA