2014 yılı Eylül ayında Rojava'ya giden ve bir dizi temaslarda bulunan Amerikalı antropolog ve anarşist aktivist Prof. David Graeber, edindiği izlenimleri gazetemize anlattı. Graeber, 9 gün boyunca ziyaret ettiği Rojava'da demokratik özerk sistemin oturtulması çabalarından ve yaşamlarını savaşa göre örgütleyen insanların çektiği sıkıntılardan oldukça etkilendiğini belirtiyor. "Dünyaya Rojavalıların güçlü olduğunu, kendilerini organize ettiklerini ve dünyanın en güçlü düşmanlarını yendiklerini göstermek gerekiyor" şeklinde konuşan Graber, Rojava'da yaşanan devrimin, dünyada devrimsel etkiler yaratacağına inandığını söylüyor.     


Rojava'ya gittiniz; edindiğiniz izlenimleri bize aktarabilir misiniz?

Oldukça heyecan verici bir tecrübeydi, çok etkilendim. Dolu dolu günler geçirdik. Okullar, dükkanlar, akademilere kadar gittik. Ziyaret ettiğimiz bir Polis Akademisi'nde eğitim veren sorumlulardan biri, kantonda yaşayan halkların tamamına altı haftalık polis eğitimi vermeyi, bu şekilde polis kurumunu ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söylemişti. Bunun çok dikkat çekici olduğunu düşünüyorum. Londra'da da parlamento 'Bizler polisliği nasıl ortadan kaldırabiliriz' tartışması yürütüyor. Dünyada farklı hareketler de bu tartışmayı yürütüyor ancak pratiğe dökülemiyor. Burada düşünceler pratiğe geçiriliyor. 

Daha sonra Kadın Akademisi'ne gittik. Bilimcilik üzerine yaptığımız tartışmalar çok etkileyiciydi. Vurguladıkları şeylerden biri, ahlak ile estetik arasındaki farkın yeniden kurulması gerektiğiydi. Çok ciddi, enteresan projeler ve planlamaları vardı. 

Orada farklı bakış açılarına sahip insanlar arasında tam bir eşitlik vardı. Bu da bizi etkileyen diğer bir yöndü. 

İlgimizi çeken bir şey daha vardı ki; o da insanları çok zor durumda bırakan ambargo idi. Bu nedenle doktorlarla bir görüşme gerçekleştirdik. Sağlık çalışmaları ve şehirlerin yeniden inşası hakkında bilgilendirildik. Kentlerin yüzde 70'inin yeşil kalmasının stresi, kalp rahatsızlıklarını ve kanseri azalttığını belirtiyorlardı. 

Hastaneyi ziyaret ettiğimizde ise bütün sağlık malzemelerinin kırık olduğunu gördük. Ambargo nedeniyle yedek parçalar temin edilemediğinden, tamiri  de mümkün olamıyordu. 

Rojava'da okul sistemi de ilginçti. Suriye'deki öğretmenler ve hastane çalışanları halen devletten maaş alıyorlardı. Ancak devlet bu insanlar üzerinde kontrol sağlayamadığı için yeni bir sistem kurulmuş. Sağlık eğitimleri ise kurslar üzerinden ilerliyor. Karşılaştığımız eğitimciler tecrübeli ve devrimci zihniyet taşıyan insanlardan oluşuyordu. 


Rojava'da süregelen bir savaş durumu var. Böyle bir ortamda çocukların eğitimi nasıl yürütülüyordu?

Yetkililer, savaş ortamında eğitim yapmanın ciddi bir sorun olduğunu belirtiyordu. Orada okullar kapalıydı ancak eğitimler devam ediyordu. Ancak okullarda değil de, öğretmenlerin evinde yürütülüyordu. Bütün öğretmenlerin evi bir okula dönüşmüştü. Ayrıca farklı dillerde eğitim veriliyor. Her yerde ne kadar Kürtçe veya Arapça eğitim verileceğine oradaki yönetim ve halk karar veriyor. 


Anlatımlarınıza göre hastane personelleri ciddi bir eğitimden geçmiyorlar. Bu pratiğe ne şekilde yansıyor? 

Sorun doktorların eğitiminde değil; doktorların tedavi için gerekli malzemelere sahip olamamalarından kaynaklanıyor. Orada çok sayıda eğitimli insan var ve bu insanlar gönüllü çalışıyor. Ancak ciddi anlamda malzemeye ihtiyaçları var. 

Alanlarda oluşturulan sağlık meclislerinde ciddi şekilde çalışan gruplar var. Alternatif tıpı, modern tıp ile sentezlemek istiyorlar ve bu konuda ciddi çalışmaları var. 


Sosyal hayatta kadınların yerine dair neler gözlemlediniz?

Rojava'ya Güney Kürdistan'dan girdik. Zaten sınırı geçer geçmez aradaki farkı gördük. Güney Kürdistan'da kadınlar hep geri planda. Orada herşeyi erkekler yönetiyor. Sokakta kadına rastlamak dahi pek mümkün değil. Sınırı geçtiğimiz anda fotoğraf çeken kadınlar ve savaşçı kadınlar vardı. Tamamen farklı bir toplumdu. Orada birkaç kadınla sohbet ettik. Bize 'Devrimden önce daha farklıydı. Hayatımız, evin içerisinde birkaç oda ve sokağı gören bir pencereden ibaretti' dediler. Bu durumun devrimden sonra değiştiğini söylüyorlardı.

Bir kadın birliği var ve her şeye kolektif bir şekilde karar verileceği, her pozisyonda kadının erkekle eşit pozisyonda yer alacağı şeklinde ilkeleri söz konusu. Bazen karar mekanizmalarında iki kadın da yer alabiliyor, ama ille de bir kadının olması şart. Örneğin bir bakan erkekse, yardımcılarının ikisi de  kadın olmak zorundadır. Bunların yapılmasının nedeni; kadınların özgür bir şekilde kendi kararlarını verebilmelerini sağlamaktır. 

Kadın devrimi Rojava Devrimi'nden önce olmuş aslında. Bir mecliste kadın temsili en az yüzde 40. Ancak bunu yüzde 50'ye yükseltmeye çalışıyorlar. Bu durum da kadınlara karar mekanizmasında yer alma imkanı veriyor. Bazı koşullar kadınlara karşı negatif bir durum doğursa bile kadınlar buna karşı çıkabiliyor. 


Ekonomik yapılanmaları nasıl? 

Büyük bir avantaj sözkonusu. Devlete ait topraklar ve binaların tamamı kamulaştırılmış. Dünyanın her yerine açık bir ekonomi var. İnsanlar halen Suriye parasını kullanıyorlar ve rejimden halen para geliyor. Biraz önce belirttiğim gibi öğretmen ve doktorların maaşlarını rejim ödüyor. 

İşbirliğiyle ekonomiyi geliştirmeye çalışıyorlar. Akademiler, özellikle ekonominin nasıl organize edileceğine dair eğitimler veriyor. Bu ise diğer ekonomik sistemlerle nasıl bağlantı kurulabileceği üzerine çalışmalara neden oluyor. 

Şunu da belirtmek istiyorum. Cizîrê Kantonu'nda çok fazla buğday ve yağ var, fakat ihraç edilemiyor. Gelirin bir kısmı petrol gazından sağlanıyor. Ancak askeri harcamalar yüzde 80'leri buluyor. Umarım bu durum değişir. 


Savaş nedeniye kantonlar arasında bir kopukluk söz konusu. Bu durumu nasıl aşıyorlar?

Aşamıyorlar. Daha öncesinden kısmen rahattı, ancak düşman faaliyetlerinden dolayı durum zorlaştı. 


Rojava Devrimi başka halklara alternatif olabilir mi?

Bu model Suriye'ye de bir örnek teşkil edecek mi? Sorunlardan birisi de bu. Çünkü diğer devrimci hareketlerin seni örnek alabilmeleri zordur. Onlarla bağlantı kurmak da zor. Çünkü kendi paradigman etrafında şekillenen insanlarla uğraşıyorsun. 

Kadın çalışması, bu harekette çok özel bir yere sahip. Cizîrê Kantonu bazı şeyleri yerli yerine oturtmuş. Orada çok sayıda Suriyeli Hıristiyan, Arap ve Çeçenler yaşıyor ve birçoğu devrime bir şekilde katılıyor. Çoğunluğu ise kadın hareketinin içerisindedir. Örnek olarak bir Suriye Hıristiyan Kadın Hareketi var. Ancak ne yazık ki bir Arap hareketi yok. Cizîrê Kantonu'nun eşbaşkanı bir Araptır.


Rojava Devrimi’nin Zapatistalarla benzerliği var mı?

Zapatistalar teknik olarak halen Meksika rejiminin etkisi altındalar. Meksika, tamamen Türk devleti gibi değildir, ancak oradaki insanlar da yüzde yüz özgür değiller. Benzer olan şey, geleneksel fikir birliği içinde olmaları, bir de kapitalist olmamaları. Hiyerarşik yapılanmaları ortadan kaldırmaya dönük çabaları var. 

Bence Rojava'ya en yakın Zapatistalardır. Zapatistalar 20 yıldır varlar ve kendi koşullarına göre çok başarılılar. Bu durumlar, insanlara umut veriyor ve hayran bırakıyor. 


Rojava'ya dair anılar biriktirdiniz mi? 

Tabii ki. Biri kılavuzumuzla ilgili. Kendisi Cizîrê'nin bakanlıklarından birinde çalışıyordu. Rojava'da insanların ne kadar kötü koşullarda yaşadığını görünce çok etkilendik. Beraberimizde küçük hediyeler götürmüştük.  Kılavuzumuza hediyeyi verirken özür dilediğimizde; "Hiç önemli değil. Rojava'da sizde olmayan bir şey var. Biz burada özgürüz, bunu size vermek isterdik. Bunun için dilek tutuyoruz" demişti.

İkinci bir anekdotu daha aktarmak istiyorum. Güney Kürdistan'da bir seminere katılmıştık. Seminerde devlet sistemlerine alternatif devrimci teorileri tartışıyorduk. Güney Hükümeti devlete benziyor, parlamentosu var. Diğer taraftan ise alttan organizeli bir hareket var. Bu çok enteresan bir şey.  İkili bir güç var ve bunu aynı kişiler organize ediyor. Resmi bir devlet var ama herkes devletin bütün güçleri almasını istemiyor. Alttan örgütlenenler demokratik bir devlet anlayışı ortaya çıkarabilir. Seminerde bunun mümkün olduğunu ifade ettik. Bu sırada organizasyon ekibi, içlerinden birisini gözaltına alması için polisi çağırdı. Polis de onlara resmi izinleri olmadan tutuklayamayacağını söyledi. Herkes çok sinirlenmişti. Bu, ilkelere ne kadar bağlı kalındığını gösterdi. 

Rojava Devrimi, bence diğer hareketlere alternatif ve ilham verici. İnsanlar böyle bir sistemin imkansız olduğunu düşünüyor, demokrasinin imkansız olduğunu zannediyordu. Burada sadece kağıt üzerinde bir demokrasi var  ama orada gerçekte yaşanıyor. Dünyaya Rojavalıların güçlü olduğunu, kendilerini organize ettiklerini ve dünyanın en güçlü düşmanlarını yendiklerini göstermek gerekiyor. Bu, çoğu insanın düşüncelerini değiştirebilir. Rojava'nın dünyada devrimsel etkiler yaratacağına inanıyorum. PKK, bölgede yaşanan krizi aşmaya çalışıyor. Siyaset de budur zaten.


M. Faruk ÇELİK