
Kürtler Suriye’de bulundukları alanların yönetimini toplumun gücüne başvurarak ele geçirdiler. Devlet güçleri iki genci öldürmüş olsalar da bu toplumsal sele dayanamayarak Kürt şehirlerini terk ettiler. Bu toplumsal güç karşısında ya katliam yapacaklardı ya da geri çekileceklerdi. Zaten devlet Kürt şehirlerinde beton duvarlarla baş başa kalmıştı.
Rojava Kürdistan’ın bir özgünlüğü var: Kürt Halk Önderi 20 yıl bu halkla iç içe yaşadı. Toplumu bu önderlik eğitti. Bu toplum bu önderlik gerçeğinde toplumsal özgürlüğü, toplumsal kültür ve ahlakı, demokratik zihniyeti tanıdı. Yurtseverlik ölçülerini bu önderlik yükseltti. Kadın, en yüksek değerini bu önderlikle gördü; gençlik bu önderlikle kendini anlamlandırdı. Bugün Rojava’daki devrimin en önünde kadınlar ve gençler varsa bunu sağlatan Kürt Halk Önderidir.
Rojava’da topluma dayalı bu Özgürlük Hareketi bugün Kürt şehirlerini yönetiyor. Kadının etkili olduğu bu yönetim gerçeği demokrasi devrimini ifade ediyor. Suriye’deki bu demokratik devrim patlaması Suriye’deki demokrasinin çekirdeği ve özü olacaktır. Batı Kürdistan artık demokratik topluma dayalı demokratik bir coğrafya haline gelmiştir. Yeni Suriye ya demokratik olacak, bu Kürdistan’ı demokratik sitemin parçası haline getirecek ya da Kürdistan’daki demokrasi devrimini bastıracaktır. Bastırması kolay olmayacağına göre Suriye demokratikleşmek zorunda kalacaktır. Çünkü Suriye’nin bir tarafı demokrasi devrimini yaşarken, diğer tarafı otoriter bir yer olarak kalamaz.
Kim Suriye’nin demokratikleşmesini istiyorsa, Suriye’de demokratikleşmenin mayası olan Batı Kürdistan’daki demokratik yönetimi desteklemelidir. Orada örgütlü, demokratik topluma dayalı demokrasi devrimine destek vermelidir. Suriye’de kim otoriter rejim istiyor, kim demokratik bir Suriye istiyor bu; oluşan Demokratik Özerk Kürdistan’a bakışla belli olacaktır.
Türkiye Suriye’de diktatörlük var, Esad diktatördür diyerek Suriye halkının bu rejimden kurtarılmasını istiyordu; bu yönlü çağrılar yapıyordu. Ama bakıyoruz ki Suriye rejimini bulunduğu bölgeden çıkaran Kürtlerin özgürlük hamlesine Türkiye sevinmemiştir. Hatta Kürtlerin Suriye rejiminden kopup kendi kendini yönetmesinden rahatsız olmuştur. Hani Suriye halkının bu rejimden kurtarılması isteniyordu? Anlaşılıyor ki Türkiye Kürtleri Suriye halkından saymıyor. Kendi ülkesinde olduğu gibi Kürtlere özgürlüğü layık görmüyor.
Türkiye’nin Suriye ilgisinin nedeninin Suriye halkının özgürleşmesi ve demokratik bir rejime kavuşması olmadığı bu olayda da netleşmiştir. Türkiye’nin derdi Suriye halkının demokrasiye ve özgürlüğe kavuşması değildir. Böyle olsaydı Kürtlerin demokrasi devrimini ve özgürlük hamlesini desteklerdi. Herhalde bu çelişkiyi Türkiye’de ve dünyada herkes görecektir. Bakalım AKP işbirlikçisi Kürtler AKP’nin bu politikasına ne diyecekler? Sadece Türkiye’de de değil, her yerde Kürt karşıtı olan AKP’ye ne tutum takınacaklar, bunu göreceğiz.
Bu AKP Kürt işbirlikçilerini sürekli zor duruma düşürüyor. Politikası ve uygulamalarıyla işbirlikçiliğin maskesini düşürüyor. Öyle ya Suriye için özgürlük ve demokrasi nutukları atan AKP’liler sıra Kürtlere geldiğinde özgürlük ve demokrasi adımını Kürdistan için tehlikeli görüyorlar. Batı Kürdistan sınırına askeri güç yığıyor.
Türkiye’nin tüm derdi Suriye’de Kürtlerin hak kazanmamasıdır. Zaten bunun için erkenden ABD’nin Suriye politikasına yedeklendi. Böylece Kürtlerin hak kazanmasının önüne geçeceğini hesapladı. Öyle ki Suriye muhalifleriyle ilişkisini de bu temelde geliştirdi. Nitekim muhalifler Kürtlerin temel demokratik haklarını tanımıyor. Bunun sonucunda Kürtler Kahire’deki muhalifler toplantısını terk etti. Tüm Kürtler muhaliflerin bu tutumunun arkasında Türkiye olduğunu düşünüyor.
Korkunun ecele faydası yok derler. Suriye’de Kürtler ayağa kalktı ve kendi özyönetimlerini kurdular. Kürtler Suriye’den ayrılmak istemiyorlar. Suriye’de de, Irak’ta da, Türkiye’de de, İran’da da mevcut ülkeleri demokratikleştirmek istiyorlar. Çünkü bölgenin en demokratik potansiyeli ve gücü Kürtlerdir. Kürtler bu demokratikleşme gücünü bölge ülkelerini ve bir bütün olarak Ortadoğu’nun demokratikleşmesi için kullanmak istiyorlar. Bu nedenle devletleşmeyi değil, ülkeleri demokratikleştirmeyi esas alıyorlar. Düşman devletler arasında yaşamaktansa demokratik ülkeler içinde, halklarla kardeşlik temelinde demokrasi ve özgürlüğü yaşamayı tercih ediyorlar. Bu, yeni demokratik Kürt zihniyetinin özgürlük ve demokrasi stratejisi olmaktadır.
Tüm Kürt halkı Türkiye’nin Kürt karşıtı durumunu görmeli ve Batı Kürdistan halkıyla dayanışma içinde olmalıdır. Batı Kürdistan halkının özgürlük ve demokrasi devrimini desteklemelidir. Türkiye’nin ya da başka bir gücün Batı Kürdistan’a yönelik saldırısına karşı durmalıdır.
Türkiye Suriyeli muhalifleri Kürtlere karşı kışkırtmaya çalışıyor. Bundan sonra da bu tür kışkırtmalar ve provokasyonlar içinde olunacağı görülerek Rojava Kürdistan’ın yanında olunmalıdır.