Demokrasi yürüyüşü kesintisizdir

Forum Haberleri —

❏

  • Türkiye halkları açısından Kürt Özgürlük Hareketinin varlığı büyük bir şanstır. Toplumun en örgütlü kesimi Kürtlerdir. Mücadelenin en ağır bedellerini ödeyenler de yine Kürtlerdir. Mevcut faşist AKP-MHP iktidarın anti demokratik uygulamaları insana, topluma zarar vermektedir. Bu iktidara kaşı durmak onurlu bir insan olmanın gereğidir. Faşizme muhalif tüm kesimlerin bu demokrasi mücadelesine omuz vermesi, demokrasi yürüyüşüne coşkulu bir şekilde katılmalıdır.

RAUF KARAKOÇAN

HDP’nin 15 Haziran’da başlattığı ve 20 Haziran’da Ankara’da son bulan “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” bütün engellemelere rağmen sokağın gücünü gösterdi. 15 Haziran tarihinde Türk ordusunun, Medya Savunma Alanları, Maxmur Mülteci Kampı ve Şengal’e gerçekleştirdiği hava saldırılarıyla demokrasi yürüyüşüne bir cevap vermiş oldu. Kısacası hiç bir demokratik hakkı kabul etmeyeceklerini, kapsamlı hava bombardımanıyla mesaj vermek istediler. TV’lere servis edilen sahte görüntüler bir yana, MSB Hulusi Akar’ın havaya kalkmış sıkılı yumruklarla büyük bir başarı sağladıklarına dair sahte zaferini kutluyordu. Futbol maçı izler gibi kuvvet komutanlarıyla çerezle donatılmış masalarında eksik olan sadece rakıydı. Bu kadar bayağılaşmış bir bakanın ve kuvvet komutanlarının, insan öldürmekte duydukları hazzı gösteren görüntülerde, ne kadar sadist ruhlu olduklarının ispatıdır.

Herkesin ihtiyaç duyduğu demokrasi, hak, hukuk, adalet talepleri için başlatılan yürüyüşe, valiler yasak kararlarıyla iştirak ettiler. Kolluk kuvvetleri sokaklara, il ve ilçe girişlerine barikat kurdular, toplanan kitleye gazlı, coplu saldırılarda bulundular, vekiller darp edildi, kitle ile temasın önüne geçtiler. Demokrasi kültüründen zere kadar nasibini almamış bir iktidarın sergilemesi gereken ne kadar hukuksuzluk varsa sergilemeye çalıştılar. Bu saldırılar zaten beklenen saldırılardır. Bu saldırıları alt edecek kararlılık olduktan sonra gerisi gelecektir.

Türkiye’nin, Türkiye halklarının demokrasiye ihtiyacı vardır. Doğru taleplerle geliştirilen eylemlerin engellenmesi asla sonuç vermeyecektir. Çünkü; Türkiye’de ki sorunların çözüm anahtarı demokrasi kavramından geçmektedir. Demokrasi kavramının özüyle çokça oynandığı için tanınmaz hale getirilmiş ve herkesin kendisine göre yorumlayıp çıkar sağladığı bir kavram haline gelmiştir. Kimin için demokrasi? nasıl bir demokrasi? Sorularına doğru tanımlar getirmek de oldukça önemlidir. Başkan Apo 5. savunmasında “demokrasi geniş anlamda devlet ve iktidarı tanımamış toplulukların kendilerini yönetmesi olarak tanımlanabilir” belirlemesi yaparken, “iktidar ve devlet yönetimi dışında kalan özyönetimleri dar anlamda demokrasi kapsamında değerlendirmek mümkündür” şeklinde belirtmektedir. Bu tanımdan hareketle devlet ve iktidarın demokrasi taleplerine hoşgörülü yaklaşmaları elbette beklenemez. Zaten demokrasi yürüyüşünün gerekçesi de, iktidar ve devletin baskı, şiddet uygulamalarına, halkı hiçleştiren, merkezden yöneten, tek adamın diktatörlüğüne karşı duruş içinde olmaktır. Kısacası, Demokrasiye düşman bir iktidarın varlığına, hak gasplarına, hukuksuzluğuna karşı başlatılan bir eylem olmaktadır.

Demokrasi yürüyüşü bir döneme sıkıştırılacak ya da bir kaç günlük bir yürüyüşle sınırlı tutulacak bir eylem değildir. Demokrasi, uzun soluklu bir mücadeleyi gerekli kılmaktadır. İnsan var olduğu müddetçe demokrasi mücadelesi de hep var olacaktır. Demokratik toplumun inşası için gerekli bir mücadeledir. Aynı zamanda bütün toplumun içinde yer aldığı, Öz yönetimli toplumların mücadelesidir.

Kürtler demokratik mücadelenin öznesi olmuştur. Yarım asırdır sürdürdükleri özgürlük mücadelesi ile bunu ispatlamışlardır. Hem de en amansız koşullarda, faşizmin bütün baskılarına, imha politikalarına rağmen kesintisiz bir şekilde demokratik haklarını savunmuşlar, bunun savaşını vermişlerdir. Kürt özgürlük mücadelesini karalayarak, terör algısı oluşturup, demokratik mücadelesini çarpıtarak, soykırım imha politikalarını dayatarak, Kürt halkının varlığını inkar ederek bu yürüyüş engellenemez. Devletin gücünü fütursuzca kullanarak Kürtleri ezme ve imha etmenin dönemi kapanmıştır. Bu mücadelenin akışı durdurulamaz. Suyun önüne ne kadar yüksek bentler, setler kurulursa kurulsun su engel tanımaz. Kürtlerin demokrasi mücadelesi de su kadar akışkandır. Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan imha ve inkar politikalarına rağmen engellenememiştir.

Türkiye halkları açısından Kürt Özgürlük Hareketinin varlığı büyük bir şanstır. Toplumun en örgütlü kesimi Kürtlerdir. Mücadelenin en ağır bedellerini ödeyenler de yine Kürtlerdir. Mevcut faşist AKP-MHP iktidarın anti demokratik uygulamaları insana, topluma zarar vermektedir. Bu iktidara kaşı durmak onurlu bir insan olmanın gereğidir. Faşizme muhalif tüm kesimlerin bu demokrasi mücadelesine omuz vermesi, demokrasi yürüyüşüne coşkulu bir şekilde katılmalıdır.

Kürt sorunu demokrasi sorunun temelidir. Kürtleri dışlayarak, Kürt sorununu görmezden gelerek, demokrasi mücadelesi verilemez. Türkiye’ye demokrasi gelecekse Kürt sorunun çözümüyle gelecektir. Demokrasiden yana olan tüm kesimleri bu eksende güç birliği oluşturması ve demokrasi mücadelesinde yerini alması gerekmektedir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.