Bir sanatçının bir sanat eseri ortaya çıkarabilmesi için öncelikle bazı soyut veya somut malzemelere sahip olması gerekir. Bu malzemelerin temin edilmesinin ardından, sanatçı, kendi fikri aracılığıyla mevcut malzemeleri birleştirerek veya ayrıştırarak, belkide hep söylenen ama her defasında farklı söylenen ya da henüz hiç söylenmemiş olan bir doğruyu gerçeğe dönüştürür. Bu bağlamda da sanat soyut olanı somutlaştırma becerisi olarak algılanabilir.
Sanatta yaratılan birşey yoktur, ancak ve ancak dönüşütürülen birşey vardır diyebilirsiniz, haklıda olabilirsiniz. Fakat eğer ki, bir dönüştürme işlemi gerçekleşiyor ise bunun öncesinde kafanızda yapmak istediğiniz ile ilgili bir resim, bir canlandırma veya bir iddia bulunması gerekiyor demektir. Eğer durum bu ise; sanatçı, fikir sahibi olan kişidir.
Fakat sanatta yaratılan birşey vardır ve bu da, bu işlem içerisinde soyut olandır diyorsanız, o zaman sanat fikir yaratma işlemidir. Dolayısıyla da sanatçı, fikir yaratıcısı olan kişidir.
Neye inanırsak inanalım, sonuç itibariyle, sanatçı ya da aydın tarafından gerçekleştirilen, fikir sahibi olma veya bir fikir yaratma işlemidir. İdeal olana yönelik bir arayıştır. Bu yönü ile sanat demokrasi ile aynı zemini paylaşmaktadır. Güzel olanı ve ideal olanı amaçlamaktadır.
Türkiye’de iyi olanı, güzel olanı isteme duygusunun bugüne kadar zayıf kalmış olması ve ertelenmiş olması aslında sanattan ve bilimden de ne kadar uzak olunduğunun göstergesidir. Aksi taktirde sanat tarihte genellikle toplumsal gelişmelere öncülük etme, yol gösterme ve bir yandan da onun bir parçası olma yönü ile karşımıza çıkmaktadır.
Kürt halkına karşı yürütülen doksan yıllık bu inkar ve imha politikalarının karşısında Türkiyeli aydın ve sanatçıların ses yükseltememiş olmaları veya bazılarının savaş kışkırtıcılığı yapmış olmaları çok acı bir gerçeği işaret etmektedir. Demokrasinin eksikliğinin bir toplumun bütün yaşamsal alanlarını nasıl işlevsizleştirdiğinin ve anlamsızlaştırdığının belkide en acı örneğini teşkil etmektedir.
Ancak Kürt halkının bugün içerisinde bulunduğu sosyolojik gerçeklik birçok alanda kesilen sesini, dilini, sanatını ve kültürünü yeniden önemsemesi ve geliştirmesi için uygun zeminini oluşturmaktadır. Kazanılan bu kısmi kendini yeniden ifade edebilme özgürlüğü, Kürt halkının birçok alanlarda düşünsel atılımlar yakalamasına önayak olacağı gibi demokrasiyide besleyecek ve geliştirecektir. Bu sayede Kürt halkında yaşanan bu dönüşüm aynı şekilde diğer halklarda da gerçekleşecektir.
gulistan_utkun@hotmail.de