Demokrasi mücadelesi ertelemez

Forum Haberleri —

ZEKİ AKIL

Erdoğan öncülüğünde faşizm yaşamın bütün alanlarını işgal etmeye, demokratik kazanımları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu artık herkes tarafından görünen ve kabul edilen bir olgu. Toplum üzerinde ağır bir ekonomik baskı ve sömürü örgütleniyor. Özellikle Kürdistan ekonomik açıdan tam bir özel savaş saldırısıyla karşı karşıya. Geniş topraklar baraj vb yapımıyla boşaltılıyor. Kürt halkı topraklarından sürülmeye, metropollerde açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. Bir yandan da baskı, işkence, gözaltılar ve tutuklamalarla toplum tümüyle örgütsüz hale getiriliyor.

Özel savaş aygıtı olarak basın aktif biçimde kullanılıyor. Faşist yönetim halkın seçtiği belediyelere el koyuyor. Belediye başkanları tutuklanıyor. Grup Yorum üyeleri ve avukatlar baskı, işkenceler durdurulsun, adil yargılanma yapılsın diye ölüm orucuna giriyorlar. Ve faşist yönetim bu insanların ölümünü büyük bir soğukkanlılıkla izliyorlar. HDP gibi demokratik partiler tam bir linç ve düşmanlaştırma kampanyalarıyla karşılaşıyorlar. Basın ağır bir kıskaçta. Akademik çevreler susturulmaya çalışılıyor. Cezaevindeki mafya artıkları ve Bahçeli’nin ülkücü takımı infaz düzenlemesiyle dışarı salınıyor. On binlerce Kürt ve demokratik muhalefeti temsil eden insanlar cezaevlerinde ölümle yüz yüze bırakılıyor.

Erdoğan ve Bahçeli iktidarı olası bir seçimi kazanamayacağını iyi görüyor. Şimdi aynı zihni yapıya sahip M. Akşener’i de kendilerine dahil ederek seçimle iktidarlarını korumak oyunları peşindeler. Birbirlerine söylemediklerini bırakmıyorlar ama iktidarın nimetlerinden faydalanmak ve demokratik muhalefeti tasfiye etmek için de anlaşabiliyorlar. Her türlü komplo, yalan ve dolan onların siyaset tarzı olmuş. Bir iktidar ki, kendi vatandaşlarına komplo kuruyor, onları tasfiye etmek için kendi koydukları yasaları çiğniyorlar. İstihbarat, polis devrede. İnsanlar dinleniyor, izleniyor. Gizli tanık adı altında yalancı şahitler örgütleniyor. Devletin olanakları, kurumları ve yetkileri vatandaşların aleyhine harekete geçiriliyor. İnsanlar korkutuluyor, izleniyor, işten atılıyor, fişleniyor, korku ve tehdit altında yaşama mahkum ediliyor. Teslim olmayanlar, sinmeyenler de Diyarbakır’da kadın derneklerine yapıldığı gibi baskınlarla tutuklanıyorlar.

Faşist, komplocu hükümet ve hempaları bu saldırıları yürütürken halkın ve demokrasi güçlerinin de yapması gerekenler var. Faşizm ve baskılar var diye bu halk teslim olacak, ülke bu çetelere terk edilecek diye bir kural yok. ‘Ne yapalım, bunlar zorba, tehlikeli, boyun eğelim’ denilemez. Bu dünyaya çok zorba ve faşist yönetimler geldi. Hiç birisi kalıcı olamadı. İnsanlık varlığından ve erdemlerinden vazgeçemez. Toplumsal mücadeleler devam eder. Bazen mücadele sertleşebilir, bedeller ağırlaşabilir. Ancak özgürlükler, adalet ve hak arayışına paydos, dünya zalimlerin ve faşistlerin olsun denilmemiştir, denilemez.

Türk tipi faşizm kendine güvense ve güçlü olsa bu kadar yalana, psikolojik savaşa ihtiyaç duymaz. Haklı olsa, DAİŞ ve El Nusra gibi insanlık tarafından teşhir olmuş karanlık örgütlerle ittifak yapıp iş tutmaz. Güçlü olsa vatandaşlarına komplo kurmaz, istihbaratı ve polisi, mahkemeleri üzerlerine salmaz. Bu kadar gaddar ve saldırgan olmasının nedeni varlığını ve iktidarını tehlikede görmesinden kaynaklanıyor. Erdoğan ve Bahçeli büyük bir korku içinde. Seçimlerle, normal yollardan iktidarı bırakıp siyaset yapacak durumda değiller. Ağır suçlara bulaştılar. Bu açıdan tehlikeli ve saldırganlar. Ancak meşruluklarını yitirmişlerdir. Örgütlü bir muhalefet ve direnişle al aşağı edilebilirler.

Faşizmin aşılması kendiliğinden olmaz. Ağır sorunlar, ekonomik krizler kendi başına iktidarları düşürmez. Mutlaka bir alternatifin, örgütlü bir hareketin varlığı ve mücadelesi gerekiyor. Türkiye’de bu potansiyel var. AKP’den kopanların kurduğu iki parti var. AKP’den ciddi zararlar görmüş geniş toplumsal kesimler var. Fethullahçılar düşman muamelesi görüyor. Aleviler, kadınlar, Kürtler, sol ve demokratik çevreler AKP’nin hedefinde. Dine değer veren geniş kesimler AKP’nin dinden fazla iktidara taptığını görüyorlar. Sendikalar, işsizler, diğer emek örgütleri iktidarın kendilerini açlığa mahkum ettiğini görüyorlar.

Bu açıdan baskıları gerekçe yapıp edilgen ve pasif duruşlar kabul edilemez. Geri çekilme, sinme veya korkuya yenilmek sadece faşizme hizmet eder. Onun ömrünü uzatır. Bunun için zaten Erdoğan herkesi tehdit ediyor. Sağa sola ayar vermeye çalışıyor. Mahkemeleri ve basını muhaliflerin üzerine salıyor. Halkı ikna edecek bir projesi yoktur. Yalanları ortaya çıkmış, maskesi düşmüştür. Bunun için devlet güçlerini halka saldırtıyor.

Faşizme karşı direnmek, örgütlenmek ve demokratik taleplerde bulunmak son derece meşru ve haklıdır. Dünyada kimse buna karşı çıkamaz. Yapılması gereken yaratıcı olmak, mücadelenin yol ve yöntemlerini bulmaktır. Taşlar bir yerinden oynarsa faşizmin sarayları peş peşe yıkılmaya başlar. Unutmayalım ki, saldırganlıkları korkularındandır. Faşizmden zarar gören, demokrasi ve özgürlük talebinde bulunanlar bir araya gelirse faşizmin karanlıkları hızla aşılır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.