"Paketten ne çıkacağı?" Sorusunun cevabı pakette değil, paketi hazırlayandadır. AKP’nin hikayesi, künyesi, kimliği, kişiliği, siyaseti nedir? Meşru ve haklı demokratik eylemlere karşı AKP’nin ve yandaş basının tavrını görüyoruz. Sosyal, kültürel, inançsal, ekonomik yaşama dair ne varsa… Mahrem ve özel yaşamı dahi kontrol altına almaya çalışan bir AKP! Kendi siyasi oyunlarına değişim diyen, bizim haklı ve meşru her türlü talebimizi şiddetle bastıran bir AKP! AKP, Türkiye, Ortadoğu ve dünyayı yönetmek isteyen güçlerin konjonktürel ihtiyaçlarından doğmuştur. İhtiyacın doğası gereği AKP yekpare değildir, yamalı bohçadır.
Türkiye coğrafyasında 1826’da II. Mahmut’un "Yenilikleri" Tanzimat, İttihat ve Cumhuriyet’le ulaşılan sürecin başlangıcıdır. Bu sürecin "Ulvi maksadı" Cumhuriyette anlamını bulan "Tek kimliktir." İttihat ve Terakki ile türevi Hürriyet ve İtilaf, Osmanlı Hanedanı tasfiye etmiştir. Hanedan zihniyetinin yerine asker, bürokrat, dindar, tüccar koalisyonu "Cumhuriyeti" ikame etmiştir. "Cumhuriyet" anayasal ruhu ve kurumları ile Hanedanın revize edilmiş halidir. Günümüzün temel sorunu sahte laiklik ve uyduruk demokrasi yerine, özgürlükçü laiklik, çoğulcu demokrasi ve eşit yurttaşlık bağlamında Laik, Demokratik Cumhuriyetin olup olmayacağıdır. Tekçiliğin tasfiyesi ve çoğulculuğun kabulü anlamına gelen eşit yurttaşlık, 12 Eylül darbe anayasasını boyanma ve yamalanma ile olamaz.
Devletin 90 yıllık hikayesi "Tek kimlik" için her şey "Mubah" zihniyetinin resmi geçididir. Katliamlar, suikastlar, darbeler "Tek kimlik" ve asker, bürokrat, tüccar, dindar denetiminde türedi burjuvaziyi yaşatmak içindir. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, 90 yılda devlet aklının "Tek kimlik" için yaptıklarının toplamı ve zirvesidir. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin devlet karakterinde çok önemli bir ortak nokta vardır. Tüm "Yenilikler" askeri nizamın tadilatı ile başlar. Nitekim AKP Hükümeti de "Yeniliklerine" askeriyenin denetimindeki "Gizli arşivleri, kozmik odaları" kontrol altına alarak başlamıştır. Milli Güvenlik Kurulundaki "Asker, sivil oturuş" düzeninin "Karışık" düzene çevrilmesine "Demokratikleşme" denmiştir! Ama bu durum sivilin asker, askerin iktidar gölgesinde izole edilmesinden başka bir şey değildir. Ne Milli Güvenlik Kurulunda ne de Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde değişen bir şey yoktur. Sadece devleti kontrol eden ve siyasetin üstünde vesayet kurumu olan askeri zihniyet izole edilmiştir.
Asker, dindar, tüccar, bürokrat koalisyonu olan Cumhuriyetin burjuvazisi ise bu dörtlü koalisyonun denetimindedir. Dörtlü devlet koalisyonunda asker ve bürokrat "Katı merkeziyetçi" devlet anlayışını, dindar ve tüccar ise "Liberal devlet" anlayışını temsil eder. Kemaliz, devletin resmi ideolojisi bu denge üzerine inşa edilmiştir. "Müesses nizamın" devamı açısından bu ikili denge "Yaşamalıdır." Dörtlü koalisyonu bir arada tutan, ikili dengeyi koruyan "Derin devlettir." Dörtlü koalisyonda dindar, tüccar AKP, bürokrat ve asker ise CHP’dir. Holdingleri, bankaları, uluslararası ithalat, ihracatı "Kontrol eden" türedi burjuvazi; asker, dindar, tüccar, bürokrat koalisyonu karşısında "Emre amadedir!" Dindar, tüccar… Asker, bürokrat rekabetinde güçler dengesi ABD tarafından 12 Eylül darbesinde eşitlendi. Ancak yine ABD tarafından 28 Şubat 1997 "Post modern" darbesiyle başlayan süreçte dindar, tüccar (AKP) iktidar yapıldı; asker ve bürokrat (CHP) iktidarın denetiminde verildi.
Devletin iki gücü de yoksulların, ötekileştirilmiş etnik ve inançsal kimliklerin desteği ile ayakta duruyor. 90 Yıldır tekçilik potasında eritilmek istenen etnik ve inançsal kimlikler ve yoksul halk kesimi bu konjonktürün belirleyici unsurudur. AKP Hükümetinin Kürt Sorununda "Çözüm(!)" Alevi Sorununda "Kimi talepleri tanıma(!)" azınlıklar sorununda "Ruhban Okulunu açma" vb. atraksiyonları bunun içindir. Ancak son 30 yılda Kürt Siyasal Demokratik Hareketinin yarattığı enerji, ötekileştirilmiş etnik ve inançsal kimliklerin ikili denge ile ilişkisini bitme noktasına getirmiştir. Gezi Eylemlerinin yarattığı enerji doğru yönlendirilirse bu bitiş pekişebilir. AKP’nin "Demokrasi Paketi" Kürt Siyasal Demokratik Hareketinin enerjisini tüketme, Gezi Eylemlerini terörize etme, ikili dengede belirleyici olan etnik ve inançsal kimliklerin desteğini kazanma taktiğidir.
AKP’nin demokrasi paketi Matruşka bebeklerine benziyor. Paket içinde paket! Oyalama, inkar ve asimilasyonu kalıcılaştırma, seçimler için zaman kazanma taktiği! Bu paketten bizler için hak ve özgürlükler çıkmaz!!! DEMOKRASİ MÜCADELESİ ÇIKAR.
‘Demokrasi Paketi’nin hikayesi!
Demokrasi paketi mi? Pandora’nın kutusu mu?.. AKP’nin iki türlü demokrasisi var. Birincisi sandıkta, ikincisi pakette! Gezi Eylemlerinde başbakan demokrasiyi sandığa koymuştu. Şimdi de paketledi! Sirkteki sihirbazı bekler gibi bekliyoruz. Pakette ne olduğu meçhul (mü?)